26 Ocak 2017 Perşembe

, , ,

Saygı Duruşu, Siegfried Lenz || Kitap Yorumu

Aşık olma kavramının yeniden altını çizen Saygı Duruşu, ana karakterin hem dış etkenlerin hem de kendi benliğindeki tartışmaların arasında durduğu saf hali adeta siyah beyaz bir festival filmi havasında okuyoruz.
*Hikayeyi Olafur Arnalds'ın  Trance Frendz albümü dinlenilerek okunması tavsiye edilir. Şiddetle.

Hikayeden söz etmeden önce yazara değinmek istiyorum. Kendisi Alman Dersi romanı ile büyük bir etki bırakıyor. Birçok öyküsü ve 12 romanı var fakat Türkçeye sadece 3 kitabı çevrilmiş. Ekmek ve Oyunlar, Alman Dersi ve Saygı Duruşu.

Alman bir yazar olması hikayemizdeki diğer ana karakterin İngilizce öğretmeni olmasına engel olmamış. Bazı dialoglar İngilizceden çevrilmiş ki bu benim için biraz garip bir okuma deneyimi oldu. Şöyle izah ediyim. Genelde hep ingilizce çeviri kitapları okuduğum için zaten Türkçesini okuyoruz açıklamaya gerek kalmıyordu. Fakat Almancadan Türkçeye çevirilen bir kitabın içindeki ingilizce cümleler ayrı bir açıklama yapılmış. Bende farklı bir okuma yarattı.


Şuan okuduğum kitap ile -Yabancı- beraber ocak ayında okuduklarım hep ölüm ile başlaması da oldukça tesadüf oldu. Son Nefes Havaya Karışmadan başlı başına bir ölüm kavramı işlenirken Saygı Duruşu'nda da ölümün yine aynı ızdırapta fakat başka hayatlara misafir gitmiş olarak buluyorum. Lise öğrencisi olan Christian öğretmeni Stella'ya aşık olması üzerine bir anı gibi ustalıkla hazırlanmış bir hikaye bizi karşılıyor. Başta da dediğim gibi sanki kitap boyunca hep siyah beyaz bir film penceresinden izlediğimiz insan tiplemesinin çok da mühim olmadığı bir hikaye Saygı Duruşu. Karakterlerden çok denizin, deniz kıyılarının, yelkenlilerin tasvirleri daha ön planda. Ki bu Saygı Duruşu'nu bir tık daha çekici hale getirmiş. 

Hızlı geçişler oluyor geçmiş ve şimdiki zaman arasında. Christian'in bakış açısı bize rehberlik ediyor. Aynı zamanda da yazar öyle bir anlatım yolu seçiyor ki bir yandan Christian'ın anılarındayken bir yandan da Stella ile mektuplaşıyormuş hissi kullanılmış. Hitap şekilleri bazen "sen Stella" iken bazen "öyleydin Stella" ve "sonra şöyle gelişti olaylar" şeklini alan bir anlatım şekli bu. Hiç rahatsız etmiyor bizi okurken. Naifliği de buradan geliyor galiba. Hikaye bazen bize, okuyucuya anlatılırken bazen Stellaya bazen de kendine anlatıyor Christian.

Ölüm her hikayede farklı ele alınıyor yani kısaca.  Farklı olmasına rağmen aynı acı.
Aynı toz parçacıkları.
Aynı gözyaşları.


0 yorum:

Yorum Gönder