1 Şubat 2017 Çarşamba

, ,

Neler Okumuşum? || Ocak - 2017 + Türk Dili ve Edebiyatı bölümü hakkında birkaç düşünce


2017 geldi derken ocak ayı da bir çırpıda geçti gitti. 'Neler Okumuşum?' yazılarını yazmaya devam edeceğim. Fakat bu aylık durum raporlarında birkaç değişiklik yapmaya karar verdim. Yine okuduklarımdan bahsedeceğim ve aynı zamanda sohbet havasında olsun da istediğim için bir konu belirleyip onun hakkında lakırtı, tıngırtı -artık ne derseniz deyin- olarak yazıları süslemeyi  düşünüyorum. Ya hiç olmadı bu falan diyeniniz olursa hemen vazgeçerim ama he! Okuyucu baş tacım, ceketimin yakası, kitabımdaki ayracımdır.

O vakit kış ayının en beyazlısı ocak ayında neler okudum bir bakalım;


Toplamda 4 kitap okumuşum. Gayet iyi bence. Bu aralar sadece dizi izlediğim için gözüm hiçbir şeyı görmüyordu. Özellikle kore dizileri feci sarıyor. Tabi bir de bitmiş kore dizisiyle bu feci boyutlara ulaşır. Çünkü hepsini bitirmek ister hale geliyorsunuz.  Ne demek istediğimi sıkı kore dizileri izleyenler anlar. *.*

Lafı yine dizilere getirmiş olsamda hemen toparlayıp okuduklarıma dönüyorum. Okuduğum sıraya göre yazdım. O yüzden ilk ikisinin yorumuna isimlerine tıklayarak veyahut tıklamayıp sitede gezintiye çıkarak bulabilirsiniz. Seçim sizin tabikide. Son iki kitabın yorumları da bugün gelir gibi. Baskı yapmayın diyorum. Aaa gelir kesin. Çok şeysiniz hıh! (Güncelleme 09.02.2017: yorumlar geldi. *.*)

***
Malum bilindiği üzere ya da şuan  bilindiği gibi ben Türk Dili ve Edebiyatı bölümü okuyorum. Birçok noktada kitaplar hayatımda oluyor yani. Bu kulvarda oluşum tamamen bir tercih listesi oyunu olsa da -hah şimdi istemiyor gibi oldu ki külliyen yalan- bölüm hakkında oldukça olumsuz yorum dolaşıyor. Seçmek isteyen ya da düşünen biz genç kesim ise bu yorumlar denizinde hem boğuluyor hem de çevreden gelen soğuk hava koşulları etrafında dönüp duruyoruz. Yorumlar haksız demeyeceğim. Haklı olanlar üzülmesin.  Fakat biraz açıklık getirmek gerek kendimce diye düşündüm. 

Türk Dili ve Edebiyatı neden seçilmeli, bu bölüm neden var, seçen insanlar bile bile ölüme mi gidiyor yoksa edebiyat bir yaşam biçimi mi? Evet bu sorulara yanıt olacak birkaç temel madde sıralayacağım. Olmadı ben yine de anlamadım yok yalan bunlar diyorsanız da bölüm size güle güle der. Hoh başlayayım.

*Türk Dili ve Edebiyatı, sadece edebiyat severlerin okuduğu bir bölüm değildir. Aksine isminde de geçtiği gibi dil üzerinde de yoğunluklu bir ders programı vardır. Tabi bu ileride sizin hangi alanda yoğunlaşmak istediğinize göre kafanızda şekillenecek ilk ayrım noktası olacaktır. 

*İkiye ayırdık o zaman. Dil ve edebiyat. Dil üzerinden gideceğim diyorsa bir öğrenci onu bekleyen önemli dersler var. İlki tabiki Türkçe. Bizim ilk senemizde gördüğümüz Türkiye Türkçesi isimli ders. Kendisi bildiğiniz lise konuları olmakla beraber pratikte ve uygulamada güzel bir altyapı yapmanıza sağlıyor. Daha sonra Eski Türkçe ile temele iniyor ve Göktürk alfabesini güzelce öğreniyorsunuz. Bunu takiben Orta Türkçe ve Eski Anadolu Türkçesi  son olarak da Tarihi Türk Şiveleri ile noktayı koyuyoruz. Bunlar edebiyat üzerinden yürüyenler için de gördükleri dersler. Yani edebiyat üzerinden ilerlemek istiyorum ama dil dersi görmesem olur mu derseniz size ıh ıh diyorlar. Üzülmeyin alışıyorsunuz. Ha bir de ek olarak Osmanlıca Türkçesi dersi var. O biraz farklı bir boyut tabi. 

*Peki edebiyat aşkım var yine de bu bölüm olur mu? Olur. Güzel olur hem de ballı ekmek olur. Ama dediğim gibi dil konusunda zayıfsanız bu konuda sıkıntı yaşarsınız. Ama bir edebiyatçının dili olmasa kimin olsun ki? (Yine de zor ama ben diyim.)

*Ben öğretmen olmak istiyorum ama.... Olursun. O da olunur. Ben de olurum. Ama kpps'ne güveneceksin. Sıkı bir kpps'ci bir edebiyat öğretmeni olmuşluğu vardır.  Fakat yüksek puan almak ve atamanı beklemek önemli. Yine öğretmen olurum diyen biri yüksek lisans yapabilir seçtiği bir dalda. Sonra yine sınavlara girer. Akademisyen olur. Cümle çok kolay oldu ama şöyle söylemem gerekirse emeksiz hiçbir şey olamazsınız.  Bu her alanda böyledir. Kendini olmak istediğin şeye adarsan kimse önünde duramaz. Durana hafif ayak hareketi ile düşürmemek suretiyle iteleyebilirsin ama. Düşürmemek önemli. 

*Kimse ciddiye almıyor ama bölümü... Tükürmek çare değil ama dene bence. Şimdi şöyle bir şey hayat senin hayatın değil mi? Öyle.  Peki hayat risklerle dolu mu? Öyle. O riskler bizi vezir de eder rezil de dimi? Başka sözüm yok hakim bey. Çekilebilirim.

*Gerçekten istiyor musun peki? İSTİYOR MUSUN? DUYAMADIM. Hah diyorsan istiyorum çok kim ne derse desin demeye devam etsin azıcık zayıflar belki. O zaman yürü bence. Koş hatta.  Neden? Çünkü her bölüm onu gerçekten severek yapacağını düşünüyorsan seni sever, sana kollarını açar. Bağrına basar. Bu her yerde aynıdır.  Sevmediğin, istemediğin aklında tereddüte düştüğünse eğer biraz daha bekle. Eksilerini artılarını kendinin mutluluğunu mutsuzluğunu düşün. Sevdiklerini düşün. Arada bir müzik aç kafanı dinle. Kalbin ne der bir sor, izin al. Beyin ne derse odur de. Bir kahve iç sonra. Tuzlu olmasın dikkat. Doğruyu kendinden başka kimse bulamaz. Unutma! Ben de kahvemi alıyım. Özenirim. Hadi görüşürüz. 

2 yorum:

  1. Türk Dili ve Edebiyatı benim de kafamdaki alternatif bölüm. Malum 'bu bölümü okumak pişmanlıktır' yazıları da kol geziyor etrafta. İnsan ister istemez tedirgin oluyor. Edebiyatla, kitapla iç içe olmayı istiyorum okuduğum bölümde de. 'Tabii - malesef ki - sevmenin yanında para kazanmak da önemli) O yüzden acabalar dolaşıyor kafamda. Ama emeksiz hiçbir şey olmaz, çok doğru bir söz. Çok çok güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle para kazanmak biraz zor. Kazandığında da güzel kazanırsın ama. Biraz kendi fırsatını kendin oluşturman gerekiyor bu kulvarda. Biraz üşengeç bir milletiz bunlara gelemiyoruz. Ondan sonra tıp, hukuk okumazsan hayatını yaşayamazsın gibi duruyor. Bu algıyı bozsak ilk olarak belki edebiyat da güzel yerlere gelir. :)

      Sil