Hayatın Sıradanlığına Alışırsak Ne Olur? || Tatar Çölü, Dino Buzzati

by - 8/22/2019




Dino Buzzati ile tanışma kitabım Tatar Çölü ile oldu. Oldukça farklı bir roman kendisi. Dino Buzzati'nin üslubu da öyle aslında. Kendisini hemen belli ediyor. Goodreads platformunda Oldtimer - Klasik Okuma Grubu'nun ağustos ayı için seçtiği kitaplardan biriydi Tatar Çölü. İletişim Yayınları'ndan basılan Tatar Çölü, Giovanni Drogo'nun Bastiana Kalesi'ne tayini çıkmasıyla başlar. Kale oldukça izbe bir sınırda ve iç karartıcı bir mekana sahiptir. Buraya gelen her asker buradan olabildiğince çabuk kaçmak ister. Çünkü kaleye neredeyse hiç saldırı yapılmamıştır. Arka tarafı çöl olan kalenin aynı zamanda da şehir merkezine yani insan yaşamından da bir o kadar uzak konumu nedeniyle de tercih edilmez. Ama Giovanni Drogo kaleye geldiği zaman içindeki askerlerle beraber ortama ayak uydurmayı öğrenir ve bir süre sonra da gitmek istediği kaleden artık vazgeçemez olur. Olay sadece burada kalsa iyidir. Teğmen Drogo aynı zamanda bu iç karartıcı kaleyi savunmayı, düşman ile çarpışmayı ve görevini hakkıyla yapmayı da istemektedir. Bu da bizi diğer bir konuya götürüyor. Düşmanlar yani Tatar'lar ne zaman gelecekler? Kaleyi ne zaman savunacaklar? Bu soruları ve birkaç alt metinle Tatar Çölü biz okuyucuların okumasını bekliyor.

Dino Buzzati, Tatar Çölü ile aslında çok farklı bir konuya da parmak basıyor. İnsan evinde yahut klasik memuriyet hayatında olup beklediğimiz fırsatların aslında bizim kendimizin engellediğine, bunun yanı sıra monoton hayatlarımızdan kopmayı istesek de bu gücün bir yerden sonra insanın içinde sönerek kaybolmasına ve insanın kendi içindeki çöküşünü anlatmış. Yıllar geçerken biz de sayfaları çeviriyoruz olayla beraber. Hem Drogo'nun bu içindeki monotonluğun ölüşünü okuyoruz hem de onun içsel bunalımını ve düşmanla hesaplama isteğini, karakterler üzerinde inceleyebiliyoruz.

Kitabı bitirdikten çok sonra bu yorumu yazmam çok iyi oldu. Zira ben kitabı bitirdiğimde kitap beni pek tatmin etmemiş, sevememiştim. Yazarın anlatmak istediğini anlayamamıştım. Fakat daha sonra Goodreads grubunda diğer üyelerin yorumlarını da okuduktan sonra iyice bir düşünme fırsatım oldu. Bu yüzden grubun hem aktif bir okuma deneyimi yaşatması hem de benim görüşümü geliştirmesi açısından çok yararı olduğunu söyleyebilirim.

Kitap okurken bir miktar sizi sıkabilir. Fakat bu sıkılma yazarın diline alıştıktan ve konuya adapte olduktan sonra  kayboluyor. Bu yüzden kitabı hemen ön yargıyla yaklaşmamanızı öneririm. Belki sonbahar yaklaşırken okuyabileceğiniz bir kitap olabilir. Tercih sizin. Ama mutlaka Dino Buzzati ile tanışmanız gerektiğini bilin.

Sevgiler,
Fatma

You May Also Like

8 yorum

  1. Okuduğumda hiç bir roman Tatar Çölü kadar etkilememişti beni. Kendi Tatar Çölümü düşünmüştüm günlerce. Blogumda, Nisan ayında Benim Tatar Çölüm başlıklı bir yazı da paylaşmıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabı okuduktan sonraki yorumları okumak... Beni kitaba daha çok ısındırdı. Kendi Tatar Çölü'mü düşündüm ben de şuan. Çöl uçsuz bucaksız ne kadar çabasalak da bazen o kumların arasından çıkamıyor aksine daha çok dibe batıyor halde oluyoruz. Mutlaka ziyaret edeceğim blogunuza!

      Sil
  2. Kitap aslında evrensel bir konuya dikkat çekiyor. Daha hızlı kariyer almak için mahrumiyet bölgesinde yaşamaya katlanan bir askerin beklentileriyle kendi hayatını nasıl mahvedebileceği anlatılıyor. Aslında dikkat ederseniz savunduğu kaleye bir an önce saldırı olmasını istiyor. Çünkü o saldırıyı savuşturarak çok daha hızlı yükselecek ve şehirde çok daha rahat yaşayacaktır. Evet macerası olmasa da bitirdiğimde bana çok şey kattığını hissetmiştim. Ayrıca Pablo Nerudo'nun şiiriyle ne de güzel örtüşüyor... Müsaadenle o şiiri kendi eleştirimin altında paylaştığım şiiri buraya da bırakayım.

    Yavaş yavaş ölürler
    Seyahat etmeyenler.
    Yavaş yavaş ölürler
    Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
    Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

    Yavaş yavaş ölürler
    Alışkanlıklarına esir olanlar,
    Her gün aynı yolları yürüyenler,
    Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
    Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
    Bir yabancı ile konuşmayanlar.

    Yavaş yavaş ölürler
    Heyecanlardan kaçınanlar,
    Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar.

    Yavaş yavaş ölürler
    Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
    Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
    Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok daha farklı bir açı daha sundunuz bana. Teşekkür ederim. Nerudo'nun şiiri de kitaba ne kadar da uyumlu duruyor öyle! En son dize özellikle;

      Yavaş yavaş ölürler
      Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
      Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
      Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.

      Sil
  3. Bazı kitaplar gerçekten de üzerinden zaman geçtikten sonra insanda daha farklı yer edinebiliyor. Bu kitabı bir blogta görmüştüm. Hangi blogta anımsamıyorum ama yorumun sahibi çok sevdiğini söylemiş ve benim de ilgimi kitaba yöneltmemi sağlamıştı. Okumak istediğim kitaplardan. Konusu da tanıtımınız da güzel :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım en kısa sürede okursun. Teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Bu yazıdan sonra direkt gittim ve o goodreads grubuna katılma isteğimi gönderdim. Sayende yeni bir okuma grubu keşfetmiş ve yeni bir yazar tanıma fırsatım olmuştu. Keza ben hayatımda Dino Buzzati adında bir yazar duymamıştım. (Utanarak söylüyorum..) Yazı için eline emeğine sağlık Fatma ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeyy!! O zaman eylül kitaplarını ortak okuyacağız demektir bu. (Karışık bir dans sergiler) Yeni bir yazarla tanışmak başka bir dünyaya adım atmak gibidir. Yeni dünyana hoş geldin! Umarım seversin. :)

      Sil