Dört Hafta Bir Ay || Şubat - 2018

by - 3/04/2018


Kışın sonlarına yaklaştığımız fakat hemen de bahar geliyor diye de açılıp saçılmanın yanlışlığını öğreten şubat eğer bir miktar haber izliyorsanız o halde kar beklenildiğinin de haberinizin olduğu bir ay. Kendi halinde olan bir şehirde yaşayan ben deniz kar yağmasını deli gibi isteyenlerden biriyim. Fakat maalesef istenilen kar tadımlık bir şekilde geldi ve aynı hızla gitti. Halbuki biraz kahve ve kitap eşliğinde camın kenarından seni izlemek ne kadar da huzur verici olurdu! Olsun demekten başka kelime gelmiyor aklıma. Biraz hüzünlü bakışlar eşliğinde yazıya devam edeceğim tabi...

Şubat ayı her ne kadar blogda bir yazı göremeseniz de kitap okumaya devam ettiğim ve aynı zamanda da kendime vakit ayırabildiğim bir ay oldu. Bu yazı dizisini de atlarsam hepten blogu boş bırakmış olacağım için en azından neler okuduğumdan biraz bahsetmekte yarar olduğunu düşünüyorum. Ayrıca diğer yazacağım yazılar için de motive olmasını diliyorum. Öhüm!

Bu ay toplam 3 kitap okudum. Hepsi de inceydi. Fakat bir o kadar da yarım bıraktığım kitap da oldu. Bunun sebebi ya bölümüm için okumam gereken kitaplara ağırlık vermemden ya da o an o kitabı okumayı bir türlü isteyemeyip kenara koymamdan kaynaklandı. Garip bir aydın şubat aslında. Çaktırmadan yine yapmış yapacağını. Neyse...


Mahmud ile Yezida bir tiyatro eseri. Aynı zamanda Mezapotamya Üçlemesinin ilk kitabı. Daha önceden hiç bir tiyatro eseri okumamıştım. Dersim içim bir tiyatro eseri okumam gerektiğinden bende kalemine güvendiğim Murahtan Mungan'dan bir tiyatro eseri okumaya karar verdim. İyiki de böyle bir karar vermişim. Zira tek kelimeyle bayıldım! Resmen nokta atışı yapmış tabiri caizse hedefi tam on ikiden vurmuş gibiyim. O kadar sevinçli! Niye bu kadar abarttın diye de sorabilirsiniz şimdi... Haklısınız da. Fakat ilk defa bilmediğim bir türden eser okuyacağım için oldukça endişeliydim. Takdir edersiniz ki kitap okumak aynı zamanda doğru kitabı da seçmek demektir. Size en uygun kitabı bulmak oldukça seçici olmayı da beraberinde getiriyor desem yanlış bir şey söylemiş olmam. Bu sözüm yanlış anlaşılmasın tabiki de her türden kitaplar okumak, bilmediğimiz limanlara da uğramak gerekir. Beynimiz aç kurt gibi bizim onu doyurmamızı beklerken onu bu bilinmeyen tatlardan mahrum etmek çok büyük bir saygısızlıktır. Her neyse. Ne diyordum! Mahmud ile Yezida tiyatro eseri okumak isteyen herkese önereceğim bir kitap oldu. Detaylı bir yorum yazmaya niyetli olan ben bu dileğini gerçekleştirmek için elinden geleni de yapacak. Umarım...


Murathan Mungan sevgim kabarmışken ben de kütüphane raflarında kesiştiğim Kibrit Çöpleri'ne de bir şans vermeliyim diye düşündüm. Beklediğimi bulamadım. Fakat kötü bir kitap kesinlikle değil. Kısa kısa yazılmış öyküler içerisinde bulunuyor. Murathan Mungan'ın kalemine aç gözlü biri olarak - o nasıl bir tabir....- kısa yazılmış öyküler bana yetmedi. O yüzden bir sonraki Murathan Mungan'a kadar şimdilik görüşmek üzere diyerek başka bir kitaba yöneldim.

Savaş Sanatı, Hasan Ali Yücel klasiklerinden çıkmış ince bir kitap. Blogda 2018 klasik okuma maratonu etkinliğini paylaştığımı görmüşsünüzdür. O listede kendisi bulunuyordu. Bende şubat ayı okumalarıma eklemek istedim. Pek zevkli bir kitap değildi. Daha çok  savaş öncesi, savaş anı ve savaş sonrası yapmanız gerekenlerin güzel bir dille anlatılmış versiyonu diyebileceğim, altını üstünü fosforlaya fosforlaya kitabı harmanlayarak beyninize servis edebileceğinz bir tatlıydı. Ana yemek olamadan kitap bitiyor. O yüzden sevip sevmemekten ziyade kişinin bu kitaptan ne istediğine bağlı olduğunu düşünüyorum. Yanlış zamanda da okumuş olabilirim tabi...


İzlediğim bir tek dizi vardı. Yolda gezerken elinizin çarptığı herkesin de büyük ihtimal izlediği La Casa De Papel. Yani izleyin falan dememe gerek yok bence. İspanyolca öğrenme isteğinizi getiren mükemmel bir dizi. Daha bir üstü yok herhalde. Zirvede bıraktılar.


Aynı zamanda da çok ilginçtir bir Türk dizisi de izlemeye başladım. O da aynı La Casa De Papel ününde. Ben Sen desem siz Anlat Karadeniz deseniz.... Olsa güzel olurdu. Her neyse evet. Sen Anlat Karadeniz'i ben de izliyorum. Umarım diziyi daha sonraları batırmazlar diyerek dizi konusunu burada bitiriyorum.

Şöyle bir geriye baktığınızda sevimsiz bir şubat ayı görüyorum ben aslında. Bilmem siz de görüyor musunuz? Doğru ve yanlışın kararını veremediğim bir aydı. Bakmayın 3 kitap 2 dizi oluşuna. Şubat ayı çok tehlikeliydi. Yeşil yanana kadar beklemek icap ediyor. Mart biraz beklesin o vakit. 

You May Also Like

7 yorum

  1. Selam.
    Yabancı dizinin metnini çok duydum, izleyeceğimiz diler arasında bizimde.
    Murathan Mungan'ın kalemine, cümlelerine resmen hayranım Fatma.
    Savaş Sanatı^nı geçen sene okumuş ve ara ara açıp okunacaklar listeme eklemiştim. Bana göre her ne kadar savaş stratejileri anlatsa da kişisel gelişim yönünden önemli detaylar vardı. Ama haklısın bazı kitapların zamanı oluyor.
    İyi pazarlar. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! La Casa De Papel'i daha fazla bekletmeyin derim. Umarım keyifle izlersiniz. Murathan Mungan hayranları toplanabilir mi buraya? :) Cidden eline, kalemine hayran olmamak elde değil. Ben de biraz kişisel gelişim gözüyle bakmadım desem yalan olur. Yine de tekrar okunması gereken kitaplara ben de ekledim. Teşekkürler sana da iyi pazarlar!

      Sil
  2. Mahmut ile Yezidayı merak ettim baya :) la casa de papeli de popülerliği geçince izleyeceğim :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumalısın! *.*
      Hahahha popülerlik olayı tam olarak başlamadan izlemeye karar vermiştim. O yüzden kendimi şanslı sayıyorum. :)

      Sil
  3. La casa de papel son zamanların en iyi netflix orjinal dizisi bana göre.

    YanıtlaSil