27 Kasım 2016 Pazar

, , , ,

Kitap Fuarından geriye kalanlar. || Kasım - 2016



Şu yazıda devam edecektir diye not düştüğüm fakat daha sonra araya haftanın girmesi üzerine bende ikinci yazımın konseptini değiştirmeye karar verdim. Hem son olarak ne aldığımdan hem de fuar hakkında deneyimlerimi bu başlık altında birleştirmiş olacağım.
Kitap fuarları bizim ülkemizde oldukça rağbet gören fuarlardan biri. Birçok insanın üşenmeden gittiği ve ciddi katılımların olduğu kitap fuarı her yaş için kapılarını bu sene de açmış oldu. Kitap fuarına ziyaretin yetkililer tarafından daha çok hafta içi yapılması gerektiği söylense de ben bu görüşe katılmıyorum. Bu sene iki kere gittiğim fuarda da hafta içi gittiğimden bunu önermemem için oldukça sağlam nedenlerim oluştu. Hemen birkaç maddede bunu açıklayayım:

  • Hafta içi büyük ihtimal ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerinin topluca gittikleri ve sürüden ayrılanı kurt kapar deyimini ciddiye aldıklarından dolayı da birbirlerinden ayrı gezmedikleri için izdiham yaşanılması kaçınılmaz oluyor. (Buna özellikle dikkat edin.)
  • Bu hengamenin içerisinde sizde bir bunalma, istemsiz bir şekilde niye geldiğinizi anlayamamaya ve bundan mütevellid de kitapların o mayhoş ortamına ayak uydurmak yerine kendinizi güvenceye almak için kalabalıktan uzaklaşma ve oradan çabucak ayrılma isteği beyninizde yankılanıyor.
  • Buluşmak istediğiniz arkadaşlarınızla hafta içi buluşmak da bir o kadar zor oluyor. Çünkü herkes genelde boş olduğu zamanlar yani hafta sonları gelmeyi tercih ediyor. (Sınavları dolayısıyla gelemeyen kişilerden bahsediyorum.)
  • Birçok blogger ve bookstagram kullanan kesimin de hafta içini tercih etmediği bir gerçek.
  • Fakat standda her gün çalışan ponçik kişileri de unutmamak lazım. Birkaç kişiyi bu sayede hafta içi görebilirsiniz. (@tozlubavul 'a öpücük yollar.)
  • Lakin herkesi görmek isterseniz bu yine size bir hüsrana sürükleyebilir. 
Bunlar haricinde yine yemek yemek ve dinleme yerleri fuar zamanı hep dolu oluyor o yüzden buna yapacağımız bir şey yok maalesef ki.


Fuarın beşinci günü yani çarşamba günü ben kendi okulumun edebiyat grubu ile gittiğim için farklı bir deneyim olduğunu söyleyebilirim. Fuarlara genelde ailem ile gittiğimden bu konuda farklı olması kaçınılmazdı zaten. Arkadaşları korkutmamak için ben ilk gün gittiğimde zaten istediğim birçok kitabı almış olduğumdan almak istediğim diğer küçük kitapları da o gün aldım. Onlar da şöyleydi:

  • İnsan Ne İle Yaşar - Tolstoy  (Koridor Yayınları)
  • Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz - Melisa Kesmez (Sel Yayıncılık)
  • Yalnızlık - Hasan Ali Toptaş  (Everest Yayınları)
  • Kabuk Adam - Aslı Erdoğan  (Everest Yayınları)
  • Kendine Ait Bir Oda - Virginia Woolf  (Aylak Adam Yayınları) 
Toplamda 20 kitap ile bu seneki fuarı kapatmış oldum. Geçen seneye göre daha fazla kitap almam beni birazcık ürkütse de aldıklarımı güzelce okuyacağım. O yüzden pişman değilim. 

Kendime son olarak şu notu bırakmak istiyorum: Lütfen bir dahaki sene fuara hafta sonu git! 

Sevgiler,
2017 kitap fuarında görüşürüz!


İstanbul Kitap Fuarı Yazılarım;

35. İstanbul Kitap Fuarı || Aldığım Kitaplar - İlk Gün (14.11.16)

34. İstanbul Kitap Fuarı || Aldığım Kitaplar 

31. İstanbul KİTAP Fuarı || Gidemiyorum
Continue reading Kitap Fuarından geriye kalanlar. || Kasım - 2016

20 Kasım 2016 Pazar

, , ,

35. İstanbul Kitap Fuarı || Aldığım Kitaplar - İlk Gün (14.11.16)

Sonunda bu yazıyı girebildiğim için bin şükür ederek yazıya başlamalıyım sanırım. 35. İstanbul Kitap Fuarı bugün sona ererken artık bu yazının gelmesi farz olmuştu. Malum twitterdan beni takip ediyorsanız geçen hafta bildiğiniz gibi vizelerim vardı. Onların bitişi benim fuara gidişim demek olduğundan nasıl bir hafta olduğunu inanın hatırlamıyorum. Ama her şeye "sakin ol ve kitap fuarını bekle!" diyerek katlandığımdan sanırım o hafta hızlı geçmiş oldu. Her yer fuar snapleri, instagram fotoğrafları ile dolarken ben son vizeme girmiş ve mutluluktan havalara uçuyordum. Zira yılın en sevdiğim zamanı İstanbul Kitap Fuarı olduğu hafta! Evet, bu yazıyı yazarken bile hala anılarım aklıma gelip gülümsüyorum. Yakaladınız! 😀

Bu seneki fuara şanslıydım ki 2 defa gidebildim. Fakat bir yönden de şanssızdım ki o da sevgili Eren'i ve diğer birçok blogger arkadaşımı görememiş olmam. Gerçekten bu beni çok derin yaraladı. Çünkü her sene illa Eren ile bir yayınevi gezmece yapardık. Bu sene kısmet olmadı. Fakat 2 gün tüyapta olmam biraz olsun acımı hafifletmeyi başardı. Her neyse. İlk seferimi 14 Kasım 2016 pazartesi günü burada da duyurduğum şu yazı ile fuara gideceğimi belirtmiştim. Bu arada o gün ilk defa ailem olmadan bir tüyap geçirecektim. (Malum ben Tekirdağ'da oturduğumdan İstanbul'a tek başıma gitmeye iznim yoktu. Ta ki bu zamana kadar. ) Ailem olmadan diyorum ama öyle tek başıma da değilim hani. Aslı'nın da bana eşlik ettiği zorlu bir fuar macerasıydı. Neden zorlu dediğime birazdan geleceğim ama ilk olarak ana konumuz olan fuardan aldığım kitaplara bir göz atalım.

  •  Kızıl Yükseliş - Pierce Brown (Pegasus Yayınları - Seri olarak 63 TL idi.)
  • Altın Oğul - Pierce Brown
  • Sabah Yıldızı - Pierce Brown
  • Hava Uyanıyor - Elise Kova (Yabancı Yayınları - 20 TL)
  • M Treni - Patti Smith ( Domingo Yayınları - 15 TL)
  • Çöküş ve Yükseliş - Leigh Bardugo (Martı Yayınları - 10 TL)
  • Freud Olmak - Bir Psikanalistin Gelişimi - Adam Phililps (YKY - 8 TL sanırım.)
  • Çile - Necip Fazıl Kısakürek (Büyük Doğu Yayınları - 16 TL)


  •  Yeni Tarama Sözlüğü - Cem Dilçin (TDK - 11 TL)
  • Yazım Kılavuzu (TDK 6 TL)

  • Güngezgini - Fabio Moon & Gabriel Ba (Çizgi Düşler - 35 TL)
  • Sandman 1 Prelüdler & Noktürnler - Neil Gaiman (İthaki Yayınları - 22.5 TL)
  • Sandman 2 Bebek Evi - Neil Gaiman (İthaki Yayınları - 22.5 TL)
  • Puslu Kıtalar Atlası - İlban Ertem (İletişim Yayınları - 20 TL)
Toplam 14 kitap ile ilk günden yaptığım listeye uymadığımı anlamış oldum. Aslında listede olup da fuarda sorduğumda internet fiyatından pahalı olan kitapları almayı ertelediğim için başka kitaplara gözüm kaymış olabilir. Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Güzel indirim yapan yayınevleri yine pek yoktu. Martı Yayınları yine 10 TL'lik kitapları ile muhteşem görünüyordu. İletişim Yayınları'nın da Puslu Kıtalar Atlası'nı 20 TL gibi yine müthiş bir fiyata satması beni kalbimden vuran bir başka yayıneviydi. Genel olarak sadece gezmelik ve gözünüz kalmasın diye bir iki kitap alarak günü kapatabileceğiniz bir fuardı diyebilirim. Benim gibi yapmayın yani. 14 kitabı aldıktan sonra ise "Aboo ben ne yaptım?!!" şeklinde bir şaşırma, daha sonrasından gelen acaba beni eve alacaklar mı sorunsalı ve en önemli soruyu kendime sordum: Ben bunları nasıl taşıyacağım? Evet. Şimdi zor kısma geldik arkadaşlar. 

Biz Tekirdağ'dan uçarlar ile geldiğimiz için yine dönüşümüzü aynı şekilde uçarlarla yapacaktık. Yani plan bu yöndeydi. Ki öyle de oldu fakat uçarların yazanesinin fuara olan uzaklığını hafife almamak gerekiyormuş arkadaşlar. Bizzat denedim ve 14 kitapla o yol İŞKENCEYE dönüştü. Ciddiyim. Bir ara beni bırak sen git modundayken bir ara da acaba otostop mu çeksem ya da beyfendi bize yardım eder misiniz bakışları attığım birkaç amcadan sonra kimsenin beni takmadığını anladım ve yürümeye devam ettim. Taksiyi bile kestik ama onca para kitaplara gitmişken taksi parası vermek takdir edersiniz ki çok zor geldi. Mesafe aslında çok uzun değil. Sadece 14 KİTAPLA ÇOK UZUN.

Eve döndüğümde omzumun ağrısını unutmuş kitaplarımı seviyor olsam da hiç unutamayacağım bir tüyap olduğunu söyleyebilirim. Hem benim ilk ailem olmadan gittiğim bir tüyap olmuş oldu hem de uzun bir aradan sonra kendimi kitapların arasında kaybolmuş bir vaziyette oluşum ee bir de fuar atmosferini yeniden tatmış olmamı da eklersek mutluluğun tanımını yapmış bulundum. Güzeldi. Her sene ayrı bir heyecan ile fuarda olmak insanı mutlu ediyor. Biraz mutlu olmak güzel bir şeydi.


İKİNCİ YAZI İLE DEVAM EDECEK...
Continue reading 35. İstanbul Kitap Fuarı || Aldığım Kitaplar - İlk Gün (14.11.16)

14 Kasım 2016 Pazartesi

, ,

35. İstanbul Kitap Fuarındayım!


14.11.2016 yani bugün İstanbul Kitap Fuarı'nda olacağım. Gelip tanışmak isteyen nasıl bulabilir beni bilemiyorum ama orada olacağım. Alacağım kitapların listesini ve diğer ıvır zıvırları da hallettim ve şuan yoldayız. Tabikide Aslı ile ;)

Almamı istediğiniz kitapları yorum olarak bırakabilirsiniz. Bakalım neler alacağım. Her seferinde fuara gitmeme rağmen bu heyecanın hiç sönmemesi harika bir şey değil mi? :)

Saat: 10.38
Konum: İstanbul yolunda.
Snapchat: raggedybook
Continue reading 35. İstanbul Kitap Fuarındayım!

29 Ekim 2016 Cumartesi

, ,

Buradayım - Clélie Avit | Kitap Yorumu

"Üşüyorum. Açım. Korkuyorum.
Bunları hissediyor olmalıyım."

Go Kitap'ın en yenilerinden olan Buradayım, sizi daha ilk sayfadan bu kelimelerle cezp etmeyi başarıyor. Her ne kadar hikayenin ana temasını kullanan oldukça etkili yazarlar olsa da Buradayım'a bir şans vermek istemiştim. İyi ki de vermişim diyorum çünkü aşına olduğumuz komada kalan hastaların hikayesi dışında oldukça dikkat çekici küçük detaylar var. Arka kapak yazısını az çok okuduğunuzu farz ederek konudan çok karakter ve o kurgudaki küçük etkilerden bahsetmek istiyorum.


Elsa, pek tanınmayan bir meseleğe sahiptir. Kendisi dağcılık yapıyor fakat işi göründüğü kadar basit değil. Yürüyüş rotalarının haritalarını çıkaran bir enstitüde çalışıyor ve buzul bölgeleri onun uzmanlık alanı. Bunu öğrendiğinizde  yazarın küçük ama oldukça etkili bir detay eklediğini fark ediyorsunuz. Karakterin kişiliği üzerinde farklı bir bakış açısı getiren şahane bir detay bana göre. Gerçekten böyle bir meslek var mı bilemiyorum ama hikayeye tutunmamı sağladığı bir gerçek.

Bir gün her zaman ki gibi dağ için son kontrollerini yaparken aslında rutin yapılması gereken ip kontrollerini bu sefer düzgün bir biçimde yapmıyor ve Elsa'nın dağdan kopup kendini aşağıda bulması bir oluyor. Bu durum onu komaya sokarken gelelim hikayenin ikinci bakış açısına.
Thibault'un erkek kardeşi birgün araba kazası yapar ve bu kazada iki küçük çocuk da öldürür. Kardeşinin böyle bir durumun içinde olması Thibault'u kardeşinden nefret etmeye doğru sürüklerken bir yandan da mecbur olduğundan dolayı da kardeşini ziyaret günlerinde görmesi için annesini hastaneye bırakması gerekiyordur. Aynı zamanda sevdiği kadından da üzücü bir şekilde ayrılmış olması hayatındaki bir başka sorundur. İster kader diyin ister tesadüf bu iki kaza aslında iki ana karakterimizi de yeni bir umut olacaktır.

Thibault annesini beklerken birden kendini Elsa'nın odasında bulunca merakına yenik düşer ve onun hayatına giriş yapar. Buradan sonrası kitaptaki o mayhoş satırlarda gizli.


Komadaki hastaların konuşamasalar da dışarıdaki sesleri duyduklarına dair bir teori olduğunu biliyoruzdur. Elsa da yaşadığına dair bir tepki veremese de içten içe her şeyi duymaktadır ve hem ailesine hem de arkadaşlarına hala burada olduğunu anlatmaya çabaladığını kitap boyunca okuyoruz. Aynı zamanda Thibault ile olan ilişkisi de bir o kadar okunmaya değer. Hele ki herkes ona her an kırılabilecekmiş gibi kibar davranırken Thibault'un onunla normal bir insanmış gibi konuşması bizi biraz da olsa o olumsuz havadan sıyırıyor. Bu durum hem gülmenize sebep oluyor hem de siz olsaydınız o durumda aynı şekilde davranır mıydınız diye düşündürtüyor.

Thibault'un en yakın arkadaşının bebeği de bir diğer küçük ama etkili bir detaydı. Bebeğin vaftiz babası olması ve ona verilen sorumlulukları yerine getiriş yöntemi okurken koma teması içindeki hikayeyi biraz daha olsa yumuşatmayı ve o buhranlı havayı dağıtmayı başardı.

Kitabın tek sevmediğim yönü ise sonu oldu. Yazar o kadar bitirmek istemiş ki her şeyi bir sayfaya sıkıştırmış gibi geldi bana. Okuyucuya biraz daha o süreci okutması gerektiğini düşünüyorum. Yine de bu olumsuzluğa rağmen kitabı genel olarak kötü diyemiyorum. Kafa dağıtmak istediğinizde okuyabileceğiniz hoş bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

Kitap Adı: Buradayım
Orjinal Adı: Je Suis Là
Yazar: Clélie Avit
Yayınevi: Go Kitap
Tür: kurgu, romantik
Sayfa Sayısı: 260
GR Puanı: 3.83
Puanım: 4/5
Continue reading Buradayım - Clélie Avit | Kitap Yorumu

23 Ekim 2016 Pazar

, , ,

Bkmkitap.com ve D&R'dan yaptığım kitap alışverişi || Başka diğer şeyler

Haftasonlarını seviyorum fakat bu çoğumuzun tatil için sevdiğinden ziyade benimki blogumla ilgilenebildiğim nadir zamanlar olmasını kapsıyor. Bu size biraz garip gelebilir. Nedense blogumla ilgilendiğim her saniye benim için kendime ait bir yerde özgür olduğumu ve ufacık karışık dünyamdan biraz da olsa uzaklaştığımı hissettiriyor. Neler yapıyorum  ya da hangi kitabı okuduktan sonra yorumunu girmem gerekiyor bunları düşünürken ve zaman ayırırken insan ister istemez zaten o dünyadan kopuyor ki bu harika bir olay. Buna ihtiyacınız oluyor. Kendi tedavinizi bulmuş gibi olmuyor musunuz? Bence buluyoruz. Şimdi tedavi falan hayırdır ağır hasta mıyım ya da ölüm döşeğinde miyim gibi kafa kurcalayan sorular aklınıza gelebilir veyahut gelmeyebilir. Bunlara ne cevap vereceğim ne de üstünde duracağım ama şunu desem herhalde birçoğunuz anlar: Kitap okuyamıyorum. İnsanı üzüyor.

En son okuduğum kitap Go Kitap'tan basılan 'Buradayım' adlı kitaptı. Aslında elimde uzun zamandır sürünüyor. Fakat bu kitabın suçu değildi. Hatta dün son  20 sayfasını bitirmediğim için artık kitabı okumam gerek diyerek sonunda huzur içinde onu kitaplığıma koyabildim. Bence dili olsaydı bana sitem eder ve dün akşamda bana "hele şükür bitirdin pislik." derdi. Kitaplar konuşabilselerdi benimkiler bana tükürürdü ve kitaplığımdan koşarak uzaklaşırlardı. Keşke konuşabilseler.

Lafı yine nerden nereye çekmişim! Üzülmeyin sevgili okur çünkü eğer üçüncü paragrafa kadar geldiyseniz buradan sonrası ana konuyla çok ilgili bir paragraf olacaktır. (Çok da güvenmeyin yine de. )


Bkmkitap.com sitesini ilk olarak Eren'den duymuştum. Kendisinin alışverişinde bir kitabı hiçbir yerde bulamadığını fakat bu sitede o kitabı bulduğunu söylemiş ve kargonun da sorunsuz bir şekilde geldiğini ilave etmişti. Bende bu sözlere güvenerek kitap siparişimi verdim. Aslında aklımda Tüyap'a kadar kitap almamak vardı fakat şöyle bir gerçek var ki ben Türk Dili ve Edebiyatı bölümü okuyorum. Bu da demek ki her an her saniye kitap almamız ve o kitapları okumamız gerekiyor. Bundan şikayetçi olduğum anlaşılmasın sadece planlarımın bozulmasına biraz üzüldüm. Şuan iyiyim. Kitap almak bir insanı nasıl mutsuz yapar ki zaten! ;)

Üstteki kitapların arasında tuğlaya benzeyen bir kitabın da olduğu kitap kargomda neler almışım biraz inceleyelim o vakit.

  • Emile - J.J. Rousseau
Tanziman Edebiyatı dersimize giren hocamızın bütün derslerinde mutlaka bir kitap önerisi alırsınız. Emile'de bu kitaplardan biriydi. "Bunu okumayan edebiyatçı demesin kendine." diyerek en azından beni gaza getirdi ve kitabı hiç de sayfa sayısına bakmadan sepetime ekledim. Almadan önce baksamda almaktan vazgeçmeyecektim ama yine de "nasıl okuyacağım acaba?" diye düşünmeden kendimi alamıyorum.
  • Üç Anadolu Efsanesi - Yaşar Kemal
Türk Halk Edebiyatı dersimizin vizesinde sorulacak olan kitap olur kendileri. Hala bitiremedim ama hocamız duymasın. ;)
  • Efrasiyab'ın Hikayeleri - İhsan Oktay Anar 
Yine Türk Halk Edebiyatı dersinin finalinde sorumlu olduğumuz bir kitap. Aynı zamanda İhsan Oktay Anar ile tanışma kitabım olacak. Biraz heyecanlıyım. Çünkü Puslu Kıtalar Atlası kitabının çok methini duymuştum ve o kitapla yazarı tanıyacağımı planlarken bu çok ani bir değişiklik olacak.
  • Korkuyu Beklerken - Oğuz Atay
Karşılaştırmalı Edebiyat dersine alınan yine mükemmel bir kitap. Oğuz Atay'la Bir Bilim Adamının Romanı kitabıyla tanımıştım. Yorumuna şuradan ulaşabilirsiniz.
  • Yabancı - Albert Camus 
Yabancı da benim kişisel okuma listemden seçilen bir kitap. Kargo bedava olsun diye eklenildi. 


Bir diğer kitap alışverişimi de D&R'dan yaptım. Aslında şuan üst resimde bir kitap daha olması gerekiyor fakat yok. Neden? HALA TEDARİK SÜRECİNDE ÇÜNKÜ!
Cidden! Bu cümleden ne kadar nefret ettiğimi en azından anlamanız açısından büyük harflerle yazmaya çalışsam da ben yine de tatmin olamadım. Her neyse. Kitaplar geldi pekala ama zaten ben tedarik sürecinde kalan kitap için bu siparişi yaparken sizin o kitabı bana yollamayışınız beni derinden yaralıyor sevgili D&R. O kitabın ismini sinirle yazmayı unutmuş olmam da geriye dönüp de sinirle yazdığım satırları silmeme engel olmayacak. Yeni Tarama Sözlüğü'mün en kısa sürede gelmesini istiyorum. Umarım gelir. O zaman aldıklarıma geçelim?
  • Katip Bartleby & Benito Cereno - Herman Melville 
  • Kör Baykuş - Sadık Hidayet 
  • Ben Bir Gürgen Dalıyım - Hasan Ali Toptaş
  • Amok Koşucusu - Stefan Sweig 
  • Sisifos Söyleni - Albert Camus
  • Yeni Tarama Sözlüğü - Cem Dilçin 
Bu kitap alışverişlerimde iki farklı kitap sitesini kullandım. Bkmkitap.com'u mutlaka girip bir inceleyin. Stoklarında bulunmayan birçok kitap sitesindeki kitaplar burada mevcut. Ayrıca kargo çok hızlı bir şekilde elinize ulaşıyor ve babil.com gibi size kitaplarınızın sağlam ulaşmadığında verdikleri bir kart sayesinde tekrar iade edebiliyorsunuz. Aslında bu diğer kitap sitelerinde de var fakat bu kadar hızlı olacağını pek sanmıyorum. Ya da o güvenceyi vereceklerini. 

D&R'ın kitap kargosunu pek beğenmedim. Ben Bir Gürgen Dalıyım kitabının sayfalarının bazıları katlanmış bir şekilde geldi ve eğer bir kitabı elinizde yoksa onu satışta olarak göstermeniz hiç hoşuma gitmedi. Hala bekliyorum. Gelirse bir şekilde burada duyuracağım. 

Onun dığında söylemek istediğim bir şey de cumartesi - pazar günleri blogda yazı görmenizin oldukça muhtemel olacağıdır. Hatta eğer üşenmezsem Buradayım kitabının yorumunu yarın yazabilirim. Böylece hem blog aktif olmuş olacak hem de ben birazcık da olsa vicdan azabımı azaltabileceğim.  

Kendime Not: Birkaç ay, yıl geçtikten sonra tekrar bu yazıları okuduğunda Sia'nın şarkılarına acayip derece takıntı yaptığını bil istiyorum. Çünkü böyle şeyler her zaman önemlidir. Ek olarak biraz üzgünsün.
Continue reading Bkmkitap.com ve D&R'dan yaptığım kitap alışverişi || Başka diğer şeyler