22 Ekim 2013 Salı

, , ,

Konuşan Kitaplar ile Blog Turu: Umutsuz - Colleen Hoover | Kitap Yorumu


Ayy ayy ilk olarak afişimizden söz etmek istiyorum. Ba-yıl-dım!!! Herşeyden önce kitap çok farklı. Her duygunun içinde olduğu bir kitap bu "Umutsuz". Tabi daha bunları detaylı bir şekilde konuşmadan önce bu gün turda sizi neler bekliyormuş önce takvime bir bakalım;

Karakter & Yazar Söyleşi | Tuğçenin Kitaplığı
Ya Sonra | Kitap Telvesi
Losing Hope Yorum | Tuğçenin Kitaplığı
Yorum | Kitap Sayfaları


 



Kitap Adı: Umutsuz
Orjinal adı: Hopeless
Yazar: Colleen Hoover
Bağlı olduğu seri: Hopeless #1
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Tür: romantik, young adult, 
GR Puanı: 4.51
Sayfa Sayısı: 425










Umutsuz, beklediğim gibi bir konuya sahip değildi. Ama bu demek değil ki kötü bir kitap, aksine çok beğendiğim ve zaten Goodreads puanına bakarak da kitabın ne kadar iyi olduğunu anlayabilirsiniz. Aslında ilk başlarda ana karaktere - Sky'a - çok gıcık kapmıştım. Nedenini aslında söylersem biraz spoiler'e kaçıcağı için söyleyemiyorum fakat daha sonradan neden böyle yaptığı anlaşılıyor ve ben gerçekten kendimi kötü hissettim böyle düşündüğüm için... 
Hayatta insanı yere yıkan şeyler birer sınavdı, pes edip yerde kalmakla silkelenip yere düşmeden önce durduğundan daha dik bir şekilde ayağa kalkmak arasında bir seçim yapmaya zorluyorlardı. Ben dik durmayı seçiyordum. Bu hayatın benimle işi bitene kadar muhtemelen birkaç kez daha yere düşecektim, ama asla pes etmeyeceğimi garanti ediyordum. - Sky
Kitabın yarısından sonra yanınıza peçetenizi almanızı öneririm çünkü duygusallığın dibini yaşadım ben şahsen. Kitapta böyle derin  duygular ve normalde de bunların olduğunu bilmek insanı çok etkiliyor. Ve elinizde olmadan kitaba karışıp tepkiler vermeye başlıyorsunuz. Kendinizi kaybedebilir ve kitabı bi tarafa fırlatabilirsiniz. Bu gibi tepkilerde sakin olun ve elinizde kitabı düzgün bir yere bırakın. Güzel şeyler düşünün derim. 

Konusuna gelirsek; kitap Sky'ın ileride yaşayacağı duygusal çöküş üzerinden başlıyor. Sinir krizleri ve öfkenin hakim olduğu zamanda Sky'ı tanıyoruz. Ama bu anıyı kitabın çook sonralarında karşınızda görüceksiniz. Neden böyle davrandığını da böylece anlamış oluyorsunuz. Sky, baş karakterimiz küçük yaşta Karen tarafından evlat edinilmiş ve eski hayatını neredeyse hiç hatırlamıyor. Karen'a artık alışmış ve bu durumdan çok memnun. En yakın arkadaşı yan komşusu olan Six - bu kıza bayılıyorum!! - ile dondurma kaçamakları yapıyorlar, Sky Tv izlemeye Six'e gizli gizli gidiyor - çünkü annesi teknoloji düşmanı!! - ve erkeklerle takılıyorlar. Ama Sky'ın bir sorunu var erkeklere karşı kendi deyimiyle "karnında kelebekler uçuşmuyor" yani bir şeyler hissetmiyor. Bunun daha sonraları neden olduğunu da anlıyoruz.. Ayy çok kötü neyse :(( Hayat gerçekten çok normal. 

Sky evde öğrenim görmüş ve artık gerçek hayata atılmak ister. Six'in okuluna son seneyi okumaya karar verir ve ısrarlar sonucu Karen kabul eder. Ama Six'in yabancı değişim bilmem neyi ile başka bi yere gitmesi gerekir. Aslında ben burayı biraz saçma bulmuştum. En sevdiğim karakterin kitapta çok fazla yeri olmuyor böylece.. Ama gidene kadar Six'in ne kadar komik ve manyak biri olduğunu anlıyoruz. Ee Sky Six'in gidiceğine üzülsede kararından dönmez ve Karen'a yinede lise son sınıfa gideceğini söyler.

Bir gün marketteyken Dean Holder'la karşılaşır ve işler hoooppp tepetaklak olur. Buradan sonrası bayağı güzel ve sırf burayı okumak için ve kahkahalarınızı atmak için bu kitabı okumalısınız. Holder ve Sky ikiside koşmayı seviyor ve ikiside çok manyak. Daha sonradan olaylar farklı bir boyuta dönüyor ve Sky'ın aslında evlat mı edinildiğini yoksa daha farklı olaylar mı döndüğünü anlıyoruz. Ve onların aşkının her şeyi yendiğini görebiliyoruz. İşte o umut arayışı yada ne bilim sadece aşklarına tutunmaları bile gözlerinizin dolmasına yetiyor....

Ona bakar bakmaz üç şeyi fark ettim:
1. Baştan çıkarıcı çarpık gülümsemesinin ardına gizlenen beyaz dişlerini.
2. Gülümsediğinde dudaklarının köşelerinde ve yanaklarının arasındaki oyukta oluşan gamzelerini.
3. Beni ateş bastığına emindim

Ya da karın boşluğumda kelebekler uçuşuyordu.
Ya da bir tür virüsün etkisi altındaydım.


Devlet okulundan bahsedersem biraz, ilk gün Sky için bayağı kötü oluyor. Şahsen bana böyle bir şekilde davranılsa herhalde bi daha okula gitmezdim. Ama Sky öyle bir başa çıkıyor ki hayret verici gerçekten. Ama ilk gün tamamen kötü gitmiyor vee bir ittifak! Breckin, onun yanına geliyor ve o da yeni gelen bir çocuk olduğundan ve özellikle de kitap okumayı sevmesi 10 tam puan almasını sağlıyorr! Bakalım;

"Okumayı sever misin? diye sordum. Uzanıp kitabı sırt çantasından çıkardım ve karşısındaki sandalyeye oturdum. "Türü ne? Lütfen bilimkurgu olduğunu söyleme." Sandalyesine yaslanıp bir şey kazanmış gibi sırıttı. Belki de kazanmıştı. Hala karşısında oturuyordum öyle değil mi? "Kitap güzel olduğu sürece türünün ne olduğunun önemi var mı?" diye sordu (Breckin)
 Sonuç olarak daha sonradan o kadar sinirleniyor ve bu olaylara bişey yapamadığını bildiğiniz halde o kadar çok üzülüyorsunuz ki bu da kitabın sizi çok etkilediği anlamına geliyor. Ben bu kitapta kötü bir yer göremedim. Belki de çok kendimi kaptırdığımdan. Ama iyi yönlerinin yanında kötüler sönük kalmış, görmemişimdir muhtemelen :D Son olarak bi alıntı daha yapıyım. Aslında çok güzel alıntılar var hepsini burada yazamadım ama kitabı okuyunca siz bulursunuz artık ;)

İki insan bir olduğunda olan şey buydu: artık sadece sevgiyi paylaşmakla kalmazdı. Acıyı, üzüntüyü ve kederi de paylaşırlardı.

- Puanım -
5/5

0 yorum:

Yorum Gönder