25 Eylül 2015 Cuma

, , , ,

Aylak Adam - Yusuf Atılgan | Kitap Yorumu

Kitap Adı: Aylak Adam
Yazar: Yusuf Atılgan
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Tür: Türk Edebiyatı, klasik
Sayfa Sayısı: 155

Her şeye "karşı" duran, "karşı" çıkan, "karşı" olan bir adam... Aylak Adam... Bir adı bile yok. "C." diyor Yusuf Atılgan kısaca.


İnsan her şeye bunca "karşı"yken kendine de "karşı" olmadan nasıl sürdürebilir bir "karşı" yaşamı?



C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstelik. 



Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman.



İlk defa elime Türk Edebiyatından bir yazar aldım. Daha önceden okullarda zorla okutulmaya çalışılan klasikler gibi bu kitaplar da gözümü çok korkutuyordu. Ama daha sonra yani bir yerden sonra kendiniz bu türe yönelmek, o havayı solumak istiyorsunuz.

Farkettiyseniz ben Türk yazarları okumuyorum. Bir süre de onlardan kaçtım. Ama sanırım yanlış bir zamanmış başlamak için. O zamanlar yani. Şimdiyse elimde Yusuf Atılgan var. Aylak Adam'ı gördüğüm zaman "tamam bunu alıyorum!" dedim. Hiç aklımda yokken almış oldum.

İnsan kendininkine uygun olmayanı bağışlamaz. Biz, hoşgörüsü olmadığını bile bile, başkalarında kendininkinden ayrıyı bağışlamaya çalışana hoşgörülü diyoruz.

Dili popüler kitapların dillerinden çok farklı ve belki de ben ilk okuduğumdan dolayı da çok ağırdı. Başta okumakta zorlansam da C.'nin hikayesi beni kendine çekti ve okumaya devam ettim.

Kitap adı üzerinde aylak bir adamı anlatıyor. Zamanını çok güzel bir şekilde yansıtmış. Tabi değişen çok şey yok aslında. Aynı erkek aynı kadın. Daha doğrusu aynı insanoğlu.

Arka sayfasında çok güzel açıklamış aslında konuyu. Zor bir karakter diyor. Doğru, çok zor. Bazen C.'yi anlayamadığım zamanlar oldu. Bazen de benim dile getiremediklerimi söylediğinde şaşırdım. Öyle karışık bir kitap bu.

C.'nin saf aşkı bulmaya çalışması, bulması yada bulamaması... Bunların hepsine şahit oluyorsunuz. Daha sonra da bir bakmışsınız sizde onunla beraber arıyorsunuz o aşkı.
Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamagının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez.

Kitabın sonunda Yusuf Atılgan'ın diğer kitaplarını da okumak istedim. Yada şöyle demeliyim; Türk Edebiyatında bende varım dedim.

Bu türe bu kitapla başlanır mı pek emin olamasam da ben Yusuf Atılgan ile adım attım. Şunu söylemeden geçmek istemiyorum:
Kendiniz hangi tür okursanız okuyun. Zamanı gelince sizin elinize bile almadığınız türler kendiliğinden okunmak isteyecek. Yeter ki bunun olmasına izin verin.

-Puanım-
4.5/5


0 yorum:

Yorum Gönder