O dönemdeki maddi sıkışıklığın Naim Efendilerdeki zenginliği yavaş yavaş çökertmeye başlamıştır. Bu süre zarfında da hep konağın satılması gerektiğine, yahut konaktan ayrılıp batı tarzda bir daireye geçilmesi gerektiği gündeme getirilir. Fakat dediğimiz gibi Naim Efendi eskinin adeta koruyuculuğunu yaparcasına bu fikirleri duyduğu an reddeder. Damadı Servet Bey aynı şeyi düşünmemektedir. Naim Efendi'nin bu hem konağından ayrılmak istemeyişi hem de torunlarıyla özellikle Seniha ile yaşadığı tartışma ile roman şekillenir ve bu olayın ardındaki çöküşü konu edinir. Bu yine bana ister istemez Osmanlı Devleti'nin dağılışına benzetmeme neden oldu. Osmanlı büyük bir devletti. Öyle hemen kaybolmadı. Yavaş yavaş hem içten hem de dıştan bu çöküş gerçekleşti. İşte böyle Osmanlı ve onun kültürü yerini yeni Türkiye'ye bırakırken Naim Efendi de Osmanlı'nın hastalığına yakalanmışcasına kötü bir hale büründü. Öyle ki son çırpınışlarını konağı satmayarak onun içinde bir başına geçirdi. Torunlarının ve kızının elbette bu vurdumduymazlığı, aynı zamanda da Naim Efendi'nin inatçılığı olmasa her şey çok çok farklı olabilirdi pekala.
Aslında ana konunun ardında gizlenmiş başka bir hikaye de vardı. Bolca göndermenin yapılmış olduğu Kiralık Konak, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun en iyi romanlarından biridir şüphesiz. Gerçi ben daha ilk kitabını okuduğum için bunun kararını daha sonra verebileceğim fakat edebiyatımızda oldukça ses getirdiği bir gerçek.
Naim Efendi'nin durumunu bir kenara bırakırsak bir başka alt konu başlığımız olan Seniha ve onun aşk hayatına geçiş yapabiliriz. Seniha tamamen Batı'nın hakimiyeti altına girmiş genç ve güzel bir kızdır. Her gece dışarılarda gezer, yeni yeni arkadaşlar edinir ve konakta davetler düzenlerdi. Ailesi bu duruma pek söz etmez, Seniha'ya ve Cemil'e de karışmazlardı. Faik Bey ise Seniha'nın abisinin yakın bir dostu olması dolayısıyla evden neredeyse hiç çıkmazdı. Bir zaman sonra Seniha kendini abisinin dostu olan bu adama aşık olduğunu fark eder, fakat Faik Bey'de çok yakışıklı ve gözde bir adam olması dolayısıyla Seniha'ya pek o gözle bakmaz. Lakin olaylar tamamen değişecek ve birbirlerine aşık olmaktan kendilerini alamayacaklardır. Bu aynı zamanda Hakkı Celis'in hayallerini de yıkmıştır. Hakkı Celis, dergilerde şiirler yazan çevresinde de şair olarak görülen bir gençtir, fakat Seniha'nın deli dolu yaşayışına bir türlü ayak uyduramaz. Seniha'ya olan aşkı gün geçtikçe büyür.
"Kalbimiz ne kadar beklenmeyen şeylerle doludur; kendi heyecanlarımız önünde ekseriya kendimiz hayrete düşeriz."
Kitapta en çok üzüldüğüm karakter de sanırım Hakkı Celis oldu. Naim Efendi'nin üzüntüsü de bir o kadar hakimdi kitapta fakat Hakkı Celis'in karşılıksız aşkı ve aşkının durdurulamaz ateşinin kitabın sonlarına doğru düştüğü acı son ile birleşince yüreğim sızladı. Belki Seniha da bu durumdan sonra gerçekleri farketti. Bilemiyoruz fakat bir tutkunun insanı ne durumlara sokabileceğini Seniha ile kitabı okuyan bizler fark etmiş oluyoruz. Ağzımızdan çıkan kelimelerin uzun uzadıya ve belki de bütün ömrümüz boyunca bizlerin kalplerini kıracağına, bunu geri alamayacağımıza ve bunun sonuçlarına maruz kalmaya mecbur oluşumuzu görüyoruz aslında. Roman belki o dönemdeki sisteme eleştirel yazılmış olsa da Karaosmanoğlu'nun kalemi normal, gündelik konular hakkında da nasıl da zekice yazılar yazabildiğinin bir göstergesi olmuş. Benim tek şikayetim çok uzatıldığı birkaç sahnenin oluşu ve karakterlerin konuşmaları yazarın düşüncelerini yaymak amacıyla kullanılmış olması oldu. Kiralık Konak, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ya başlamak isteyenler için oldukça iyi bir seçim!
Sevgiler,
Fatma
Beni buralarda da bulabilirsiniz;
Huntersofbooks (Kitaplarımı satıyorum!)



































