(...) Bana onlar (Memleket Hikayeleri) , vatan Anadolu'nun yarım yüzyıl içinde değişen ve değişmeyen davranışlarına en keskin ışığı tutuyor. Onlar sayesinde üstad Refik Halid'in öze varmaktaki büyük kudretine ve zamanı yenen eşsiz görüş ve anlayışına bambaşka bir anlayışla hayran oluyorum. (...) Prof. Sabri Esad SİYAVUŞGİL
Refik Halid Karay nam-ı değer "Kirpi", İstanbul'da son derece rahat bir yaşamı olmasına karşın bir gün Mahmut Şevket Paşa'nın vurulmasından sonra Sinop'a sürülür. Bu sürgün hayatı ise böylece memleket edebiyatımızın temellerini atmasını sağlar. Aslında Karay'ı ilk olarak hepimizin de bildiği gibi Fecr-i Ati'den tanıyoruz. Alaycı, neşeli kişiliği ile iyi bir gözlem gücünün birleşmesiyle yazdığı hikayeler şekillenmeye başlar. Zaten yazarlığa da mizah ile başlamıştır. Hikayelerinde hep ezen ve ezilen kişileri konu alması onun bu kulvarda ustaca ilerlemesine ve eleştiri gücünün de son derece gelişmesini sağlamış.
Yazarın hayatı sürgünle beraber ıstırap dolu geçerken Türk edebiyatına da Memleket Hikayeleri'ni (1919) kazandırmıştır. Anadolu halkının yaşayışını, memurların devleti temsil etmediklerini saf Türkçe ile anlattığı hikayelerinde bunların harmanlanmış hallerini güzelce biz okuyuculara sunmuş. Okurken her hikayenin sonunda hafif bir sırıtışla bitirdiğiniz hikayelerin en ünlüleri ise "Yatık Emine", "Sarı Bal" ve "Şeftali Bahçeleri"dir. Anlatılışı ve akıcılığı çok kolay olmasına karşın dönemin sosyal yaralarına da değinmesiyle Refik Halid kendine düşen görevi ustaca yerine getirmiş.
Başta da Siyavuşgil'in Memleket Hikayeleri için söylediği sözlerin devamında "Bana o hikayeler, bugün, Anadolu'nun insan ve sosyal hayatı üzerine yazılmış ve yazılacak en azametli psikoloji ve sosyoloji eserlerinden daha etraflı, daha derin, daha dolu ve daha gerçek geliyor. " diyerek aslında tam da benim demek istediklerimi dile getirmiş.






