31 Ağustos 2016 Çarşamba

, , , , , , , ,

Neler Okumuşum? || Temmuz - Ağustos | 2016


Geçen ay sadece bir kitap okuduğumdan dolayı bu postu girmeye utanmıştım. Eh sonra keşke girseydim falan dedim. Malum her şekilde yazıcak bir şeyler bulabiliyorum ama zaten temmuz ayı da pek parlak bir ay olmadığından daha sonra bunun yerinde bir karar olduğuna karar verdim. Ben de bu yüzden hem temmuz ayını hem de ağustos ayını birlikte değerlendirebilirim diyerek kolları sıvadım.

Ağustos ayının son günleri beni oldukça etkileyen zamanlardı. Nedeni en sevdiğim seriye veda etmemdi. Bu yazıyı yazarken bile onun yorumunu nasıl bloga gireceğim diye düşünmeden edemiyorum. Kitabın ismini beni uzun zamandır takip edenler bilir ama tesadüf eseri bu yazıyla buluşanlara pek yardımcı olamayacağım. Kitabın yorumunu girdiğimde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

O zaman temmuz - ağustos aylarında neler okumuşum bir göz atalım;

*Kitapların isimlerine tıklayarak detaylı yazdığım yoruma ulaşabilirsiniz.

2 ayda toplamda 3.5 kitap okumuş oldum. Buçuk diyorum çünkü Lunch Date Morganville Vampirleri serisinin kısa bir hikayesiydi. 15 dakika içinde biten çok hoş bir hikaye.

Parçalanmış Dünyam, yer yer beni sıkan ama konusunun verdiği bir merak ile devam ettiğim serinin ikinci kitabı. Tek söyleyebileceğim serinin son kitabını bekliyor olduğum. Detaylı yorum yine blogda mevcut.

Genç Werther'in Acıları, benim yeni bir yazar kattığım bir kitap oldu. Goethe ile tanıştık sonunda. Doğru bir başlangıç kitabı oldu mu emin değilim ama ben sevdim. Zaten kalın olmamasından dolayı da hemencecik bitirdiğim bir kitaptı. Bir şans verebilirsiniz bence.

Ve geldik son kitaba. Gün Işığı, beni benden alan nadir kitaplardan biri. Daha doğrusu seri kitaplardan biri. Şöyle de demem gerekiyor: en sevdiğim seri!
Çok fazla bir yorum yapamam bu kitaba. Zaten tarafsız bir yorum gelmeyecek ama yine de okutabildiğim kadar bu seriyi herkese önermeye devam edeceğim. Yazdıkça yazasım geliyor ama şimdilik duracağım. Yorum çok kapsamlı ve bir o kadar da fangirllük içericeğinden sizi oraya beklerim. Yazdığımda bu yazıyı da güncelleyeceğim.

Bu ay bitirdiğim bir diziden de bahsetmek istiyorum ama bu yazıya eklemeyeceğim. Yine ayrı bir post ile bunu detaylı bir inceleme yazısıyla burada olacağım. Yani kısacası beni bekleyen 2 yazım var. O halde ben kaçtım! 

Dipdip: Siz neler okudunuz? Tavsiye ve okuduğum kitaplar hakkındaki yorumlarınızı bekliyorum! *.* 

Okumaya Devam Et Neler Okumuşum? || Temmuz - Ağustos | 2016

23 Ağustos 2016 Salı

Kek ve Kahve Günleri #1

Bir süredir kendi zamanımı doğru kullanmam üzerinde düşünüp duruyordum. Daha çok verimli olması için verdiğim uğraşları -kafamdaki karmaşadan bahsediyorum.- anlatsam emin olun sizin de kafanız ağrır ve bir yerden sonra tabiri caizse "sal gitsin" konumunda olursunuz. Şimdi ne demek istediğimi biraz daha açacağım.

Öncelikle hayatınızın raydan çıktığını düşünmeniz lazım. Evinizin her tarafının dağılması gibi. Dağıtanın kim olduğunu bilmediğiniz ama bir şekilde suçun size atılması gibi bir durum. Yapacağınız ilk iş aslında çok basit: suçluyu bulmak. Tabi bu durumu kafa karışıklığına yorumladığımızda birazcık daha zor. Fakat sakin olalım ve olaya şu şekilde bakalım: Bariz bir şekilde ortam fena halde dağılmış. Suçludan ziyade ben dağınıklığa yoğunlaşmayı tercih edenlerdenim. Ha şimdi bunun kitaplarla ne ilgisi var diyebilir yada ses çıkarmadan bu yazı nereye varacak diyebilirsiniz. Bence ikinci seçeneği seçin.


Dağınıklık, olağan bir düzenin işlememesine denir. Ama olağan düzenimin benim istediğim bir düzen olduğunu düşünmüyorum. Daha çok kendiliğinden gelişen ve sonunda artık beni yemeğe karar veren bir canlı varlığa dönüşmesiyle işlerin çığırından çıktığı ve işte "dağınıklık" dediğimiz olayın ana maddesi haline gelen bir sorun olmayı başardı. Neyse ki olaya el atmak istiyorum. İstemeye de bilirdim. Yemek olmak güzel olabilirdi.

Bugün anne eli değmiş bir kek ve sütlü köpüklü 3'ü 1 aradamla sorunlarıma bir göz atma gereği duydum. Arkadaki fon müzik ise şuydu. Sesi açarsak biraz. Evet süper devam edelim o zaman. 

Düşünürken kitaplar diyorum hayatımın odak noktasıdır her zaman. Nefes almak gibi bir eylem aslında. Okumak. Neyi veya kimi okuduğunuzun önemli olmadığı o nokta. Sanırım o noktada biraz deprem oluyor. Devamlı değil ama ara sıra da olsa şiddetli sarsıntıların beni korkutması hoş bir durum değil açıkcası. Bu bir nevi sizi sinir eden ama bir taraftan da yıkıma sürükleyebilecek olan bir tsunaminin de habercisi olabilir. Halbuki sizin bir parçanız olan bir şeyin sizi yutmasına izin vermemeniz gerekir. Değil mi? 

Olayı ne kadar açıklayamadığımı ve açıklanamayan bir durumun da çözümünün olamayacağı bir gerçekse eğer siz de sadece bu yazıları okurken belki de kitap okumayı ne kadar sevdiğinizi düşünebilir ve belki de kendi içinizdeki çelişkiler zincirine bir halka daha ekleyebilirsiniz. 
Üzgünüm zincir hep uzar. 

En son kek ve kahve diyorduk. Gerçekten enfes bir ikili oldular. Umarım kekli ve kahveli günleriniz olmaz. 
Okumaya Devam Et Kek ve Kahve Günleri #1

9 Ağustos 2016 Salı

, ,

Genç Werther'in Acıları - Goethe | Kitap Yorumu

3 aylık tatil serüvenimin hiç bu kadar SICAK geçeceğini varsaymamıştım. Niyetim tatil boyunca bolca kitap okumak ve dizilere gömülmekti. Ama maalesef bu planlarımın hepsini gerçekleştiremedim. Aslında hala tatil bitmiş değil fakat kitap okuma konusunda bayağı sıkıntılar yaşadığımı söylemem yorumların azlığından anlaşılıyordur herhalde. Her neyse sakin olalım ve en son bitirdiğim ve ondan sonra da bir daha kitap kelimesinin k'sini bile anmadığım kitaba. Genç Werther'in Acıları. Ben kitaba şahsen Genç ve Safoz Fatma'nın Acıları diye değiştiriyorum. Böyle daha gerçekçi oluyor. 

Goethe amcamız ile daha önceden tanışmamıştık. Bunun dez avantajlarını ve tabikide avantajlarını kitap boyunca içime çektim. Ne demek şimdi bu diyebilirsiniz, sizi anlıyorum ama kendimi değil. 

Bakmayın şimdi böyle biraz dramatik yazdığıma - çünkü öyleyim ama bunu daha sonra konuşabiliriz sanırım.- Ha bu arada hala izlediğim tonlarca dizinin yazılarını da giremediğim içim biraz üzgünüm ama bu konu hakkında da daha sonra konuşsak fena olmaz. Yada bahsini bile açmayabiliriz. Bence artık kitabın yorumuna geçme vaktim geldi. Kusura bakmayın yazı biraz çığırından çıktı. Eh yazmaya yazmaya insan biriktiriyor sanırım. Öyle, evet...


Genç Werther'in Acıları aslında hiç aklımda yokken üniversite kütüphanesine kitapları bırakmamla diğer kitaplara gözümün kaymasıyla dikkatimi çeken bir kitap. Daha önceden de  Gırnatacı isimli kitapta çokca ismini duyduğumdan hadi okuyayım bakalım! diye bir gazla alıp çıkmışım. 

Goethe amcamız bize son derece acınası bir karakter yazıyor. Aslında karaktere çok fazla yüklenmek benim gibi klasıkleri fazla bilmeyen için hoş olmayabilir fakat... bundan  2 kitap öncesinde okuduğum Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nda da aynı karakterde olan sadece cinsiyet farkıyla yine aynı düşünce içerisinde olunca insan ister istemez yeter daa! diyesi geliyor. Werther son derece akıllı bir adam hatta birazda ressam da ama bir gün Lotte hanımefendiyi gördüğü zaman bunların hepsini kaybeden ve sadece Lotte'nın aşkıyla yanıp tutuşan bir adama dönmesiyle beni hayal kırıklığına sürüklüyor. Gerçi kim aşık olduğunda kendini kaybetmiyor ki değil mi? Eh neyse uzun konulardan bir tanesi daha. Şanslıyız ki kitap boyunca bunu okuyabiliyor ve beynimize "sakın ama sakın aşık olursan bu tarz dramatikliklere girme!" diye uyarabiliyoruz. Öğretici tarafıda var yani. 


Kitap boyunca Werther sevgili yakin dostu olan Wilhelm'e mektuplarla başından geçen olayları ve büyük çoğunluk olarak duygularını anlatması ile geçiyor. Zavallı Wilhelm demekten kendizi alamıyorsunuz. Ayrıca olay geçişleri 3 bölüme ayrılmış, Böylelikle olay akışını izlememiz sanki dizi kıvamında partlar halinde şekillenmiş oluyor.

Kitap kısa olduğu için ve mektuplardan oluştuğu için ister istemez hemencecik bitiriyorsunuz. Ama şu sıcak günlerde sizi yine biraz zorlayabiliyor. Akıcılığı ve duygu geçişleri bakımından oldukça sağlam olduğunu da söyleyebilirim. Beni rahatsız eden kısmı sadece Lotte'ye olan aşkının fazlaca ve gereksiz olduğunu düşünmem. Buna tabi aşka bakış açım da etki etmiş olabilir. 

Goethe okumak istiyorsanız bence çok hoş bir başlangıç olabilir. Korkunuz gidebilir. Tabi tam tersi de olabileceğini unutmayınız sevgili okur. 

Klimalı kalın! ( Yazar'ın isyanlarından oluşan bir son.)



Kitap Adı: Genç Werther'in Acıları
Orjinal Adı: Die Leiden des jungen Werther 
Yazar: Goethe
Yayınevi: Roman Oda Yayınları
Tür: Dünya Klasikleri, romantik, duygu yüklü
Sayfa Sayısı: 157
GR Puanı: 3.62
Benim Puanım: 4/5 
Okumaya Devam Et Genç Werther'in Acıları - Goethe | Kitap Yorumu

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Temmuz - 2016 | karışıklı bir yazı

Yaz tatilimin en kötü ayı diyebilirim. İyi günlerden birer parça resim ve iki satır yazı yazıp en azından hala yaşadığımı ve bu ay içerisinde neler yaptığımı paylaşmak istiyorum.


Bolca dergi karıştırdım ve az kitap okudum. Kafka Okur(Mayıs - Haziran 2016) ve İzdiham( Haziran - Temmuz 2016) dergileri bana eşlik ettiler. Kafka Okur'u hala okumamın sebebi içinde okumadığım hiçbir yazı kalmasın istediğimden buraya koymadan edemedim. Zaten ikisini de beraber almıştım. 

Kafka Okur'dan en can alıcılar;

Cahit Zarifoğlu ana konu olarak seçilmişti. Bu aya ne çok uyardı halbuki.

Yusuf Çopur'un bu öyküsünü okuduktan sonra onunla tanışmak istedim. Kendisi bunu okursa eğer hala teklifim geçerli.

Stefan Zweig'i anlatan harika bir yazı.


İzdiham'dan en can alıcılar(Tam olarak inceleme fırsatım olmadı o yüzden);

Bu bölüme bayıldım. Sözlük kavramının en geniş bakış açılı hali.

'Her Zaman İstediğini Elde Edemezsin' sayfa 8 bir bakın derim.



Hala ingilizce kitap okumaya çalışıyor. Bitmedi. Biterse güzel olcak eminim.


Üniversitenin kütüphanesine gitmek çok zor ama başarmış ve oradan 2 kitap almıştım. Genç Werther'in Acıları bu ay içinde bitmesi lazımdı ama malum olaylar ve sonuç. Bitmedi. Biterse yorum burada olur büyük ihtimal. Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü yine çok merak ediyorum. Bitince elimdeki başlayacağım.


Temmuz'un sonlarına doğru da bu iki güzelliği aldım. Kafka Okur(Temmuz - Ağustos 2016) sanırım daimi dergim haline geldi. Bu sayısını da çok merak ediyorum. Ama elimdeki dergilerden sonra büyük ihtimal buna geçiş yapacağım.


D&R'dan 5 tl'ye aldığım bu harika kitap ise bence benim geleceğim açısından oldukça yararı olabileceğini düşünüyorum. Çok ince bir kitap. Bulursanız bir karıştırın derim. 



Beni instagram üzerinden takip edebilir ve daha çok aktif olduğum yer olan twitter'dan da izlediğim kore dizilerine olan bağlılığımı görebilirsiniz. O zaman oralarda görüşmek üzere!

 Yorum yapmaktan çekinmeyin sevgili okur. Sevgiler.
Okumaya Devam Et Temmuz - 2016 | karışıklı bir yazı