23 Nisan 2017 Pazar

, , ,

"Memleket Edebiyatının Kirpisi" Memleket Hikayeleri - Refik Halid Karay || Kitap Yorumu

(...) Bana onlar (Memleket Hikayeleri) , vatan Anadolu'nun yarım yüzyıl içinde değişen ve değişmeyen davranışlarına en keskin ışığı tutuyor. Onlar sayesinde üstad Refik Halid'in öze varmaktaki büyük kudretine ve zamanı yenen eşsiz görüş ve anlayışına bambaşka bir anlayışla hayran oluyorum. (...) Prof. Sabri Esad SİYAVUŞGİL 

Refik Halid Karay nam-ı değer "Kirpi", İstanbul'da son derece rahat bir yaşamı olmasına karşın bir gün Mahmut Şevket Paşa'nın vurulmasından sonra Sinop'a sürülür. Bu sürgün hayatı ise böylece memleket edebiyatımızın temellerini atmasını sağlar. Aslında Karay'ı ilk olarak hepimizin de bildiği gibi Fecr-i Ati'den tanıyoruz. Alaycı, neşeli kişiliği ile iyi bir gözlem gücünün birleşmesiyle yazdığı hikayeler şekillenmeye başlar. Zaten yazarlığa da mizah ile başlamıştır. Hikayelerinde hep ezen ve ezilen kişileri konu alması onun bu kulvarda ustaca ilerlemesine ve eleştiri gücünün de son derece gelişmesini sağlamış.


Yazarın hayatı sürgünle beraber ıstırap dolu geçerken Türk edebiyatına da Memleket Hikayeleri'ni (1919) kazandırmıştır. Anadolu halkının yaşayışını, memurların devleti temsil etmediklerini saf Türkçe ile anlattığı hikayelerinde bunların harmanlanmış hallerini güzelce biz okuyuculara sunmuş. Okurken her hikayenin sonunda hafif bir sırıtışla bitirdiğiniz hikayelerin en ünlüleri ise "Yatık Emine", "Sarı Bal" ve "Şeftali Bahçeleri"dir. Anlatılışı ve akıcılığı çok kolay olmasına karşın dönemin sosyal yaralarına da değinmesiyle Refik Halid kendine düşen görevi ustaca yerine getirmiş.
Başta da Siyavuşgil'in Memleket Hikayeleri için söylediği sözlerin devamında "Bana o hikayeler, bugün, Anadolu'nun insan ve sosyal hayatı üzerine yazılmış ve yazılacak en azametli psikoloji ve sosyoloji eserlerinden daha etraflı, daha derin, daha dolu ve daha gerçek geliyor. " diyerek aslında tam da benim demek istediklerimi dile getirmiş.

Kitabın ilk hikayesi olan "Yatık Emine" benim en çok üzüldüğüm, sinirlendiğim hikaye oldu. Şehir hayatını ve insanlarının hep içerisinde olmuş olan ben köylerdeki "kötü kadın" sıfatını almış bir insana gösterilen tutuma anlam veremedim. Aslında her yerde karşılaştığımız 'kötü olanı dışlama ama aynı zamanda da ondan faydalanma' ilkesinin orada da aynı şekilde olduğunu bilmek acı gerçeklerin tokat gibi yüzüme çarpmasını sağladı. Anadolu insanının o saf ve temiz yüreğini ararken aslında her yerde insanın aynı olduğunu anlıyorsunuz ve  Refik Halid Karay hikayenin sonnunda da bizleri sadece üzerine soğuk su içecek halde bırakıyor. Elinizden hiçbir şeyin gelmeyişi ve hikaye akışına müdehale edememeniz sinir bozucu olabiliyor. Özellikle de bu hikayede.

Genel olarak hikayeler kısa ve öz bir anlatımla yazılmaları okurken okuyucuya büyük bir rahatlık sağlıyor. Şu sıralar roman okumakta zorlandığınızda rahatlıkla elinize alıp okuyabileceğiniz nefis öyküler barındırıyor Memleket Hikayeleri. Şiddetle tavsiye etmeden önce ise Refik Halid Karay'ın yaşamına da bir göz gezdirmenizi ve onun nasıl bir yazar olduğunu anlayarak eserlerine başlamanızı söylemek istiyorum. Memleket Hikayeleri bir sürgün vesilesiyle yazılmış olduğu gerçeği size de hayatımızdaki kötü durumların gücünü anlamamız için bir ışık tutmuyor mu?

Buralarda da beni takip edebilirsiniz;
Instagram: raggedybook_
Facebook: Kitap Sayfaları
Twitter: @raggedybook

1 yorum:

  1. Üniversiteye hazırlık sırasında zorunluluktan Türk yazarlarının hepsini okumuştum ama sanırım zorunluluktan dolayı hiçbiri aklımda değil şimdi tekrardan okuma vakti galiba
    Teşekkürle, sayfanıza yeni konuk oldum bende beklerim
    www.blogdakicin.blogspot.com

    YanıtlaSil