2015 Favoriler || Kitap Sayfaları

27 Aralık 2015 Pazar

Senenin en sevdiğim zamanına geldik. Favoriler! Bu yıl benim için güzel geçti açıkcası. Umarım sizin için de öyledir. Goodreads okuma hedefim 35 kitaptı fakat ben 24 kitap okuyabildim. Aslinda 25 olucak ama bu yazıyı yazarken kitabın daha yarısında olduğum için ve zaten favorilerim de olmayacağından bu listede yoklar kendileri. 

2016 Ajanda/Planner Yapmak

26 Aralık 2015 Cumartesi

Ajandalar benim için her zaman çok önemli olmuştur. Ama teknolojinin bayağı gelişmesi -yani benim tabletim olduktan sonra- nedeniyle birazcık boşladığımı düşünüyorum.

Yabancıların DIY videolarında da hep planner yapımlarına rastliyordum. Geçenlerde de  @tardisayraclikiz instagram hesabinda çok hoş kendi yaptığı plannerı görünce daha fazla bu isteğime engel olamadım ve kolları sıvadım.

Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan - Oğuz Atay | Kitap Yorumu

5 Aralık 2015 Cumartesi

Oğuz Atay ile Bir Bilim Adamının Romanı kitabıyla tanışıyorum. Bu tanışma faslım o kadar plansız ki size anlatmaya ilk önce sanırım buradan başlamalıyım. 'Güzel Konuşma ve Sunum Teknikleri' adında seçmeli bir dersim var. Bu dersimle beraber de tanıyacağım hocam anlatmaya başladığında ders sonunda hemen kütüphaneye gitme isteği ve o derste söylediği kitapları okuma isteği uyandırıyor. Bu şekilde yine bir dersinde Oğuz Atay'ın Mustafa İnan'ı anlattığı kitabını öve öve bitiremiyordu. Daha sonra bende bir koşu hemen kütüphaneden gidip kitabı aldım ve o zaman Atay ile yolculuğum başladı.


Bir Bilim Adamının Romanı, Türk edebiyatımızda ilk biyografi kitabı olması dolayısıyla sınav zamanı duyduğum bir kitaptı. Ama okumak üniversite zamanımda kısmet oldu. Ben bazı kitapların kendimize göre okunması gereken bir zamanlarının olduğunu düşünüyorum. Sanki o zaman o kitabı anlayabilir ve onun tadını kavrayabiliriz. İşte o zaman bu zamanmış.

Zaman İpliği - Nathan Filer | Kitap Yorumu + Playlist

22 Kasım 2015 Pazar

Zaman İpliği benim bu seneki Tüyap fuarından aldığım kitaplardan biri. Eğer Tüyap yazımı okumadıysanız hemen sizi buraya alalım. Ben okudum diyorsanız bu yorumu okumaya devam edebilirsiniz *.*

Vizeler de bitince ilk işim Zaman İpliği'ne koşmak oldu diyebilirim. Çıkmadan önce de yabancı bloglarda gördüğüm ve çok özendiğim bir kitaptı. Açıkcası bizde de yayın haklarının Pegasus'ta olduğunu bilmiyordum. Çıkınca biraz araştırıyım ne, nedir diye derken bir baktım bu bizim The Shock of the Fall (ingilizce ismi farklı olunca tabi tanıyamadıysam -.-) Bunu duyan Fatma da tabikide hemen Tüyap listesine ekledi.

Arka kapakta aslında fazla bir şey yazmayışı beni biraz işkillendirmişti ama kapağı beni kendine çekince ve beğenildiğini de bildiğimden hemen almıştım.


Tüyap - 2015

14 Kasım 2015 Cumartesi

Uzun uzun ara vermelerim artık çok tanıdık olmaya başladı değil mi? Evet bende bunun farkında olarak sizlere cidden bunun elimde olmadığını ve okulun beni hiç bırakmadığını söylesem bana inanır mısınız? İnanın çünkü ygs-lys maratonundan sonra da bu sefer de vize maratonları başladı. Hatta hala devam ediyor ama bir şekilde buraya tüyap yayınımı yapmam gerek diye düşündüm ve risklere rağmen karşınızdayım! Tebrikler, tebrikler....

Beni takip edenler, sizler nasılsınız? Sağlığınız sıhhatiniz yerinde mi? Mutlu musunuz? Kitap okuyor musunuz? Bunları cidden çok merak ediyorum. Hala burada blog camiasında mısınız yoksa instagram gibi yerlerde mi takılıyorsunuz? Bunu neden dedim, çünkü bu aralar instagramda bir sürü bookstagram açıldı. Yani şimdi bunu yermek için söylemiyorum ama cidden insan takılıp kalabiliyor. Güzel yorumlayanlar da yok değil ama ben blogu ilk günkü gibi seviyorum. Uzunluk da değil sorun iyi anlatılabilmesi. Burası daha kalıcı geliyor bana.

Neler Okumuşum? | 2015 - Eylül

3 Ekim 2015 Cumartesi



Güzel bir cumartesiden herkese merhaba! Sonunda bloga uğrayabildim. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü ilerleyen zamanlarda vize ve finallerden vakit bulamıycam ve bu çok üzücü.  Gelgelelim benim eylül ayında okuduklarıma. Ayı 3 kitap bitirerek kapatmışım. Aslında bu daha fazla olabilirdi ama okulların açılması ve araya da bayramın girmesinden dolayı pek de mümkün olmadı. 

Aylak Adam - Yusuf Atılgan | Kitap Yorumu

25 Eylül 2015 Cuma

Kitap Adı: Aylak Adam
Yazar: Yusuf Atılgan
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Tür: Türk Edebiyatı, klasik
Sayfa Sayısı: 155

Her şeye "karşı" duran, "karşı" çıkan, "karşı" olan bir adam... Aylak Adam... Bir adı bile yok. "C." diyor Yusuf Atılgan kısaca.


İnsan her şeye bunca "karşı"yken kendine de "karşı" olmadan nasıl sürdürebilir bir "karşı" yaşamı?



C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstelik. 



Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman.

Güz Okuma Şenliği 2015

24 Eylül 2015 Perşembe



Öncelikle herkesin Kurban Bayramı'nı kutluyorum. Sağlık, barış ve mutluluk şuan milletimiz için lazım olan şeyler. Umarım bu iyi dileklerimiz bu bayram ile gerçekleşir.

Pinuccia'nın Okuma Şenliklerini bilmeyen yoktur herhalde. Bende blogumun ilk zamanlarında birine katılmıştım. Şimdi hazır yaz şenliği bitmişken bende güz şenliğine katılmak istedim. Okuma Şenliği detaylarını buradan öğrenebilirsiniz.

Biraz Edebiyat Biraz Üniversite

23 Eylül 2015 Çarşamba

Gelecek planlarımı lise zamanında yapmaya başladım ben. Eh haliyle benimle beraber herkes bu durumdaydı. Kitap okumayı sevdiğimi herkes biliyordu zaten ama yine de "ben ne olucam?" sorusu var ya hani klişeleşmiş. Ha işte o soru benimde kafamda dolaşıyordu. Son seneme kadar tam olarak karar veremedim. Seçenekler vardı tabi.

Fark ettiyseniz ben Türk Edebiyatına çok yabancı biriyim. Okumam, kaçarım. Ama bu kaçmama sebep olan da yine ilkokul, ortaokul öğretmenlerim olmuştur. Lise de bile... Şimdi ne oldu diye sorarsanız eğer, şimdi ben kendim istiyorum okumayı yetmez mi?
Ha merak edenler için türk dili ve edebiyatı bölümü okuyacağım bu sene.


Sonsuza Dek, Ayrı - Taylor Jenkins Reid | Kitap Tanıtımı

19 Eylül 2015 Cumartesi

"Alıştığınız türden bir aşk hikayesi değil." Sloganıyla dikkatleri çeken Sonsuza Dek, Ayrı Yabancı Yayınlarının yenilerinden. Bu aralar Yabancıyı otururken görmek çok zor zira ardı arkası kesilmeyen harika kitaplar çıkarıyorlar ve bizde bu kitaplara yiyecek gibi bakıyoruz. En son Lola ve Komşu Çocuğundan sonra çıtasının bir sınırı olmadığını anlamış ve saygıyla eğilmiştim. En kısa zamanda da okumak için sabırsızlanıyorum.

Her neyse bu kitabımızın yakın zamanda da filmi çıkıcakmış. Başrollerinde ise Dakota Johnson oynayacakmış. Bize de keyifle izlemek kalıcak imiş. Daha fazla meraklandırmadan sizi tanıtıma alıyım.

Tatlı Şeytan - Wendy Higgins (The Sweet Trilogy #1) | Kitap Yorumu

10 Eylül 2015 Perşembe


Tatlı Şeytan, Go! Kitap'tan okuduğum ikinci kitap oldu. Farklı bir konusunun olması, yada şöyle demeliyim Nefillerin farklı bir açıdam ele alınması serinin dikkat çeken özelliklerinden biri. Sanırım bu yüzden bende çok sevdim. Yayınevinden okuduğum ilk kitap da Benim Uzak Yıldızımdı. Onun yorumuna da şuradan ulaşabilirsiniz.

Ana karakterimiz Anna Whitt, 16 yaşında bir lise öğrencisidir. Ama diğer öğrencilerden ayrılan bir yeteneği vardır. İnsanların duygularını ve ne hissettiklerini görebiliyordur. Bunun nedenini ve ne olduğunu bir türlü anlayamasada hayatına bunları göz ardı etmeye çalışarak devam ediyor. Birde üvey annesi Patti var. Kendi öz kızıymış gibi seven ve bu yeteneklerinden haberi olmasına rağmen Anna'yı bırakmayan bir kadın. Okurken Patti'nin o korumacılığını ve sıcacık sevgisini hissedebiliyorsunuz.

Dünya için umut vardı. İnsanlık için umut vardı. Sadece Kaidan ve benim için umut yoktu. 

Her kitapta olmazsa olmaz bir yakışıklı karakter bu kitapta da var. Kaidan Rowe ile tanışma sahnesi yine kitanı okumanız için ayrı bir neden. Bizim saf ve temiz kalpli olan Anna'mız Nefil olduğunu işte bu gizemli ama bir o kadar da yakışıklı olan Kaidan'dan öğrenir. Kaidan kendisi gibi iblis soyundan gelen bir Nefil olduğunu açıklayınca işler hızla değişecektir.

Kitapda küçük ayrıntılara da yer verilmişti. Mesela Anna'nın dudağının üstündeki (yada üzerinde bilemedim -.-) beni cidden çok hoş bir ayrıntı olmuş. Böyle yazarın küçük ama sevimli ayrıntılar vermesi kitabı gözümde daha iyi bir yer edinmesine sağladı.

Kitap, başında da dediğim gibi Nefillerin farklı bir açıdan anlatmasıyla beni etkiledi. Tatlı Şeytan'da Nefillerin babaları yada anneleri birer Dükler. Tani bu sıfat çok farklı kullanılıyor kitapta. Bir çok türde Dük var. Melesa Şehvet Dükü, Yalancı Dük, Zina Dükü, Kıskançlık Dükü... vs. gibi. Fark ettiyseniz hepsi bir kötülük özellikleri. Bu Dük'lerin ne yaptığı neden böyle ayrı ayrı özelliklere ayrıldıklarını merak etmeniz ve spoiler çizgime geldiğim için sizlere söylemeyeceğim.

Hiçbir zaman sizin olmamıs bir şeyi kaybedemezsiniz, derlerdi. Ancak ben kaybetmiştim işte.

Bunun dışında Anna'nın fazla saf ve salak olması beni çok sinir etti. Bazı olayların da gereksiz uzatılması kitaptan birkaç gün uzaklaşmak zorunda kalmama neden oldu. Çeviride kullanılan bazı kelimeler okurken garip garip kitaba baktırdı. Ama son sahnelerdeki ekşin biraz da olsa toparladı ve seriye devam edeceğimin sinyallerini verdil

İkinci kitabın bol aksiyonlu ve yan karakterlerin çoğunlukta olduğu bir kitap olmasını diliyorum. Çünkü yan karakterler de cidden çok ilgi çekici. Bir şekilde onların da bu kitapta daha çok yeri olması hissine kapıldım.

The Sweet Trilogy bir üçleme olduğundan Go! Kitap bizleri çok bekletmeden kitapların hepsini çıkarttığı için çok mutluyum.Ben okumak için serinin hepsinin çıkmasını bekliyordum. O yüzden yorum da geç geldi. Fakat iyiki de böyle yapmışım diyorum. Sizde hala bu seriye başlamadıysanız serinin bütün kitaplarını elinizde bulundurmanız daha mantıklı olucaktır. Herkese keyifli okumalar!

-Puanım-
3.5/5

Nemesis Yayınları | 2015 Eylül Kitapları Tanıtımı

2 Eylül 2015 Çarşamba



Kitap Adı: Ölüm Bizi Ayırana Dek
Yazar: Barbara J. Zitwer
Yayınevi: Nemesis Kitap
Tür: romantik
Çevirmen: Eda Tevrizci
Sayfa Sayısı: 400



Joey, iş için Amerika’dan İngiltere’ye gelmiştir. Son dönemlerde epey kötü gitmiş özel hayatı yüzünden, evinden uzakta olacağı bu dönemi, kafasını toplamak için de kullanmaya kararlıdır. Kaldığı evin kapı komşusu olan Ian ve kızı Lily ile tanışır. Sadece baba ve kızdan oluşan bu aile, hayatına tahmin etmeyeceği bir şekilde dahil olmuştur ve aralarındaki ilişki gittikçe güçlenmeye başlar. Ian, Joey’in hayatında gördüğü en farklı ve dingin erkektir. Ve bu dinginlik, geçmişte yaşadıklarından ileri gelmektedir.
Evinin yakınlarında koşuya çıktığı bir gün Joey, saklı kalmış bir göl keşfeder. Kışları buz tutan bu göl, beş kadının sığınağıdır adeta. Her gün gölün buz gibi sularında yüzmek için buluşan beş eski dost… Joey’i de aralarına davet ederler. Onlarla birlikte gölün soğuk sularında yüzmeye başlayan Joey, bu kadınlardan hayatla ilgili her gün yeni bir şey öğrenir. Ağızlarından çıkan her cümleden bilgelik akan bu kadınlar, Joey’i, hem kendini hem de Ian’ı anlayabileceği bir yola sokarlar. Ancak hayatta geri dönüşü olmayan bazı yollar vardır. Anlamak gibi… İnsan bir kez anladığında, bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.


Kitap Adı: Sonuna Kadar
Orjinal Adı: All The Way
Yazar: Jennifer Probst
Yayınevi: Nemesis Kitap
Tür: Romantik, yetişkin
Çevirmen: Yaprak Yılmaz
Sayfa Sayısı: 336
GR Puanı: 3.74


Ailenize ait İtalyan restoranının işleri çok kötü ve siz her şeyi düzeltmek için işin başına geçtiniz.
Çalışanları idare etmek çok zor çünkü hepsi ya akraba ya da eski bir tanıdık.
Garsonluk yapan kardeşiniz kız arkadaşıyla görüşmek için sürekli işi savsaklıyor.
Barmense sigara tiryakisi. Durmadan sigara molası verip barı boş bırakıyor.
Hepsinin yerine çalışmak ve müşterileri memnun etmek zorundasınız.
Yine de şefin açığını kapatmanız çok zor. Zaten o da karısıyla kavga etmiş ve sinir bozukluğundan bütün yemeklerin baharatını ve tuzunu fazla kaçırıyor. O kadar fazla kaçırıyor ki, müşteriler durmadan su sipariş ediyorlar.
Boş masalardan birine bir kadın ve bir adam oturuyor. Kardeşiniz ortalarda olmadığı için masanın siparişini almaya gidiyorsunuz. O anda, üç yıl önce, sadece size aşık olduğu ve siz sorumluluk istemediğiniz için terk ettiğiniz kadınla göz göze geliyorsunuz. Üstelik karşısında oturan kıl kuyrukla da sevgili gibi görünüyor.
İşte size Gavin Luciano’nun hikâyesi. Ama bu hikâyeye biraz acı katabiliriz. Gavin’in karşısında bulduğu kadın, yani Miranda Storme, son yılların en beğenilen restoran eleştirmeni. O akşam şefin bol baharatlı spesiyalini yedikten sonra içinde yeninden alevlenmeye başlayacak olan terk ediliş acısı bütünüyle gerçek.
Bu gerçek de onun ilham kaynağı.
Alacağı intikam için.
Sonuna kadar… 




Kitap Adı: Gözde Bekar
Orjinal Adı: Rules of Negotiation
Bağlı Olduğu Seri: Bencher Family #1
Yazar: Inara Scott
Yayınevi: Nemesis Yayınları
Tür: romantik, yetişkin
Çevirmen: Defne Ege Taylan
Sayfa Sayısı: 320
GR Puanı: 3.61



New York’lu kadınların hayallerini süsleyen gözde bekâr Brit Bencher’ı herkes Öldüren Cazibe diye bilir. O bekletilemez, reddedilemez, istediği şeyi alması için neyi istediğini işaret etmesi yeterlidir.
Ancak madalyonun öbür yüzünde, ailesine son derece düşkün, şefkat dolu bir adam vardır. Özellikle söz konusu şey kız kardeşi olduğunda akan sular durur. Yaşadığı kötü günler nedeniyle büyük bir depresyon geçiren kız kardeşinin tek kurtuluş yolu, hiç kimsenin ulaşamadığı bir adamla görüşüp yıllarca üzerinde çalıştığı projeyi ona anlatmasıdır. Bu onu yeniden hayata döndürebilecek tek yoldur ancak Brit tüm şöhretine rağmen bu adama ulaşamayan insanlar arasındadır.
Sonunda bir yol bulur. Gizemli adamla görüşebilen tek kişi gibi görünen avukatına ulaşır. Tori Anderson. Doğrudan o adama ulaşmak istediğini söylese asla yardımcı olmayacak olan Tori’yi baştan çıkarmaya, böylece duygularını kullanarak ondan istediğini almaya karar verir. Ne de olsa o Öldüren Cazibe’dir. New York’lu modeller, kapak kızları, hatta neredeyse tüm kadınlar onun peşinden koşarken, Tori gibi bir avukatın ona hayır demesi mümkün değildir.
Öyle değil mi?

The 100: Eve Dönüş (The Hundred #3) - Kass Morgan | Kitap Tanıtımı + Ön Okuma

2 Eylül 2015 Çarşamba


Go Kitap, The 100 serisinin son kitabı olan The 100 Eve Dönüş'ü bekleyenlere güzel bir sürpriz yaptı. Kitaba 2015 Eylül ayında kitap satan her yerde ulaşabileceksiniz. Kitaptan uyarlama bir de dizisi olan serimizin hayranları da bu habere çok sevinecektir. Hadi o zaman kitap tanıtımına ve daha sonra da ön okumasına bir bakalım!

Kitap Adı: The 100 Eve Dönüş
Orjinal Adı: Homecoming
Bağlı Olduğu Seri: The Hundred #3
Yazar: Kass Morgan
Yayınevi: Go! Kitap
Tür: bilimkurgu, genç-yetişkin, distopya
Çevirmen: Selen Ak
Sayfa Sayısı: 328
GR Puanı: 3.71
Baskı Tarihi: 2015 Eylül


İNSANOĞLU EVE DÖNÜYOR
100 ekibi Dünya’ya inişlerinden haftalar sonra nihayet bir düzen kurmayı başarmıştır ama Kolonicileri taşıyan yeni iniş gemilerinin Dünya’ya gelmesiyle birlikte, hassas dengeler yavaş yavaş bozulmaya başlayacaktır.
Dünya’ya acil iniş yapan Koloniciler arasındaki GLASS yeni bir başlangıç umuduyla geldiği bu gezegende, hayallerindekinden çok farklı gerçeklerle karşı karşıya kalacaktır. Yaralı Koloniciler için canla başla çalışan CLARKE’ın aklında tek bir şey vardır: Dünya’da bir yerde yaşama ihtimali olan anne ve babasını bulmak. Wells, Yardımcı Şansölye ve muhafızlarının gelişiyle sarsılan otoritesini korumaya çalışırken Bellamy geride bıraktığını sandığı suçuyla yüzleşmekle kaçıp gitmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. 100 ekibi ya Dünya’da buldukları özgürlükleri için mücadele edecek ya da sahip oldukları her şeyi ve sevdikleri herkesi kaybedecektir.


Neler Okumuşum? | 2015 - Ağustos

31 Ağustos 2015 Pazartesi


Ağustos ayının bitmesine benden daha fazla kimse sevinmemiştir diye düşünüyorum. İşsiz gruptan olduğumdan sürekli evde kitap-film-dizi üçlüsü ile takıldım. Aslinda bir yerden de fena bir tatil değildi. 

Ağustos ayı bana çok uzun geldi. Sizce de öyle degil miydi? Her neyse bende elimden geldiğince kitap okudum. Tabi hala istediğim hızda değilim. Sanırım yaşlaniyorum omg! Tırstım -.-

Bu ay 4 kitap okudum. Aslında biraz daha zorlasam elimde çok güzel bir kitap vardı onu da bitirip bu listeye 5. olarak giricekti fakat bazı durumlardan ötürü maalesef hala bitiremedim. Bu gizemli kitap Tatlı Şeytan. Benim sevdiğim bir konusu var ve Go Kitap da üçüncü kitabını çıkarttıktan sonra bende başlayayım artık dedim ve eylül de bitirdiklerimde mutlaka olucak. Eh ben çok konuşmuşum yine bence artık neler okuduğuma geçelim.  Kitapların isimlerine tıklayarak yorumlarına ulaşabilirsiniz.

August Playlist | 2015

31 Ağustos 2015 Pazartesi


Sonunda tatil bitiyor. Yehu! Cidden yeter bence çünkü artık üniversite hayatıma başlamak istiyorum eheheh. Yeni bir deneyim benim için o yüzden hem heyecanlı hem de bir o kadar meraklıyım. O yüzden HOŞGELDIN EYLÜL!

Tatilim neredeyse hep evde geçti diyebilirim. Millet deniz, kum, güneş derken ben sıcakta evde kitap okuyuyup film ve dizilere dalmıştım. Aslında fena da değildi hani *.* Son senemde neredeyse yaşamdan kopmuş sadece sınava odaklı yaşadığımdan bu bana cennet gibi geldi. Her neyse ağustos ayında dinlediklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Başlayalım o halde!


Ağustos Playlist


  • Witness (Stripped) by Daughtry
  • My Blood by Ellie Goulding
  • Skipping Stones by Claire De Lune
  • One Heart by Mat Kearney
  • Right Here by Ashes Remain 
  • Ugly Love by Griffin Peterson
  • Speaking of Truth by Laleh
  • Break The Fall by Laura Welsh
  • Sorma by Aydilge (Kiralık Aşk'da duyunca bi sevesim geldi. Liste ile çok zıt duruyor biliyorum. Sorry)
  • My Demons (Acoustic) by Starset
  • Dynasty by Miia
  • Uncover by Zara Larsson 
  • You Should Know Where I'm Coming From by Banks
  • Unbreakable by Jamie Scott

Ayrıca bu listeyi spotify hesabımdan da paylaştım. Oradan dinlemek için tık!

Beni buralarda bulabilirsiniz;

Twitter

Oh My Ghost (2015) | Dizi Yorumu

25 Ağustos 2015 Salı





Dizi Adı: Oh My Ghost
Yönetmen: Yoo Je-Won
Türü: komedi, aşk
Dizinin Genel Teması: Aşçılık, lokanta, yemek
Ülke: Güney Kore
Yapım Yılı: 2015
Bölüm Sayısı: 16




Na Bong Sun (Park Bo Young) , sessiz, içe kapanık bir kızdır. Hiç arkadaşı olmadan büyüyen Bong bir restorantta bulaşıkçı olarak çalışır. Restoranın şefi ve sahibi  Kang Sun Woo'ya (Cho Jung-Seok) aynı zamanda aşık olan ama bir türlü bunu dile getiremeyen Bong bir gün bedeni ele geçirilir. Hayaletimiz yani Shin Soon-Ae (Kim Seul-Gi) bakire olmasından dolayı içinde bir kin duyduğundan öbür tarafa geçemez ta ki 'yaşam gücü erkeği'nin Şef olduğunu anlayana kadar. Böylece artık bu dünyadan gidebilecektir. 

Hayaletli ama aynı zamanda müthiş komik olan bir dizi bu Oh My Ghost. Cidden aslında konusunu falan sallayabilirsiniz çünkü ben genelde bir diziye başlıycaksam ilk olarak;

  1. Afişine bakarım. Bu çok da önemli değil ama yine de bir fikir edinmek amaçlı.
  2. Kesinlikle fragmanına bakmadan o diziye başlamam. Fragmanı beğenmezsem o diziyi izlemem. NET.
Gerçi arada şimdi konusuna da bakıyorum ama genelde bir "oha bunun konusu çok güzelmiş hadi izleyelimm!!" demiyorum. Çok nadir olur böyle şeyler. Siz en iyisi fragmana bakın :D



Oyuncular bir kere harika olmuş. Şefinden yardımcılarına kadar -hatta bir sos şefi var Allah'ım insanı fena gıcık ediyor!! *.*- her biri çok tatlı ve izlemesi çok zevkli. Ortam çok sıcak ve sevimli aslında. İlk bölümden sardırıyor.





Eğer Lets Eat dizisini izlediyseniz bunu da seveceğinizi düşünüyorum. Her ne kadar o dizide bayağı her şey yemek yeme ve tanıtma üzerine olsa da bu da sizi tatmin edicektir.



Labirent: Alev Deneyleri (The Maze Runner #2) - James Dashner | Kitap Yorumu

23 Ağustos 2015 Pazar

Kitap Adı: Labirent: Alev Deneyleri
Orjinal Adı: The Scorch Trials
Bağlı Olduğu Seri: The Maze Runner
Yazar: James Dashner
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Tür: bilim kurgu, fantastik, macera
Sayfa Sayısı: 400
GR Puanı: 3.96


Labirent bulmacası çözülünce her şeyin sona ermesi gerekiyordu…
Thomas, Labirent'ten kaçışın tüm Kayranlılar için özgürlük anlamına geldiğini düşünmektedir. Fakat İsyan'ın işi henüz bitmemiştir. İkinci Aşama daha yeni başlamıştır: Alev Deneyleri.

Kural yok. Yardım yok. Ya başarırsın ya ölürsün.
Güneş ışınlarından en fazla etkilenen bölge olan Alev'i geçmek için iki haftaları vardır ve İsyan, işlerini zorlaştırmak için karşılarına binbir türlü tehlike çıkarmaya hazırdır.

Arkadaşlıklar sınanacak. Sadakat sorgulanacak. Hiçbir şey kesin değil!
Kayranlılar önlerine çıkan tüm tehlikelerle yüzleşmeye hazır olsalar da kurtuluşun tek yolu diğerlerini yok etmekten geçiyor olabilir.
 

Pegasus Yayınları'nın göz bebeği olan bir seri: Labirent. Seriye Sırılsıklam Aşk ile ara vermiştim. Bittiğinde daha fazla merakıma dayanamadım ve hemen Alev Deneyleri'ne başladım.

Ölümcül Kaçış'ta yazarımız bizi şok edici bir son ile bırakmıştı.Thomas, Chuck'ın ölmesine mi üzülsün yoksa labirentten çıktığı için sevinsin mi bilemez haldeydi. Daha sonra diğer Kayranlılar ile beraber Thomas yeni bir deneyin içinde bulacağından habersiz İsyan'ın onları bir yere getirirler. Giyecek, yiyecek verilir ve uykuya dalarlar. Uyandıklarında dışarda Deliler'in çıldırmış onlara saldırmak isterken bulurlar. Üzerine Teresa'nın odasında başka biri vardır. Bu yeni karakterimizin ismi ve tabiri caizse azcık da Teresa'nın yerine geçen Aris. Sadece Aris gelmiyor tabi. Bir sürü kişi daha yeni karakter olarak geliyorlar. Ama en önemlilerinden biri Aris diyebiliriz.
Bundan sonrasını anlatmak spoilera kaçıcağı için NO SPOILER diyerek duruyorum.

Genel olarak Alev Deneyleri beni tatmin etti diyebilirim. İlk kitabı çok beğenmiştim ama bu tabikide birinciden daha iyiydi. Hem artık bazı şeylerin cevabını aldık hemde labirentin dışındaki dünyayı tanıma fırsatı bulduk. Işıl dedikleri hastalık dünyayı ne hala çevirdiğini ve insanlara bu hastalık bulaştığında onları ne derece etkiledikleri cidden harika yansıtılmış. Zombivari bir havaları olan 'Deliler'in ortamına girdiklerinde labirentte Izdırap Verenler ile kapışmayı tercih edicekler.

Kurgusu zaten bir film tadında olduğundan çok rahat okuyabiliyorsunuz. Bölümlerinin de kısa kısa olması elinizde bir çırpıda bitmesini kolaylaştırıyor. Ben her bölüm sonunda bir bölüm daha derken kitabı bitirdiğimde şaşkına dönmüştüm. Zaten 400 sayfa bir kere az buz değil fakat çok rahat 1-2 günde bitiyor.

Sorulara cevap verirken bir yandan da yeni sorular ekleyen Alev Deneyleri, bir şekilde sizi aç bir kurda çeviriyor. Zira bitirdiğinizde son kitabı okumadan duramıyor, hatta kıvranıyorsunuz. Yine sonu tabikide bir pislikle bitiyor yani anlayacağınız.

Benim sinir olduğum bir kaç noktaya  değiniceğim şimdi.
Yazar beni cidden çıldırttı okurken. Yani Thomas en sonunda kimseye güvenemedi tabi doğal olarak bende. Yeni bir karakter gelicek. Bir bayan karakter. Ona da gıcık olduğumu belirtmeliyim. Zira ikinci ve üçüncü kitaplarda sürekli Thomas'ın eline yapıştı, Bildiğimiz ELINE. Daha tanışmalarından saniyeler olmuşken sen hayırdır bacım diyemedim ya...
Ve Minho'ya ölüyorum!!! En sevdiğim karakter olur kendileri. Çünkü çok güzel olay anında laf koyabiliyor. Eh tabi birde filmdeki karakteri yüzünden de sevmiş olabilirim. Newt de filmde çok tatlıydı ama kitapta biraz atarlı karakter. Kitaptakini de sevdim :)

Uyarıda bulunmadan edemeyeceğim. Seriyi okumak istiyorsanız bence BÜTÜN SERIYI ALIN. Yoksa tırnak etlerinizi yer, şimdi kitapta ne okuyor diye kara kara düşünürsünüz.

Son olarak Alev Deneyleri 18 Eylül'de vizyona giriyor. Fragmanlar ve afişler harika olmuş. Gerçi kitaptan bayağı bağımsız ilerliyorlar ya neyse... Alt yapıyı tamam ama detaylarda çok fazla değişiklik var. Bunun hakkında dedikodu yapmak isterseniz yorumlara akabiliriz. Her neyse ben kaçtım o zaman ;)


- Puanım -
4.5/5

Labirent: Ölümcül Kaçış | Kitap Yorumu

Asla Neden Diye Sorma - Shaun Tan | Kitap Tanıtımı

20 Ağustos 2015 Perşembe

Orjinal Adı: Rules of Summer
Kitap Adı: Asla Neden Diye Sorma
Yazar: Shaun Tan
Yayınevi: Desen
Türü: grafik roman
Yaş Grubu: Her yaş
Sayfa Sayısı: 48
Liste Fiyatı: 25 tl
GR Puanı: 4.08
Dağıtım Tarihi: 21 Haziran 2015

Törenlere asla geç kalma. Asla mükemmel bir planı bozma. Şifreyi asla unutma. Asla neden diye sorma…

Hiç yazı kullanmadan hazırladığı “sessiz kitabı” Uzak’ la dünya çapında ün kazanan Avustralyalı yazar-çizer Shaun Tan’den, evrensel temalar üzerine kurulu güçlü bir resimli öykü.

İki çocuk yaz tatilinde kazandıkları deneyimler üzerinden kurallar uyduruyor, var olan kuralları sorguluyor…
Genç yaşında, kariyerine Oscar dâhil sayısız büyük ödül sığdıran Shaun Tan’in, çocukken ağabeyiyle çıktığı balık tutma maceraları ve yaşadığı şehirlerde kendisini etkileyen mimari yapılar gibi kişisel deneyimlerinden yola çıkarak yarattığı bu gerçeküstü dünyada karşımıza çıkan enstantanelerin her biri adeta göz kamaştırıyor.

Uzun ve titiz bir çalışmanın eseri olan Asla Neden Diye Sorma’nın sayfalarını süsleyen tüm resimler başlı başına birer hikâye anlatıyor.

Özenli basımı ve tasarımıyla daha ilk sayfasından ilgi çekmeyi başaran kitabın, her biri ince ince işlenmiş büyük boy tablolar şeklinde karşımıza çıkan şiirsel resimlerine baktıkça sorgulamaya, meraklanmaya, duygulanmaya, huzursuzlaşmaya ve hatta öfkelenmeye başlayabilirsiniz…

Gerek minikler gerekse yetişkinler için keyifli bir okuma deneyimi sunan Shaun Tan, bu kitabında, dostluğun değerini yücelterek, herhangi bir yaş, cinsiyet ve kültürel farklılık gözetmeksizin hepimizin öyküsüne ayna tutuyor…
Siz siz olun asla kuralları çiğnemeyin. Özellikle de ne olduklarını anlamıyorsanız…

Grafik romanlar, yani çizgi romanlar hep okumak istememe rağmen bir türlü alamadığım bir tür. Daha sonra D&R'ın Altın Kitaplar'a yaptığı 5 tl indiriminden Kara Kule serisinin 3 cildini aldım. Şimdi konumuz bu değil tabi.

Desen yayınlarından çıkıcak olan Asla Neden Diye Sorma da benim çok ilgimi çekti muhtemelen sizin de çeker diye buraya bir tanıtım yazısı yazmak istedim. Tabi bu Marvel çizgi romanlarına benzemez. Bu daha farklı bir kulvarda geziyor. Daha edebi sanırım.
Türkçeleştiren Tuğçe Akyüz'e de buradan teşekkür ederiz. Umarım bende bir ara alıp okurum :)

Sizin bildiğiniz bu tarz çizgi romanlar var mı? Tavsiye eder misiniz?
Yorum bırakmayı unutmayın! *.*

Beni buralarda bulabilirsiniz;

Twitter
Instagram
Goodreads

Miracle In Cell No.7 // Hücre 7 Mucizesi (2013) | Film Incelemesi

19 Ağustos 2015 Çarşamba






Orjinal Adı: Miracle In Cell No.7
Türkçe Adı: Hücre 7 Mucizesi
Yönetmen: Le Hwan Kyung
Süresi: 127 dakika
Tür: Dram
Ülke: Güney Kore
Imdb Puanı: 8.2


Zihinsel engelli ama kızını ölesiye seven bir baba (Ryu Seung Ryong), bir yanlış anlaşılma dahilinde bir suça karışır ve hapse düşer. Ardından kızı Ye Seung (Park Shin Hye) babasının suçsuzluğunu isbatlamak için amansız bir mücadeleye girişir.

 Bu gün bu güzel filmi izledim. Bitirdiğimde hatta bitirmeden öncesinde bile bu filmin incelemesini bloga girmeliyim dedim. Çünkü film HARIKA!

Yer yer ağlatırken aynı zamanda da sizi neşelendirebilen bir film Hücre 7 Mucizesi. İçinizdeki o saf mutluluğu, iyiliği ve intikam alma hırsını ortaya çıkarıyor. Çünkü haksız yere hapishaneye giren bir baba ve birbirlerine sımsıkı bağlı olan küçük kızına duyduğu sevgiyi o kadar güzel bir şekilde işlemiş ki, elinizde olsa sizde o filme girip olaylara karışmak istiyorsunuz.

Ben dediğim gibi çok beğendim. Duygusal açıdan da sizi çok sarstığını söylemeden geçemeyeceğim. Yan karakter bile o kadar muhteşem seçilmiş o kadar harika bir şekilde kurgulanmış ki siz o yan karakterlere bile bağlanmadan edemiyorsunuz.

Her neyse böyle filmler seviyorsanız, biraz da ağlamak sevgiyi, mutluluğu biraz da olsa hissetmek istiyorsanız mutlaka izlemelisiniz.

-Puanım-
9.5/10



Reading Slumptan kurtaran filmler | Önerir miyim?

18 Ağustos 2015 Salı


Şu sıralar herkesin başına bela olan bir olaydan söz ediyorum. Evet, reading slump yada şöyle açıklayayım; okuyamama durumu.

Tatil dolayısıyla her kitap kurdunun hayalidir çok kitap okumak. Fakat bazen bu bir çileye dönüşebiliyor. Özellikle son bir kaç aydır herkesten bu durumdan şikayet duyuyordum ve aslında pek de anlam veremiyordum. Nedir ne değildir derken benimde başıma geldi! Nasıl desem; İŞKENCE gibi bir durum. O kadar çok okumak iste dur sen bir sayfa dahi okuyama. Bu cidden büyük bir sorun. 

Bende bu kısa bir dönem oldu. Bir iki hafta falan sonra kendime geldim. Ama bazılarında 1-2 ay bu dönem sürebiliyormuş. Cidden böyle haber sunar gibi bir durum oldu ama bu masaya yatırılıp tartışılmalı, çözüm önerileri sunmamız gerekecek bir aciliyette.

Bende bu durumu bol bol film izleyerek ve alışveriş yaparak geçirdim.
Sizlere de izlediğim filmleri ve kaç puan verdiğimi paylaşacağım. Hadi, başlayalım!

  • İnterstellar (2014) imbd: 8.7  benim puanım: 7


  • The Theory of Everyting (2014) imbd: 7.8 benim puanım: 8.9



  • The Grand Budapest Hotel (2014) imdb: 8.1 benim puanım: 8.9


  • PK (2014) imdb: 8.3 benim puanım: 9



Beni buralarda bulabilirsiniz;

Twitter
Instagram
Goodreads

Çıkmaz Sokak - Gülsüm Yüksel | Kitap Tanıtımı

18 Ağustos 2015 Salı



Kitap Adı: Çıkmaz Sokak
Yazar: Gülsüm Yüksel
Yayınevi: Agapi Yayınları
Tür: yetişkin kurgu
Sayfa Sayısı: 622
Dağıtım Tarihi: 14.08.2015


“Çünkü sana geç kalmak istemiyorum.”
İlk aşkım dediğim insandan duyacaktım bu cümleyi. Tabii doğru zamanda ve doğru yerde
duyup duymadığım tartışılır. Her neyse, artık bunu dert etmiyorum zaten.
Ben Eslin. Söylemeyi en çok sevdiğim şekli ile; Eslin Yılmaz. Şu klasik, hayata 1-0 yenik
başlayanlardanım. Ama sadece başlangıcı öyle. Sakar, kararsız, kimsesiz ve yalnızım. Daha doğrusu yalnızdım. Şimdi mi? Şimdi her şey değişti. Bana geç kalmak istemeyen bir ilk aşkım, çıkmaz sokak olduğumu düşünen bir son aşkım var. Bana tamamlanmanın, bir bütün olmanın ne demek olduğunu öğreten arkadaşlarım, yani kocaman bir ailem, Uluç, hatta Hulusi var… Değişmeyen tek şey ise sakarlığım. Söylediğim gibi; şimdi her şey değişti. Artık acılarımın kahkaha almış halini yaşıyorum.

Wattpad hikayeleri basılmaya devam ediyor. Agapi Yayınları da bu tür kitapları biz okuyucularla buluşturuyor. Yeni kitapları da Gülsüm Yüksel'in Çıkmaz Sokak'ı.
Ve bir ekstra daha veriyim. Kitabımız ciltli. Hayranlarına duyurulur. Liste fiyatı ise 30 tl olucakmış. 622 sayfa ve ciltli bir kitap için makul bir fiyat gibi. Internet sitelerinde daha da indirimli alabilirsiniz.
Kapak da hoş olmuş dimi??

Beni buralarda bulabilirsiniz;

Twitter
Instagram
Goodreads

Labirent serisini art arda okursanız ne olur?

14 Ağustos 2015 Cuma

Kısa bir beyin sarsıntısı. Gif Orphan Black dizisinden. ÇOK SEVERIM. 

Bloga en son Sırılsıklam Aşk'ın yorumunu girmiştim. Bu kitabı da zaten seriye ara vermek için okumuştum. Daha sonra Alev Deneyleri'ne bir arkadaşımla beraber başladık. Bilirsiniz böyle aynı kitapları okumak çok hoş bir etkinlik olur. Hemde bolca dedikodu yapabiliyorsunuz. Her neyse arkadaşım aldı hızını bayağı benden önce bitirdi ve ardından hemen Son İsyan'a geçti. Bende durur muyum? ASLA. (Sanki yarış yapıyoruz -.-) Zaten kitap sizi bir güzel çekiyor üzerine de üçüncü kitabını okuyun diye yalvartıyor. Bende sonunda bitirdim derken...Ufaktan bana afakanlar bastı. Yani şimdi yorumunu girmiycem ama cidden ikinci kitaba alttan alttan dalıcaktım. YAZAR PSIKOPAT MI???!!!

Her neyse şuan atar yapma sıramı savıyorum. Yorumda yardırcam. ;)
Son İsyan'a geldiğimdeyse işte ben böyle ikinciden atarlı başlıyınca tabi bende bir "hobaa noluyoz yither artık!!! " durumu meydana geldi. Aslında okusam devamı gelcek ama bende sorun var. Şimdi yazara atarlı olan ben beklediğim şeyleri göremeyince insan bir noktara tripli vs. olabiliyor. Psikolojimi inanın bende anlamıyorum şuan. Feelings mi desem değil, kime atarlanıyon sen desem o da değil, konu sarmadı desen değil. Böyle saçma bir durumdayım sevgili kitap okuyan biricik insanlar! (Burada yazar halka seslenmek istedi. Ama pek bir sonuç alamadı.)

Durum budur. Bu mudur? Tamam kesiyorum.
Belki bir istek gelir ise şayet o zaman buraya bir Alev Deneyleri yorumu ile karşınızda olurum. Yok olmazsam da mutlaka yazarım.
KESİN.


Tatlı Hesaplaşma (The Sweet Trilogy #3) - Wendy Higgins | Kitap Tanıtımı

11 Ağustos 2015 Salı


Go! Kitap'ın gözdesi The Sweet Serisinin üçüncü kitabı Tatlı Hesaplaşma çıktı çıkıcak. Henüz dağıtımda değil ama eli kulağında olduğu kesin. Ben daha bu seriye başlama fırsatım olmadı ama birçok yorum okudum ve çoğunluk bu seriyi seviyor. Elimde 1 ve 2. kitapları var aslında ama biraz daha bekletmek istedim. Belkide üçüncü kitabın çıkmasıyla seriye başlarım, kim bilir! 

Her neyse ben daha fazla sizi tutmayayım ve kitap tanıtımına geçiyim.


Orjinal Adı: Sweet Reckoning
Kitap Adı: Tatlı Hesaplaşma
Yazar: Wendy Higgins
Bağlı Olduğu Seri: The Sweet Trilogy #3
Tür: genç-yetişkin, paranormal, romantik
Yayınevi: Go! Kitap
Sayfa Sayısı: 440
GR Puanı: 4.39

İNANCINA SARIL
Vakit gelmiştir. Savaş artık kapıdadır. Kalbi duru bir Nefilin yeryüzünü iblislerden temizleyeceğine dair kehanetten haberdar olan Dükler, Anna’nın peşine düşmüştür.  Anna, hem kendi soyunun hem de tüm insanlığın kaderini belirleyecek olan hesaplaşma gününe kadar saflığını muhafaza etmek zorundadır. İblisleri cehenneme geri gönderecek olan Erdem Kılıcı’nı kullanabilmesi buna bağlıdır. Ama peşindeki iblisler ve yanı başındaki Kaidan Rowe ile işi hiç de kolay değildir. Anna ne pahasına olursa olsun, saflığını ve inancını koruyarak hayatta kalmalı ve iblislerle kozlarını paylaşacakları bu görkemli savaşa öncülük etmelidir.


Sırılsıklam Aşk (Flat-Out Love #1) -Jessica Park | Kitap Yorumu

10 Ağustos 2015 Pazartesi






Orjinal Adı: Flat-Out Love
Kitap Adı: Sırılsıklam Aşk
Yazar: Jessica Park
Bağlı Olduğu Seri: Flat-Out Love #1
Yayınevi: Altın Kitaplar
Tür: romantik, genç-yetişkin, chick lit
Sayfa Sayısı: 352
GR Puanı: 4.03






"Kankam Nietzsche'dir."

Sırılsıklam Aşk, temmuz ayında D&R'ın Altın Kitaplar için yapılan 5 tl kampanyasından aldığım bir kitap. Bu kampanya cidden yaz sıcaklarının çekilebilmesini sağladı. Yoksa bir ölü gibi ortalıklarda "Esmiyoğgggg!" diye bağırınarak geçirirdim. Her neyse. İşte bende ağustos ayında okumayı planladığım kitaplara Sırılsıklam Aşk'ı da ekledim ve kısa bir sürede de okuyup bitirdim.

Labirent: Ölümcül Kaçış (The Maze Runner #1) - James Dashner | Kitap Yorumu

5 Ağustos 2015 Çarşamba



Ağustos ayında bitirdiğim ilk kitap Labirent: Ölümcül Kaçış oldu. Bende hemen taze olarak yorumunu girmek istedim. Aslında seriyi alalı çok olmuştu ve bir türlü okuyamamış olmam beni sinir ediyordu. Bu yüzden bir arkadaşımda hazır alıyorken bende beraber başlamayı teklif ettim. Böylece labirent serisine ilk adımımı atmış oldum.

July Playlist | 2015

1 Ağustos 2015 Cumartesi



Her ay bitiminde bir playlist paylaşacağımı söylemiştim. Haziran ayının playlistine şuradan ulaşabilirsiniz.
Temmuz ayı benim için çok sıcak geçti açıkcası. Bazı günler kitap bile okuyamadım yani. Ama genel itibariyle tatilimi güzel geçirdim. Bildiğiniz gibi üniversite sınavlarına hazırlanmaktan blogumla ilgilenememiştim bir zamanlar. İşte sonuçlar falan açıklandı ve bende kaydımı yaptırdım. Şimdi biraz daha rahatım *.*

Neler Okumuşum? | 2015 - Temmuz

1 Ağustos 2015 Cumartesi


SICAĞĞGGGKK! Evet sonunda cidden sıcakları hissettiğimiz aylardayız. Temmuz bize yazı getirdi diyebiliriz. Halbuki ben çok güneşi, kumsalı bekleyen insanlardan değildim. Neden böyle aniden yağmurlar kesildi ve güneş tam tepemizde "hepiniz yanacaksınız!!!" moduna geçti ki? 

Benim Uzak Yıldızım (Starbound #1) - Amie Kaufman & Meagan Spooner | Kitap Yorumu

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Bir uzay gemisi, sağ kalan iki kişi ve hayatta kalma savaşı! 





Benim Uzak Yıldızım yorumuna geçemeden daha sinirim zıpladı. Ama bunun kitapla alakası yok inanın. Her neyse bu durumda bakalım nasıl bir yorum çıkıcak bende merak ediyorum.



 O gecenin, devasa uzay gemisi ikarustaki diğer gecelerden hiçbir farkı yoktur. Ta ki o büyük felaket gerçekleşene ve İkarus yakınlardaki bir gezegene düşene dek. Elli bin yolcu kapasiteli gemiden yalnızca iki kişi kurtulmuştur: Evrenin en zengin adamının kızı Lilac LaRoux ve genç bir savaş kahramanı olan Binbaşı Tarver Merendsen.

Binbaşı Merendsen, Lilac gibi kızların insanın başına beladan başka bir şey getirmediklerini uzun zaman önce öğrenmiştir. Lilac da, Tarverın kendi iyiliği için, onu kendisinden uzak tutması gerektiğinin farkındadır. Ama ıssızlığın ortasında hayatta kalabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Açlık, soğuk ve vahşi hayvanlara bir de Lilacın duyduğu fısıltılar eklenince birbirlerine güvenmekten başka çareleri kalmaz. Ne var ki çok geçmeden, onları birbirlerinin kollarına iten bu trajediden büyük bir aşk doğar. Artık kurtulup kendi gezegenlerinde bir ömür ayrı kalmaktansa düştükleri bu ıssız gezegende birlikte olmayı tercih ederler.

Ama her adımda onları takip eden gizemli fısıltıların ardındaki gerçeği öğrenmeleriyle her şey bir anda değişir. Lilac ile Tarver o gezegenden ayrılsalar bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Nefes kesen bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı, Benim Uzak Yıldızım, zaman ve mekân tanımayan sonsuz bir aşkın hikâyesi…

Neler Okumuşum? || 2015 - Haziran

1 Temmuz 2015 Çarşamba


Haziran ayı da bitti çabucak değil mi? Aslında benim için haziran ayı yarıda başladı. Çünkü lys maratonu içerisinden daha yeni ayrılmış oluyordum. Ama daha sonra sınavlar bittiğinde tabi ki ilk işim kitap okumak oldu. Ne yazık ki çok fazla kitap okuyamadım. Yinede hiç okumamaktan iyidir öyle değil mi? :)

Bakalım neler okumuşum bu haziran:
Made With Love By The Dutch Lady Designs