• Ana Sayfa
  • Kitap Yorumları
  • Dört Hafta Bir Ay
Fatma Başar. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Goodreads Instagram Spotify

Kitap Sayfaları


Siyah Orkide, daha ilk sayfasında sizi korkuya sürüklüyor. Ana karakterin ölümüyle karşı karşıya geldiğimiz bu çizgi romanın diğer çizgi romanlardan ayrılan en can alıcı kısmı. Süper kahramanların her zaman bir şekilde düştüğü beladan kurtulduğu ve mutlu sonla bitmesi Siyah Orkide'de tamamen değişiyor. Bu bakımdan okuyucuya farklı bir tat sunan Neil Gaiman, olağanüstü çizimleriyle ise de Dave McKEAN üstlenmiş.


Giriş kısmında Mikal Gilmore'un 1991 yılında yayınlamış olduğu uzun bir inceleme yazısı bulunuyor. Bu sayede Siyah Orkide'nin 1988'de üç kısım halinde basıldığını öğreniyoruz. Hikayedeki mistik öğeler ve karakterlerin psikolojileri oldukça ustaca yedirilmiş. Çizimler de bu atmosfere uyması için sanki sulu boya kullanılmış gibi renkler dağılmış. Ana karakterlerimiz çiçek kadınlar mor renklerin alt tonlarıyla çizilmiş. Orkidelerin rengiyle. Bu küçük ama önemsiz gibi görünen detaylar aslında bir çizgi romandan beklediğimiz şeyler aslında. Küçük detayların birleşimiyle bir bütünü yani çizgi romanın kendisini görüyoruz çünkü.

Siyah Orkide, kötü adamlarla dolu bir toplantıda silahla öldürülür ve daha sonrasında ateşe verilir. Normalde süper kahramanların bir şekilde kendilerini kurtardığını biliyorken bu algıyı yerle bir eden Neil Gaiman, karakteri orada öldürür ve bizi tamamen şoka uğratır. Hayal kırıklığı ile çizgi romanı okumayı devam edeceğiniz Siyah Orkide'ye sonunda bu hayal kırıklığının yerini hem şaşkınlık hem de olayın verdiği hazla veda edeceksiniz.

İthaki yayınlarından basılan Siyah Orkide, kapak tasarımıyla da yine dikkat çekiyor. Daha önce hiçbir çizgi romanda görmediğim bir dış kapak dokusuna sahip. Aslında bu yumuşak dokuyu daha önce Andy Weir'in yazmış olduğu Marslı ve Artemis kitaplarında da görmüşsünüzdür. Okuma zevkinizi bir üst kademeye çıkarması böylelikle kaçınılmaz oluyor. Tek sıkıntısı çizgi romanın sayfalarının çok hassas oluşu ile beraber sayfa kopmalarına neden olması. Bu bir miktar beni üzdü. Okurken sayfaları biraz dikkatli açarak bu felaketin de önüne geçmenizde yarar var.


Neil Gaiman'ı Sandman çizgi roman serisiyle de takip edebilirsiniz. Romanlarını söylemeyi zaten gerek görmüyorum. Gaiman'ın hayal dünyasına ve kelimelerindeki gücünü seviyorum. O yüzden yazdığı her şey çok kıymetli benim için. Neil Gaiman ile hala tanışmadıysanız mutlaka bir şans vermelisiniz!

Buralarda da beni bulabilirsiniz;
Goodreads
Instagram

Sevgiler, 
Fatma
Share
Tweet
Pin
Share
4 yorum

Reşat Nuri Güntekin'den okumaya devam ediyorum. Bir Kadın Düşmanı, çok fazla duyulmayan romanlardan biri. Fakat Ülkü Karaosmanoğlu'nun aynı adlı eserinden senaryolaştırdığı 1991 yapımı bir film mevcutmuş. Eğer filmi bulabilirsem beyaz perdeye nasıl yansıtıldığını izlemek güzel olabilir. 

Bir Kadın Düşmanı, Sara isimli bir İstanbul kızının başından geçen olayları mektup yoluyla arkadaşına anlatmasını anlatır. Modern İstanbul eğlencelerinde güzelliğiyle arkadaş çevresinde de çok sevilen bir genç kız olan Sara babasının onu Erzurum'a yanına aldırmaması için küçük bir oyun oynamaya başlar. Mektuplarda babasını sürekli özlediğinden bahseder fakat sağlığındaki problemleri de dile getirerek babasını kandırmaya çalışır. Bu sayede dayısının Marmara sahilinin bir köyünde olan zeytinliğinde huzur bulacağını, sağlığı açısından da iyi geleceğini söyler. Hem de dayısının kızının düğününe katılması gerektiğini dile getirir. Aslında bunların hepsi yalandır. Düğüne katılmak istemez. Bir bahaneyle bu tatili, dinlemeyi kısa kesmek ve İstanbul'a dönmeyi arzu eder. 


Mektuplardan oluşan roman daha çok Sara'nın Nermin isimli arkadaşına olayları anlatmasıyla devam eder. Bizde böylelikle Sara'nın hayatını öğrenmeye başlarız. Daha köye gittiği ilk günden köy halkının dikkatini çeken Sara orada el üstünde tutulmasından son derece memnun olduğunu dile getirir. Her yaz bu sahil köyüne gelen bir grup genç sporcu kafilesi yine Sara'nın gelişine denk gelir. Aralarında Homongolos bir diğer adıyla "kaya balığı" olan çirkinliğinin yanında güçlü, kuvvetli ve kadın düşmanı olmasıyla anılan bir adam vardır. Bu adam Sara'nın da dikkatini çekmiş ve kadınlara bu kadar düşman olan adamı kendine aşık ederek bütün kadınlardan intikam almak ister. Tabi bu öyle kolay olmayacaktır. Homongolos fütursuzca ve aynı zamanda da zeki hareketlerle bu hamlelerden kurtulur. Sara'nın bu emeline ulaşıp ulaşmadığını kitabın son sayfalarına doğru öğreniyorsunuz. 

Benim en çok beğendiğim kısımlar Homongolos'un ölen arkadaşı Necdet için yazdığı mektuplar oldu. Kitabın son sayfalarında hiç dile getiremediği düşüncelerini en sevdiği arkadaşına öldükten sonra anlatabilmesi çok dokunaklı bölümlerden biriydi. Hele ki kendi hayatına, kadın düşmanı diye anılmasına ve böyle haşin bir insana nasıl dönüştüğünün hikayesini okuduktan sonra içimiz bir miktar burkuluyor. Yaşadıklarını ve onlarla başa çıkma yöntemlerini aynı Çalıkuşu'ndaki Feride'ninkine benzettim.

Romanın geneli yine akıcı bir üslupla yazılmış. Bu bakımdan Reşat Nuri Güntekin bizi şaşırtmıyor ve okuyucuyu kitaptan ayırmıyor. Yine köy insanını konu ediniyor ve onlar üzerinden bizlerin tahliller yapabilmemizi sağlıyor. Bir şehirli insanının köy insanıyla olan karşılaştırılmasını okuyoruz adeta. Durumlar her ne kadar Çalıkuşu'ndaki gibi içler açısı olmasa da burada da köylü insanının vehametini görebilmek mümkün. Fakat ana temanın köy insanından daha çok dış görünüşün ve yine önyargılı olmaya yönelik olduğunu söyleyebilirim. Çalıkuşun'da güzellik algısından dolayı başına gelen türlü türlü belaları görürken burada da bir çirkinin nasıl ayakta kaldığını okuyoruz. 

Bir Kadın Düşmanı, ismiyle adeta bütünleşmiş bir roman. Reşat Nuri Güntekin yine yabancı kelimeler kullanmayı ihmal etmemiş. Benim okuduğum İnkilap Kitapevi'nin 2013 baskısında bu kelimelerin anlamları da dipnot olarak düşülmüştü. O yüzden okuyucu için bu daha rahat bir okuma deneyimi oluyor. 206 sayfa olması ve akıcı üslubuyla çok rahat bitirebileceğiniz bir roman Bir Kadın Düşmanı. Başta okurken biraz tereddüdüm vardı. Fakat okuduktan sonra rahatça önerebileceğim bir kitap oldu. Sizi fazla drama boğmayan yaz aylarında okumakta zorlanmayacağınız bir kitap olmuş. Mutlaka bir şans verin. Sıradaki yorum yine Reşat Nuri Güntekin'den Eski Hastalık kitabına olacak. O zamana kadar herkese keyifli okumalar dilerim! 

Goodreads'te de varım. Orada güncel olarak neler okuduğumu takip edebilir, kitap hakkındaki yorumlarımı okuyabilirsiniz. Buraya tık.
Share
Tweet
Pin
Share
9 yorum

Kalbinizde yeşilliklerin, ruhunuzda ise bir miktar burukluk meydana getirecek olan Çalıkuşu'nu daha ilk cümleden mutlaka okumanızı şiddetle ısrar etmek istiyorum. Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin'in belki de birçok romanının çok çok ötesinde bir kitap. Hem bu bakımdan hem de dönemini yansıtışı bakımından okuyucuya adeta bir hazine niteliğinde olduğunu da söyleyebilirim. Çalıkuşu'nu okumayan çok az bir insan grubu olarak kaldığımızı düşünüyorum. Fakat artık gönül rahatlığıyla okudum ve çok sevdim diyebiliyorum. Hem de sevmek az bile kalıyor, bayıldım!


Feride bizi günlüğünde, çocukluğunu yazmaya başladığında karşılıyor ve hayatını işte daha o ilk sayfalarda öğrenmeye başlıyoruz. Feride dediğime bakmayın kendisine takılan takma isimleri başta Çalıkuşu olmak üzere asıl ismini kullanmak istemeyeceğimiz bir şekilde bütün çevresinde kullanılmıyor. Ancak resmiyeti seven birkaç kişi hariç tabii. Küçüklüğünden beri zıpır zıpır mini minnak bir kız çocuğu olan Feride annesinin ölümüyle bu üzüntüsünü hep başka bir haylazlıkla örtmekte çareyi bulmuş. Güzel bir taktik olduğunu düşünmüyor değilim. Hayatın melankoliğini, hüzünlülüğünü belki ancak böyle muzipliklerle kapatmak mümkündür sanıyorum. Böylece Çalıkuşu, İstanbul'daki teyzesinin köşkünde kalmaya başlar. Teyzesi de bir Fransız yatılı okuluna verir. Orada da rahat durmayan Feride aynı zamanda da teyzesinin oğlu Kamran'a sinir olmaya da başlamıştır. Onun diğer erkek çocukları gibi yaramaz olmayışı, kendini diğer insanlardan izole etmesi, bir köşede kitap okuyuşu adeta Feride'yi çıldırtmakta, mutlaka onu kızdırmak istemektedir. Fakat bunu birkaç defa denese de Kamran'a fazla bulaşamaz. O gitgide yakışıklı bir beyefendi olurken bir gün Çalıkuşu Kamran'ın bir sırrını öğrenir ve bunu kimseye söylememesi için Kamran ile gizliden bir anlaşma imzalarlar. Bundan sonra Kamran ona sürekli okulunda ziyaret etmeye başlar. Kamran ve Çalıkuşu gittikçe birbirlerine aşık olmaya başlarken birden Kamran'ın ihanetiyle Çalıkuşu hayata küser ve ailesinden uzaklara Anadolu'nun köylerinde muallimlik yapmaya başlar. Buralarda da Çalıkuşu'nun güzelliği adeta insanların dilinden düşmez fakat aynı zamanda da Çalıkuşu'nu bu yüzden çok zor durumlara sokar. İnsanın güzel oluşunun nasıl bir belaya dönüşeceğini adeta acıyarak okuyacaksınız. Feride öyle izbe yerlerde muallimlik yaparken ki okurken içiniz cız edecek kadar kalbinizi ağrıtıyor. 


Çalıkuşu, 408 sayfa olmasına karşın öyle akıcı bir roman ki iki günde rahatça bitirebiliyorsunuz. Aynı zamanda çokça eski kelimeler de diyaloglarda kullanılmış. Özellikle Reşat Nuri Güntekin'in Anadolu insanının çok güzel anlattığını düşünüyorum. Köy halkının yaşayışını, bakış açısını ve o dönemlerdeki okuma durumunu gözler önüne seriyor adeta. Bu yüzden ana temanın aşk olmasına rağmen bu aşk hikayesinin Anadolu insanı ve öğrencilerle çevrilmesiyle adeta başka bir kavrama bürünüyor. Bu kavram mutlak çaresizlikten başka bir şey değil. Kitabın sizi ağlatmadan bırakmayacağı bir gerçek. Bu yüzden kitabı okurken mendillerinizi almayı unutmayın. Fakat şunu söyleyebilirim ki sonu sizi mesut edecek. Eğer sonu mutlu bir son olmasaydı sanırım kahrolur ve kitabın etkisinden bir müddet çıkamazdım. 

Çalıkuşu, aslında birçok değişik karakteri olan nadir kitaplardan biri. Öyle ki mesela Hacı Kalfa'nın  takılmaları, Munise ile aralarındaki duygusal bağ, doktor Hayrullah beyin babacan ama aynı zamanda da kızdığındaki utanmazca söylediği kelimeler ve daha aklımda kalmayan daha nicesi...

Reşat Nuri Güntekin, 1922 yılında çıkardığı Çalıkuşu ile asıl ününe kavuşmuş aslında. Daha önce öykü ve oyunlarıyla edebiyat dünyasına girmiş olsa da Çalıkuşu kendisini ispat ettiği bir kitap olmuş. Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe, Kavak Yelleri ve Acımak da bu durumunu taçlandıran eserleri. Bu romanlar da zaten günümüze daha sonradan televizyon dizileri olmuş ve onlar da çok sevilmiştir. Ben özellikle Yaprak Dökümü'nü okumayı istiyorum. Aynı zamanda şimdi Çalıkuşu'nun 2013'de Kanal D'de yayınlanan dizisine de başlayacağım. Daha önce çekilmiş 1986 yapımı dizisi de var ama şimdilik günümüze yakın olandan başlamak istiyorum. 

"İnsan birini sevmek felaketine uğradı mı esir gibi bir şey oluyor?"
Son olarak okumayan varsa hala ısrarla okumanızı istiyorum. Daha sonra Reşat Nuri Güntekin'in diğer kitaplarına da mutlaka bir göz atmayı unutmayın. Herkese keyifli hafta sonları dilerim!
Share
Tweet
Pin
Share
14 yorum

"Zaman dert getirdi sulara" 

Cahit bey ile aramızda o kadar karışık duygular hakimdi ki belki de bir şair hiç bu kadar belirsizlikte olmamıştı. Başlangıçta usulca şiirleri geldi. Daha sonra tekrar karanlığa karışıp gitti. Şimdi de adı lazım değilden hediye olarak okumam istendi. Bence sonu bir yere varamayacak bu ilişkinin. Fakat hem sevmediğim zaman hem de gözlerimde huzur parçalarına yer veren bu yazarı bir de Çorabımın Teki yazı dizisinde yer vermek ve kararsızlığımı bir defa daha göstermek istedim.

Bendeki İşaret Çocukları şiir kitabı. İçerisinde sevdiklerim;
*Sen Kuş Olur Gidersin Bir Trenle
*Kutsal Mavi Çocuk Şiiri
*Salvo
*Yanma

Sen Kuş Olur
Gidersin Bir Trenle

Uzun bir geçmişimiz var
Hiç yorulmadan
En azından bir kere
eğlenceli beşik

ha biz varız
ha biz maskeli balo
Saygıya durup üstün bir gecede
Bir sır payı katlayıp
sade bir kahveden
Keyifsiz bir detayın hükmüyle
ha biz yokuz
ha biz seferde

Ya bu kez ölenleri görmeliysek
Ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

Parka dolalım
Park bizi alır önce
Seyrimizden bir sabah kazanır
Eğri fakat daha çok eğrilmez bir şoförle
Sayısız rampaya katlanır
ya güneşten daha zengin
sofraya diz çökeriz
ya sen kuş olur gidersin bir trenle

Oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.

Cahit Zarifoğlu

Bir de bugün şiire bu şarkı eşlik etsin istiyorum. Şiirden sonra dinlensin.



Diğer Çorabımın Teki yazıları da burada!
*Çorabımın Teki | 1
*Çorabımın Teki | 2
Share
Tweet
Pin
Share
2 yorum
Daha Yeni Gönderiler
Daha Eski Gönderiler

Hakkımda

Fotoğrafım
Fatma Başar
Kitap bitirme sayısı artarken gözlük numarası da bundan nasibini almış biri. Aynı zamanda da bir adet taze öğretmen. Buralardaysanız muhabbet etmekten çekinmeyin. *.* kitapsayfalari@hotmail.com
Profilimin tamamını görüntüle

Bu Blogda Ara

İzleyiciler

2024 Reading Challenge

2024 Reading Challenge
Fatma has read 0 books toward her goal of 30 books.
hide
0 of 30 (0%)
view books

Fatma's bookshelf: currently-reading

Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez
Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez
by Kemal Sayar
tagged: currently-reading

goodreads.com

(GÜNCELLENDİ)

Kitaplığımdaki Kitapları Satıyorum!

Uzun zamandır aklımda olan ama bir türlü gercekleştiremediğim bir şeyi sonunda duyuruyorum sizlere. Kitap kurtlarının vaz geçilmez sorunu o...

Çok Sevilenler

  • Kitap Sayfaları'nın 1. yaşı Şerefine Kitap Çekilişi!!! :D
    Kitap Sayfaları 1 yaşında ben de güzel bir çekiliş yapmak istedim. Resimde görülen 3 kitabı bir kişiye hediye etmek istiyorum.  Hed...
  • Kitap Alışverişi Günlüğüm #3
    Güzel bir kitap alışverişinden sonra tahmin edersiniz ki ben de çook mutlu geziyorum etraflarda. Öyle ki kargo elime ulaştığında kucakla...
  • Keşf-i Blogger Etkinliği
    Bloggerlar! Size sesleniyorum. Evet, evet size. Hala bıkmadan, usanmadan biricik bloglarına yazan o nadide yazarlar. Harika bir etkinlik ba...
  • Bir Isırık Daha (Chicago Vampirleri Serisi #3) - Chloe Neill | Kitap Yorumu
    Kitap Adı: Bir Isırık Daha Orjinal Adı: Twice Bitten Yazar: Chloe Neill Bağlı Olduğu Seri: Chicago Vampirleri Serisi #3 Çeviren:...
  • E-kitap okuyucusu kullananlar !! Nasıl iyi midir ?
    Bir kaç gündür kafama takılan bir sorunumu sizinle paylaşmak istiyorum. E-kitap okuyucusu ile kitap okuyan kitle zamanla artmaya başlayın...

Arşiv

  • ►  2021 (1)
    • ►  Ocak (1)
  • ►  2020 (10)
    • ►  Aralık (2)
    • ►  Kasım (2)
    • ►  Ekim (3)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Mayıs (1)
  • ►  2019 (8)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Ağustos (6)
  • ▼  2018 (18)
    • ►  Ağustos (2)
    • ▼  Temmuz (4)
      • Çiçek Kadınlar || Siyah Orkide, Neil Gaiman
      • Çirkinin Romanı || Bir Kadın Düşmanı, Reşat Nuri G...
      • Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin | Kitap Yorumu
      • *Çorabımın Teki | Cahit Zarifoğlu
    • ►  Haziran (4)
    • ►  Mart (2)
    • ►  Şubat (2)
    • ►  Ocak (4)
  • ►  2017 (17)
    • ►  Aralık (1)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Ağustos (5)
    • ►  Nisan (2)
    • ►  Şubat (4)
    • ►  Ocak (3)
  • ►  2016 (71)
    • ►  Aralık (5)
    • ►  Kasım (3)
    • ►  Ekim (3)
    • ►  Eylül (8)
    • ►  Ağustos (7)
    • ►  Temmuz (4)
    • ►  Haziran (10)
    • ►  Nisan (4)
    • ►  Şubat (7)
    • ►  Ocak (20)
  • ►  2015 (80)
    • ►  Aralık (8)
    • ►  Kasım (4)
    • ►  Ekim (2)
    • ►  Eylül (14)
    • ►  Ağustos (28)
    • ►  Temmuz (4)
    • ►  Haziran (6)
    • ►  Mayıs (2)
    • ►  Mart (4)
    • ►  Şubat (2)
    • ►  Ocak (6)
  • ►  2014 (86)
    • ►  Aralık (4)
    • ►  Kasım (2)
    • ►  Ekim (10)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Ağustos (26)
    • ►  Temmuz (16)
    • ►  Haziran (14)
    • ►  Mayıs (6)
    • ►  Şubat (6)
  • ►  2013 (218)
    • ►  Aralık (4)
    • ►  Kasım (8)
    • ►  Ekim (15)
    • ►  Eylül (17)
    • ►  Ağustos (42)
    • ►  Temmuz (29)
    • ►  Haziran (12)
    • ►  Mayıs (10)
    • ►  Nisan (16)
    • ►  Mart (21)
    • ►  Şubat (28)
    • ►  Ocak (16)
  • ►  2012 (145)
    • ►  Aralık (12)
    • ►  Kasım (12)
    • ►  Ekim (4)
    • ►  Eylül (16)
    • ►  Ağustos (28)
    • ►  Temmuz (18)
    • ►  Haziran (6)
    • ►  Mayıs (13)
    • ►  Nisan (11)
    • ►  Mart (7)
    • ►  Şubat (16)
    • ►  Ocak (2)

Created with by ThemeXpose