2 Temmuz 2016 Cumartesi

, , ,

Bilinmeyen Bİr Kadının Mektubu - Stefan Zweig | Kitap Yorumu

Stefan Zweig'i daha önceden çokca duymama rağmen bir türlü kitaplarını okuma fırsatım olmuyordu. Belki de klasiklere karşı ön yargım nedeniyle de geç okumuş olabilirim. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, haziran ayında okuduğum son kitap olmuş oldu.  Zweig ile ilk tanışmanızın bu kitap olabileceğini düşünmüyorum açıkcası. Ama beni Zweig'a asıl çeken Kafka Okur dergisinin Mayıs-Haziran 2016 sayısında bir yazıda Stefan Zweig'dan bahsedilmesi olmuştu. Ölümü ve hayatından biraz bahsedildiği bu yazıda aynı zamanda yazıyı yazan Amok Koşucusu'nu da çokca övmüştü. Böylelikle ben de artık Stefan Zweig okumam gerek diye düşündüm ve elimde olan Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'na başladım.
"Yalnızca seninle konuşmak istiyorum. Sana ilk defa her şeyi söylemek istiyorum; bütün hayatımı bilmelisin, o hayat ki, hep senindi ve sen onu asla bilmedin. " (syf. 3 | Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu)


Kitap boyunca ismini bilmediğimiz bir kadının, tanınmış bir roman yazarı olan R'ye yazdığı aşk dolu mektubunu okuyoruz. Aslında bu oldukça garip çünkü bu tarz bir kitap daha önce okumadığım için az da olsa şaşırdım diyebilirim. Kadının ismini kitap boyunca öğrenemediğimiz gibi R'ye olan aşkının bu boyutlara gelebileceğini de ön göremiyor ve kitap boyunca "bu nasıl bir aşk?" demekten kendinizi alamıyorsunuz. Zira ben kitap bitene kadar bu kafadaydım. 

"Avrupa’nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü ve yaşamındaki düş kırıklıkları nedeniyle 22 Şubat 1942'de Rio de Janeiro'da, karısı Lotte ile birlikte intihar etti. Buna Hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha varolmayacağı düşüncesi neden oldu." (Vikipedi'den alıntıdır.)
Daha sonra Stefan Zweig'i biraz daha araştırırken yukarıda verdiğim alıntıyı okuduğumda oldukça şaşırmıştım. Karısıyla beraber intihar etmesinin altındaki nedenleri merak ederken buldum kendimi. Belki de Hitler'in o yarattığı karamsarlık nedeniyle böyle bir eylemde bulundu, belki de daha başka sebepler...  60 yaşında hayata veda etmesiyle ardında sadece eserleri kaldı.

Kitap boyunca beni rahatsız eden şey sadece kadının bir adama bu kadar bağlanmasını anlam verememiş olmam ve mektubunda sürekli ona kızmadığını ve ondan bir yardım beklemediğini söylemesi oldu. Bir kadının kendini bu kadar düşürmesini kabul edemedim sanırım. Evet, aşk mı bizi böyle yapıyor yoksa gerçekten de biraz kafamız mı güzel bilemiyorum.

Onun dışında kitabın sonunda çevirmenimizin eklediği 'Sonsöz' başlıklı bir bölüm bulunuyor. Orayı da okumanızı şiddetle öneriyorum. Eğer o bölüm olmasaydı sanırım biraz daha düşük bir puan verebilirdim. Kitabı öyle güzel bir şekilde bize sunuyor ki acaba yanlış kitabı mı okudum ben diye kendi kendime sormama neden oldu açıkcası. :) O yüzden burdan çevirmene de çok teşekkür etmek istiyorum.

Dilinin açık ve anlaşılır olduğunu ve 1-2 saat içerisinde kitabı bitirebileceğiniz bir öykü kitabı Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu. Eğer kolay okunabilir ve sizi yormayacak bir kitap arıyorsanız hem de klasik olsun diyorsanız bu kitap biçilmiş kaftan diyebilirim.

Dipnot: Kitabın bir de filminin olduğunu öğrendim. Siyah beyaz 1948 yıllında çekilen bu film Meçhul Bir Kadının Mektupları (Letter From An Unknown Woman) ismiyle çıkmış. Ben bi 20 dakikasını falan izledim fakat biraz sıkıcı geldi açıkcası. Ama sonuna kadar izlemek de istiyorum. Bu yazıdan sonra izleyeceğim büyük ihtimal. Bazı detayları değiştirilmiş fakat o kadar gözünüze batmıyor. Bir şans verin derim.

Kitap Adı: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Orjinal Adı: Brief Einer Unbekannten
Yazar: Stefan Zweig
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 62
GR Puanı: 4.18
Benim Puanım: 4/5

8 yorum:

  1. Yazarın bu kitabını da merak ediyorum ama önceliğim Satranç olacak gibi :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de Satranç'ı okumak istiyorum bakalım :)

      Sil
  2. benim de yeni bitirdigim kitabım
    hatta yorumlamasını bile blogumda yeni paylaştım.
    satranç da listemde en kısa zamanda okuyacagım.
    yalnız sizin de dediginiz gibi ben de bir turlu kabullenemedim kadının bu kadar dusmesini. Bir kadın aşkından ölebilmeli ama aşkın peşinden bu kadar duşmemeli diye dusundum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa ne tesadüf! :)
      Satranç elimde olsa bende okumak istiyorum cidden.
      Kesinlikle! Kitap boyunca çok rahatsız oldum bu durumdan :(

      Sil
  3. zweig iyidir , satranç ta öyle bunu okudum mu hatirlamıyorum bakarım bloga :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu aralar zweig okuyanlar çoğaldı mı ne? Her yerde onun kitaplarını okuyanları görüyorum :))

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. Ben de okumayı bitirdiğimde öğrendim. Az baktım siyah beyaz seversen izle bence :)

      Sil