10 Temmuz 2014 Perşembe

, , ,

Son Kamelya - Sarah Jio | Kitap Yorumu







Kitap Adı: Son Kamelya
Orjinal Adı: The Last Camellia
Yazar: Sarah Jio
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Tür: tarihi kurgu, gizem, romantik, gerilim
Çeviren: Ayhan Ece Şirin
Sayfa Sayısı: 345
GR Puanı: 3.86







Arkadya yayınlarını sanırım ilk Sarah Jio'nun Mart Menekşeleri kitabıyla tanımıştım ve o zamandan beridir hem Arkadya yayınlarını severim hem de Sarah Jio'nun çıkardığı kitapları severim. Benim gözümde ayrı bir yeri vardır Sarah'ın - evet samimi olduk artık - Son Kamelya ise gene harika bir kurgu ile hazırlanmış bir romandı. Karakter özellikleri olsun, olay örgüsü olsun ve özellikle olayın geçeceği yerler olsun beni gerçekten memnun etti. - Londra'da geçmesi buna bir etkendi - İlk başlarda Amerika'da olsak da ana karakterimiz Flora Lewis - isminin böyle olması çiçeklerle uğraştığını azcık ipucu veriyor sanki - daha sonradan bütün kitap boyunca Londra'da Livingston Köşkü'nde dadı olarak işe başlar. Ama kendi mesleği dadı değildir.
Flora'nın ailesinin bir ekmek fırını vardır ve birazcık durumları sıkışık olduğundan para sıkıntısı çekmeye başlar bu sırada eline bir fırsat geçer - daha doğrusu başka çaresi olmadığı için - ve Philip'in son kamelya olan Middlebury Pembesini bulması için Livingston köşküne yollar. Eğer kamelyayı görürse ona haber vermesi gerekecektir.
Küçük bir kızken, sadece bana ait olan kitaplarım olsun istemiştim. Hikayelerde kaybolmayı, benim hayatım iç karartıcı bir hal almışken, kitapların dünyasında yaşamayı hayal ederdim. (Flora - syf. 71)

Ayyy biraz soluklanayım. İlk paragraftan direk konuya geçtim. Neden öyle oldu neyse -.-
Bu sadece kitabın bir kısmıdır. İkinci kısmı ise 1940 yılından ayrılıp tam 50 yıl ileriye gidiyoruz ve orada da Addison Sinclair ile tanışıyoruz. İkinci ana karakterimiz de Addison. Addison eşi ile beraber Livingston köşküne tatile geliyorlar ama köşke daha gelir gelmez tuhaf bir şeyler olduğunu hissediyor. Livingston köşkünün sırrı ney? Ölen Leydi Anna için neden kimse bir şey söyleyemiyor ve köşkün odaları neden kilitli? Bu sorular ve daha niceleri kitapta var. Bu sırları ortaya çıkarmaya çalışıyor bizim Addison da. Yazarımız zaman zaman geçmişe gidip olayların nasıl geliştiğine dayir bilgi edinmemize olanak sağlıyor.

Özellikle söylemeliyim ki çok fazla sır olduğunu düşünüyorum. Sarah bence kitabı daha çok gizemli yapmak istemiş fakat bence biraz bayıcı olduğunu düşünüyorum ben. Okurken "hadii amaa bir sır daha mı?" diye tepkiler verdim. Konuyu tadında bırakıp olayların çözülmesine izin vermemiş ve olay üzerine olay koyup dolambaçlı yollardan bize sonuca ulaştırması beni biraz sinir etti. Bir tek bu kötü özelliği vardı zaten bunu da atlatırsak tamamdır.

Karakterlerden bahsetmek istiyorum ben asıl size. Özellikle Bayan Dilloway - inşallah adını doğru yazdım hep karıştırıyorum - Kendisi hizmetçi mi dadı mı yoksa kahya falan mı tam çözemedim ama evde neredeyse bir leydi edasıyla gezinip duruyordu hatta başta hayalet gibi her yerde bitiyordu. Zaten Livingstonun daha girmeden mahalleli bile - mahalleli dedim hıhı - hayaletli köşk falan havalarındaydı.
Bunu çok düşündüm ve insanların da gökyüzündeki yıldızlara benzediğine kanaat getirdim. Bazıları milyonlarca yıl, belli belirsiz parlar. Onlar hep orada olmasına rağmen bunu fark etmezsin bile. Tuvaldeki bir nokta misali birleşirler. Ama diğerleri öyle bir parlar ki gökyüzünü aydınlatırlar. Onları fark etmeden, hayranlık duymadan edemezsin. Bunların ömrü uzun sürmez. Süremez. Enerjilerini çabuk tüketirler. Annem de onlardan biriydi işte. (syf. 272)
İkinci bir karakter daha doğrusu karakterler çocuklardı. 4 tane - daha sonra 5 oluyor ? - küçük veled. Aslında problemim yok onlarla da babası fena yani. Öyle baba mı olur?? 4 tane çocuk yap sonra hobaa yok say. Valla bişey demiyorum. Bi ara kendi kendime atarlanıyordum sonra dedim blogda atarlanırım ben deyip sakinleştim içime attım :D Flora da olmasa ne olur bu çocukcağızların halii heyt be!

Yazar'a bişey diyemiycem kadın nasıl bir kafadaysa her romanı farklı apayrı konulardan ibaret. Her zaman beni şaşırtıyor ve şaşırtmaya devam edicek gibi duruyor. Mesela kitabın sonu beni benden aldı. O son belki 50 sayfa falan aksiyon sahnelerine taş çıkarıcak olaylar meydana geliyor. Bu da kitabı alıp okumanız için bir etken haline geliyor. Bence son noktayı koyarken ufak eksiklikler vardı sanki ama olaya bağlama konusu ve ekşın sahneleri benim en beğendiğim yerlerdi. Kitabı bitirdiğimde ohh be falan dedim. Sonunda bütün sırrı öğrenmiştim -.-
Geçmişimizin dönüp dolaşıp bizi tekrar bulması ne kadar tuhaf ( Lord Livingston - syf. 149)
- Puanım - 
4/5

*Diğer yorumladığım Sarah Jio kitapları;

6 yorum:

  1. Ertelemekten sıra gelmedi bir türlü bu kadının kitaplarına. Sarah'ın kitaplarını kötüden iyiye doğru okumayı düşünüyorum. Hem gittikçe daha fazla zevk alırım gibime geliyor :) Bu arada nefret ettim o çocukların babasından. Ne bu böyle yap, at gibi -_- Keyifli okumalar..

    YanıtlaSil
  2. Güzel fikirmiş bende öyle yapardım ama okumaya başladım artık :))
    Aynen babalarına karşı hala içimde büyük bir öfke vardır -.-

    YanıtlaSil
  3. En sevdiklerimden idi ! Son kamelya ❤️

    YanıtlaSil
  4. çok güzel bir kitap.böğürtlen kışını da okudum.beklenmedik seyler oluyor sonunda

    YanıtlaSil
  5. Flora ya ne olduğunu anlamadim :/

    YanıtlaSil
  6. Kitabin sonunda gorup sasirdiklari cift kimdi biri yazabilirmi anlayamadim

    YanıtlaSil