• Ana Sayfa
  • Kitap Yorumları
  • Dört Hafta Bir Ay
Fatma Başar. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Goodreads Instagram Spotify

Kitap Sayfaları

Senenin en sevdiğim zamanına geldik. Favoriler! Bu yıl benim için güzel geçti açıkcası. Umarım sizin için de öyledir. Goodreads okuma hedefim 35 kitaptı fakat ben 24 kitap okuyabildim. Aslinda 25 olucak ama bu yazıyı yazarken kitabın daha yarısında olduğum için ve zaten favorilerim de olmayacağından bu listede yoklar kendileri. 


Normalde 2015 favorilerime 15 kitap göstermek isterdim ama maalesef favorim diyebileceğim 15 kitap bulamadım. Bende bunu 5 kitaba indirdim. Hadi o zaman hangileri favorilerim olmuş beraber bakalım!
  • Duman ve Kemiğin Kızı - Laini Taylor 
  • Ardımda Kalanlar - Ellen Marie Wiseman
  • Sırılsıklam Aşk - Jessica Park 
  • Ateşli Kalp (Bloodline #4) - Richelle Mead 
  • Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan - Oğuz Atay
Listeyi belli bir sırada yapmadım. Hepsini cidden çok severek okudum. Sizlere gönül rahatlığıyla öneriyorum. Okuduğunuza asla pişman olmazsınız. Yani sevdiğiniz bir tür ise eğer :)

Onun dışında listedeki garipliği görüyorsunuzdur. Aralarında Türk edebiyatının üstadlarından olan Oğuz Atay var. Bu listede olması benim için ayrı bir öneme sahip. Çünkü hem benim Türk edebiyatına olan o kapalı düşüncemin bir anda yön değiştirmesini temsil ediyor hem de bu sene Oğuz Atay'ın 35. ölüm yıldönümü içerisine denk gelmesi planlanmamış bir şekilde okuyup yorumladığım için ayrıca şanslı hissediyorum. Umarım okumayan herkes bu övgümden sonra tekrar düşünür ve okumak ister. 

Sizlerin de bu yılın favorileri neler oldu? Kaç kitap bitirebildiniz? Yorum olarak yazmayı unutmayın :)

Mutlu Yıllar! ;)
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Senenin en sevdiğim zamanına geldik. Favoriler! Bu yıl benim için güzel geçti açıkcası. Umarım sizin için de öyledir. Goodreads okuma hedefim 35 kitaptı fakat ben 24 kitap okuyabildim. Aslinda 25 olucak ama bu yazıyı yazarken kitabın daha yarısında olduğum için ve zaten favorilerim de olmayacağından bu listede yoklar kendileri. 

Share
Tweet
Pin
Share
2 yorum
Ajandalar benim için her zaman çok önemli olmuştur. Ama teknolojinin bayağı gelişmesi -yani benim tabletim olduktan sonra- nedeniyle birazcık boşladığımı düşünüyorum.

Yabancıların DIY videolarında da hep planner yapımlarına rastliyordum. Geçenlerde de  @tardisayraclikiz instagram hesabinda çok hoş kendi yaptığı plannerı görünce daha fazla bu isteğime engel olamadım ve kolları sıvadım.


Ajanda/Planner yapmak için;

  • Ajanda yapabileceğiniz bir defter 
  • Renkli yapışkan bantlar 
  • Renkli kalemler (tercihen pilot kalem)
  • Renkli stickerlar
  • Ve renkli olan her şey 
Bu son hali değil fakat buna benzer bir şey oluşuyor. 2015 bitmeden hem güzel bir etkinlik olmuş oluyor hem de sizin zevkinize göre bir ajanda yapmış oluyorsunuz.


Yan etiketleri de ben renkli yapışkan bantlarla tutturdum. Uğu vs. gibi yapıştırıcılarla hiç işlem yapmadım. Siz de dilediğiniz gibi kategoriler oluşturabilirsiniz. Ben de şuan January ve To-Read kategorileri var. Playlist ve izleyeceğim diziler kategorisi de yapmak istiyorum ama bazı düzenlemeler yaptıktan sonra ekleyeceğim.

Siz de kendi ajandanızı yapıyor musunuz? Yapıyorsanız bana yorum olarak yazmayı unutmayın! 
Herkese mutlu haftasonları dilerim... :)
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Ajandalar benim için her zaman çok önemli olmuştur. Ama teknolojinin bayağı gelişmesi -yani benim tabletim olduktan sonra- nedeniyle birazcık boşladığımı düşünüyorum.

Yabancıların DIY videolarında da hep planner yapımlarına rastliyordum. Geçenlerde de  @tardisayraclikiz instagram hesabinda çok hoş kendi yaptığı plannerı görünce daha fazla bu isteğime engel olamadım ve kolları sıvadım.

Share
Tweet
Pin
Share
2 yorum


En son eylül ayınıda neler okumuşum yayınını yazmışım. Bayağı ara var yani. Ama neden böyle olduğunu açıklamama izin verin.

...

Aslında çok bahanem var ama sonra dedim ki bunları sıralıycam ama çok uzun en iyisi biz kasım ayında neler okumuşum onlara bir göz atalım! (Üşengeçliğin dibiyse demek.)


  • Gecenin Düşüşü (Morganville Vampirleri #14) - Rachel Caine = 4/5
  • Zaman İpliği - Nathan Filer = 4/5
  • Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan - Oğuz Atay = 5/5
*Kitapların isimlerine tıklayarak yorumlarıma ulaşabilirsiniz.

Çok az okumuşum değil mi? Ben de pek memnun olamadım. Hatta öbür aylarda o kadar az okumuşum ki buraya yazmaya utandım o derece. 

Gördüğünüz üzere arada bir Türk edebiyatından kitap var. Böyle böyle her ay en az bir tane Türk edebiyatından kitap okumayı düşünüyorum.

Bu arada Güz Okuma Şenliği de benim için felaket ötesi oldu. Yani içlerinden sanırım sadece 2 kitap okuyabildim. Aslında bu etkinliği çok sevmeme rağmen işte başta da belirtmediğim bahaneler yüzünden o da bildiğin fos çıktı. Bilemiyorum devam eder miyim ama en azından bunu da söylemek, belki merak ediyorsanız diye belirtmek istemiştim. 

Siz neler okudunuz ve neler okumayı planlıyorsunuz? Bana yorum bırakmayı unutmayın! 

Keyifli pazarlar dilerim! *.*




Share
Tweet
Pin
Share
No yorum

Share
Tweet
Pin
Share
4 yorum
Oğuz Atay ile Bir Bilim Adamının Romanı kitabıyla tanışıyorum. Bu tanışma faslım o kadar plansız ki size anlatmaya ilk önce sanırım buradan başlamalıyım. 'Güzel Konuşma ve Sunum Teknikleri' adında seçmeli bir dersim var. Bu dersimle beraber de tanıyacağım hocam anlatmaya başladığında ders sonunda hemen kütüphaneye gitme isteği ve o derste söylediği kitapları okuma isteği uyandırıyor. Bu şekilde yine bir dersinde Oğuz Atay'ın Mustafa İnan'ı anlattığı kitabını öve öve bitiremiyordu. Daha sonra bende bir koşu hemen kütüphaneden gidip kitabı aldım ve o zaman Atay ile yolculuğum başladı.


Bir Bilim Adamının Romanı, Türk edebiyatımızda ilk biyografi kitabı olması dolayısıyla sınav zamanı duyduğum bir kitaptı. Ama okumak üniversite zamanımda kısmet oldu. Ben bazı kitapların kendimize göre okunması gereken bir zamanlarının olduğunu düşünüyorum. Sanki o zaman o kitabı anlayabilir ve onun tadını kavrayabiliriz. İşte o zaman bu zamanmış.


Aslında çoğumuzun hiç bilmediği -ben de dahil- büyük bir bilim adamı Mustafa İnan. İlk başta hiç biyografi kitabı okumadığım için biraz çekinmiştim ama Atay'in dilinin akıcılığı ve ansiklopedik bir bilgi yerine Mustafa İnan'ın hayatını öyle bir paketle bize sunuyor ki okumadığınız zaman bile aklınızda "acaba sonra neler olacak?" diye geçirmeden edemiyorsunuz.

Mustafa İnan, çocukluğundan beri öğretmenlik yapmış. Gerek sınıf arkadaşlarına gerekse kendi hocalarının yerine. Bu yüzden de Mustafa İnan'a 'Riyaziyeci Mustafa'dan daha iyi bir ad takılamazdı diyor Atay.

Yaşadığı döneme de eleştirel gözle bakan Oğuz Atay, Bir Bilim Adamının Romanı'nda da bunu dile getirmekten geri durmamış. Zaten Mustafa İnan'ın öğrencisi olmasından dolayı olsa gerek kitap kendini okutturuyor ve ilk okumaya başladığınız zamanki gibi tatlı bir heyecan hep devam ediyor.

Birçok alıntı topladığımı da belirtmeden geçmeyeyim. Bir bilim adamının hayatı anlatılıyor ama edebiyattan da çokca bahsediliyor. Bu da Mustafa İnan'ın her şeyde bir bilgisi olmasından ve öğrenmekten hiç kaçmadığını bizlere gösteriyor.

Son olarak söylemeliyim ki; bence hala okumadıysanız hemen elinizdeki kitabı bırakın ve Bir Bilim Adamının Romanı'nı okumaya başlayın. Tavsiye listemde ilk sıralarda yerini almayı başardı.

- Puanım -
5/5

Bu kitap Kitap Sayfaları 2015 Favoriler listesindeki kitaplardan biri!
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Oğuz Atay ile Bir Bilim Adamının Romanı kitabıyla tanışıyorum. Bu tanışma faslım o kadar plansız ki size anlatmaya ilk önce sanırım buradan başlamalıyım. 'Güzel Konuşma ve Sunum Teknikleri' adında seçmeli bir dersim var. Bu dersimle beraber de tanıyacağım hocam anlatmaya başladığında ders sonunda hemen kütüphaneye gitme isteği ve o derste söylediği kitapları okuma isteği uyandırıyor. Bu şekilde yine bir dersinde Oğuz Atay'ın Mustafa İnan'ı anlattığı kitabını öve öve bitiremiyordu. Daha sonra bende bir koşu hemen kütüphaneden gidip kitabı aldım ve o zaman Atay ile yolculuğum başladı.


Bir Bilim Adamının Romanı, Türk edebiyatımızda ilk biyografi kitabı olması dolayısıyla sınav zamanı duyduğum bir kitaptı. Ama okumak üniversite zamanımda kısmet oldu. Ben bazı kitapların kendimize göre okunması gereken bir zamanlarının olduğunu düşünüyorum. Sanki o zaman o kitabı anlayabilir ve onun tadını kavrayabiliriz. İşte o zaman bu zamanmış.

Share
Tweet
Pin
Share
9 yorum
Zaman İpliği benim bu seneki Tüyap fuarından aldığım kitaplardan biri. Eğer Tüyap yazımı okumadıysanız hemen sizi buraya alalım. Ben okudum diyorsanız bu yorumu okumaya devam edebilirsiniz *.*

Vizeler de bitince ilk işim Zaman İpliği'ne koşmak oldu diyebilirim. Çıkmadan önce de yabancı bloglarda gördüğüm ve çok özendiğim bir kitaptı. Açıkcası bizde de yayın haklarının Pegasus'ta olduğunu bilmiyordum. Çıkınca biraz araştırıyım ne, nedir diye derken bir baktım bu bizim The Shock of the Fall (ingilizce ismi farklı olunca tabi tanıyamadıysam -.-) Bunu duyan Fatma da tabikide hemen Tüyap listesine ekledi.

Arka kapakta aslında fazla bir şey yazmayışı beni biraz işkillendirmişti ama kapağı beni kendine çekince ve beğenildiğini de bildiğimden hemen almıştım.




Konu itibariyle kısaca şöyle aslında; Matthew Homes'in abisi Simon ölür ve bunun üzerine Matthew'in bu olayları bizlere hem daktilo hem de bilgisayar yardımıyla anlatması. Aynı zamanda Matthew bir akıl hastası. Ama bu abisinin ölümünden önce mi yoksa sonra mı nüksediyor onu anlayamadım açıkcası.

Gözüme çok çarptığı için de şunu söylemeden geçemeyeceğim, yazım hataları çok vardı. Ben genelde bir iki hata gördüğümde bunu yorumlarımda dile getirmemeyi tercih ediyorum ama bu kitapta cidden okumamda problem yarattı. Belki baskı hatasıdır bilemiyorum ama bu sorun giderilirse diğer baskılarda okuyucular için çok güzel olur.

John Green'in diline alışıksanız ve seviyorsanız Nathan Filer'in Zaman İpliği'ni okurken hiç yabancılık çekmeyeceğinizi düşünüyorum. Ama yazarın bir anda yaş geçişleri yada eskiye dönmelerini bazen okurken anlamakta zorlandım. Belki bir kere daha okursam tam olarak anlamış olurum. Onun dışında yazarın karakterleri biraz daha detaylandırmasını da isterdim ama söz konusu akıl hastasının gözünden yazılar olduğundan detaylandırmanın da olmaması buna bağlanıyor sanırım.

Böyle akıl hastası, psikolojik konuları okumayı seviyorsanız Zaman İpliği güzel bir seçim olabilir. Hatta size Işığı Ararken kitabını da rahatlıkla öneririm. O hatta hem gerilim hem psikolojik bir kitaptı. Ona da çok bayılmıştım.

Kitabın sonlarına geldiğimde aslında bunu hiç beklemiyordum. Hatta daha belirsiz olacağını düşünmüştüm ama bir yandan da normal bitti. Evet bu kelime sanırım olayı ifade edebilir. Normal.

Biraz melankolik bir haldeyseniz bu kitabı okumanızı önermem. Daha sakin bir zamanlarda yanında bir fincan kahveyle rahatlıkla iyi gider. Hatta bu kitabı okurken şu şarkıları da dinleyebilirsiniz. Listeye ulaşmak için: tık!

Puanım
4/5


Zaman İpliği - Nathan Filer Kitap Tanıtımı 


Ben benim. Evimdeyim, kolları kabartma kumaşla kaplı koltuğumda oturuyorum. Akşam oluyor. Uzun zamandan beri daktiloda yazı yazıyorum, yorgunum.


Sigarayı koluma bastırıp söndürdüm. Kolumda kabarcık oluştu. Acının beni uyanık tutacağını sandım ama ipi tutamıyorum. Zaman parmaklarımın arasından kayıp gidiyor.



Size ne olduğunu anlatacağım çünkü ağabeyimi anlatmanın en iyi yolu bu. Adı Simon. Bence onu seveceksiniz ama birkaç sayfa sonra o ölmüş olacak. Ve bir daha asla eskisi gibi olmayacak.



"Yüreğinizi sızlatacak!" 

-The Times-


"Âdeta şiirsel bir dili var, akıcı ve sürükleyici." 

-Guardian-


"Yürek burkan bir kitap." 

-S. J. Watson-


"Derinlikli, dokunaklı, sevimli, komik ve son derece güzel yazılmış bir roman." 

-Jo Brand-


"Hem acı dolu hem de eğlenceli. Bayılacaksınız." 

-Daily Mail-
(Tanıtım Bülteninden)
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Zaman İpliği benim bu seneki Tüyap fuarından aldığım kitaplardan biri. Eğer Tüyap yazımı okumadıysanız hemen sizi buraya alalım. Ben okudum diyorsanız bu yorumu okumaya devam edebilirsiniz *.*

Vizeler de bitince ilk işim Zaman İpliği'ne koşmak oldu diyebilirim. Çıkmadan önce de yabancı bloglarda gördüğüm ve çok özendiğim bir kitaptı. Açıkcası bizde de yayın haklarının Pegasus'ta olduğunu bilmiyordum. Çıkınca biraz araştırıyım ne, nedir diye derken bir baktım bu bizim The Shock of the Fall (ingilizce ismi farklı olunca tabi tanıyamadıysam -.-) Bunu duyan Fatma da tabikide hemen Tüyap listesine ekledi.

Arka kapakta aslında fazla bir şey yazmayışı beni biraz işkillendirmişti ama kapağı beni kendine çekince ve beğenildiğini de bildiğimden hemen almıştım.


Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Uzun uzun ara vermelerim artık çok tanıdık olmaya başladı değil mi? Evet bende bunun farkında olarak sizlere cidden bunun elimde olmadığını ve okulun beni hiç bırakmadığını söylesem bana inanır mısınız? İnanın çünkü ygs-lys maratonundan sonra da bu sefer de vize maratonları başladı. Hatta hala devam ediyor ama bir şekilde buraya tüyap yayınımı yapmam gerek diye düşündüm ve risklere rağmen karşınızdayım! Tebrikler, tebrikler....

Beni takip edenler, sizler nasılsınız? Sağlığınız sıhhatiniz yerinde mi? Mutlu musunuz? Kitap okuyor musunuz? Bunları cidden çok merak ediyorum. Hala burada blog camiasında mısınız yoksa instagram gibi yerlerde mi takılıyorsunuz? Bunu neden dedim, çünkü bu aralar instagramda bir sürü bookstagram açıldı. Yani şimdi bunu yermek için söylemiyorum ama cidden insan takılıp kalabiliyor. Güzel yorumlayanlar da yok değil ama ben blogu ilk günkü gibi seviyorum. Uzunluk da değil sorun iyi anlatılabilmesi. Burası daha kalıcı geliyor bana.
Ay bak yine açıldı ağzım. Hemen konuya girmeliyim dimi? Öhöm! Bu sene Tüyap MUHTEŞEMDİ. Muhteşem kelimesi bile belkide az kalır. Her sene benim için bu zevk ikiye üçe katlanıyor ve o tat hiç eksilmiyor. Hatta şöyle bir his oluşuyor;


Evimdeyim!

Tabi böyle olmasındaki etkenler blog aleminde tanıdığım o tatlı insanlardır. En iyi onlar anlar beni. Onlarla görüşünce de iyiki tanışmışız derim. Aynı havayı soluduğumuzu bilirim. 

Tüyap fotoğraflarını instagrama yükledim. Kimler varmış, kimleri görüp selfiler çekilmişim öğrenmek istiyorsanız sizi şuraya alabilirim.

O kadar Tüyap'a gittim de kitap almadım dedirtmeyeceğimden olsa gerek doldurdum çantalarımı öyle döndüm Tekirdağ'a. Neler aldım peki? Şimdi sıra kitaplarda!

This is my baby*.*

  • Bane Günlükleri - Cassandra Clare (Artemis Yayınları)
  • Cennet Ateşi Şehri - Cassandra Clare (Artemis Yayınları)
  • Kanbağı - Richelle Mead (Artemis Yayınları) = REREAD YAPILCAK
  • Gümüş Gölgeler - Richelle Mead (Artemis Yayınları) = REREAD YAPILCAK
  • Yakut Çember - Richelle Mead (Artemis Yayınları) = OKUNDU
  • Gecenin Düşüşü - Rachel Caine (Artemis Yayınları) = OKUNDU.
  • Elenor & Park  -  Rainbow Rowell (Pegasus Yayınları)
  • Tek İsim Tek Kader - John Green & David Levithan (Pegasus Yayınları)
  • Her Gün - David Levithan (Pegasus Yayınları)
  • Zaman İpliği - Nathan Filer (Pegasus Yayınları) = OKUNDU
  • Kırmızı Pelerinli Kent - Aslı Erdoğan (Everest Yayınları)
  • Karahindibağ - Sinan Sülün (Sel Yayıncılık)
  • Bülbülü Öldürmek - Harper Lee (Sel Yayıncılık)
Toplamda 13 kitap almış oldum. Alamadığım bir çok kitap daha vardı ama onları da artık CNR'da alıcam. Umarım. Şimdilik böyle. Sizde tüyap yolcusu muydunuz? Neler aldınız? Tüyap'a gidemeyip de hunharca internetten kitap aldım diyenlerden misiniz? Yorumlarınızı bekliyorum. Vizeler için de şans dilemeyi unutmayın! :*



Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Uzun uzun ara vermelerim artık çok tanıdık olmaya başladı değil mi? Evet bende bunun farkında olarak sizlere cidden bunun elimde olmadığını ve okulun beni hiç bırakmadığını söylesem bana inanır mısınız? İnanın çünkü ygs-lys maratonundan sonra da bu sefer de vize maratonları başladı. Hatta hala devam ediyor ama bir şekilde buraya tüyap yayınımı yapmam gerek diye düşündüm ve risklere rağmen karşınızdayım! Tebrikler, tebrikler....

Beni takip edenler, sizler nasılsınız? Sağlığınız sıhhatiniz yerinde mi? Mutlu musunuz? Kitap okuyor musunuz? Bunları cidden çok merak ediyorum. Hala burada blog camiasında mısınız yoksa instagram gibi yerlerde mi takılıyorsunuz? Bunu neden dedim, çünkü bu aralar instagramda bir sürü bookstagram açıldı. Yani şimdi bunu yermek için söylemiyorum ama cidden insan takılıp kalabiliyor. Güzel yorumlayanlar da yok değil ama ben blogu ilk günkü gibi seviyorum. Uzunluk da değil sorun iyi anlatılabilmesi. Burası daha kalıcı geliyor bana.
Share
Tweet
Pin
Share
3 yorum


Güzel bir cumartesiden herkese merhaba! Sonunda bloga uğrayabildim. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü ilerleyen zamanlarda vize ve finallerden vakit bulamıycam ve bu çok üzücü.  Gelgelelim benim eylül ayında okuduklarıma. Ayı 3 kitap bitirerek kapatmışım. Aslında bu daha fazla olabilirdi ama okulların açılması ve araya da bayramın girmesinden dolayı pek de mümkün olmadı. 


Hadi o zaman neler okumuşum birlikte bakalım.


  • Tatlı Şeytan - Wendy Higgins (The Sweet Trilogy #1) = 3.5/5
Detaylı olarak blogda yorumunu girmiştim ama kısaca söylemem gerekirse bence nefilleri, doğaüstü olayları seviyorsanız bu seriyi mutlaka okumalısınız. Diğer melek kitaplarından çok farklı bir kurgusu olan Tatlı Şeytan film tadında kolayca okunabilecek bir ilk kitaptı.

  • Aylak Adam - Yusuf Atılgan = 4.5/5
Aylak Adam için fazla söze gerek yok. Tekrar tekrar okunması gereken müthiş bir kitap. Yazarın diline sayfaları çevirdikçe alışıyor ve bitirdiğinizde biraz daha Yusuf Atılgan tadı istiyorsunuz.
  • Elveda Haziran -Sarah Jio = 5/5
Saraj Jio'nun bu kitabı benim gözümde çok ayrı bir yeri oldu. Okurken içimde filizlenen o mutluluk parçaları bitirdiğimde benimle beraber büyük bir canlılık kattı. Detaylı yorumu da mümkün olduğunda hemen girmek istiyorum. Bu arada 2015 Tüyap kitap fuarında kendileri de katılacağını duydum. Tanışmak için sabırsızlanıyorum *.*


Siz 2015 Eylü ayında neler okudunuz? Benim okuduklarım hakkında düşünceleriniz neler? Yoruma yazmayı unutmayın! 

Herkese mutlu ve huzurlu haftasonları dilerim. :)

Share
Tweet
Pin
Share
No yorum


Güzel bir cumartesiden herkese merhaba! Sonunda bloga uğrayabildim. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü ilerleyen zamanlarda vize ve finallerden vakit bulamıycam ve bu çok üzücü.  Gelgelelim benim eylül ayında okuduklarıma. Ayı 3 kitap bitirerek kapatmışım. Aslında bu daha fazla olabilirdi ama okulların açılması ve araya da bayramın girmesinden dolayı pek de mümkün olmadı. 
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Kitap Adı: Aylak Adam
Yazar: Yusuf Atılgan
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Tür: Türk Edebiyatı, klasik
Sayfa Sayısı: 155

Her şeye "karşı" duran, "karşı" çıkan, "karşı" olan bir adam... Aylak Adam... Bir adı bile yok. "C." diyor Yusuf Atılgan kısaca.


İnsan her şeye bunca "karşı"yken kendine de "karşı" olmadan nasıl sürdürebilir bir "karşı" yaşamı?



C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstelik. 



Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman.



İlk defa elime Türk Edebiyatından bir yazar aldım. Daha önceden okullarda zorla okutulmaya çalışılan klasikler gibi bu kitaplar da gözümü çok korkutuyordu. Ama daha sonra yani bir yerden sonra kendiniz bu türe yönelmek, o havayı solumak istiyorsunuz.

Farkettiyseniz ben Türk yazarları okumuyorum. Bir süre de onlardan kaçtım. Ama sanırım yanlış bir zamanmış başlamak için. O zamanlar yani. Şimdiyse elimde Yusuf Atılgan var. Aylak Adam'ı gördüğüm zaman "tamam bunu alıyorum!" dedim. Hiç aklımda yokken almış oldum.

İnsan kendininkine uygun olmayanı bağışlamaz. Biz, hoşgörüsü olmadığını bile bile, başkalarında kendininkinden ayrıyı bağışlamaya çalışana hoşgörülü diyoruz.

Dili popüler kitapların dillerinden çok farklı ve belki de ben ilk okuduğumdan dolayı da çok ağırdı. Başta okumakta zorlansam da C.'nin hikayesi beni kendine çekti ve okumaya devam ettim.

Kitap adı üzerinde aylak bir adamı anlatıyor. Zamanını çok güzel bir şekilde yansıtmış. Tabi değişen çok şey yok aslında. Aynı erkek aynı kadın. Daha doğrusu aynı insanoğlu.

Arka sayfasında çok güzel açıklamış aslında konuyu. Zor bir karakter diyor. Doğru, çok zor. Bazen C.'yi anlayamadığım zamanlar oldu. Bazen de benim dile getiremediklerimi söylediğinde şaşırdım. Öyle karışık bir kitap bu.

C.'nin saf aşkı bulmaya çalışması, bulması yada bulamaması... Bunların hepsine şahit oluyorsunuz. Daha sonra da bir bakmışsınız sizde onunla beraber arıyorsunuz o aşkı.
Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamagının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez.

Kitabın sonunda Yusuf Atılgan'ın diğer kitaplarını da okumak istedim. Yada şöyle demeliyim; Türk Edebiyatında bende varım dedim.

Bu türe bu kitapla başlanır mı pek emin olamasam da ben Yusuf Atılgan ile adım attım. Şunu söylemeden geçmek istemiyorum:
Kendiniz hangi tür okursanız okuyun. Zamanı gelince sizin elinize bile almadığınız türler kendiliğinden okunmak isteyecek. Yeter ki bunun olmasına izin verin.

-Puanım-
4.5/5


Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Kitap Adı: Aylak Adam
Yazar: Yusuf Atılgan
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Tür: Türk Edebiyatı, klasik
Sayfa Sayısı: 155

Her şeye "karşı" duran, "karşı" çıkan, "karşı" olan bir adam... Aylak Adam... Bir adı bile yok. "C." diyor Yusuf Atılgan kısaca.


İnsan her şeye bunca "karşı"yken kendine de "karşı" olmadan nasıl sürdürebilir bir "karşı" yaşamı?



C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstelik. 



Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman.

Share
Tweet
Pin
Share
No yorum


Öncelikle herkesin Kurban Bayramı'nı kutluyorum. Sağlık, barış ve mutluluk şuan milletimiz için lazım olan şeyler. Umarım bu iyi dileklerimiz bu bayram ile gerçekleşir.

Pinuccia'nın Okuma Şenliklerini bilmeyen yoktur herhalde. Bende blogumun ilk zamanlarında birine katılmıştım. Şimdi hazır yaz şenliği bitmişken bende güz şenliğine katılmak istedim. Okuma Şenliği detaylarını buradan öğrenebilirsiniz.


1. Kategori (10 puan): Şenliğimizin destekçisi İthaki Yayınları'ndan çıkan bir kitap.

Marslı - Andy Weir ( İthaki Yayınları | 416 sayfa )

2. Kategori (10 puan): İsminde güz mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların güz mevsiminde geçtiği bir kitap.

Ağaçtaki - Janne Teller (On8 Kitap | 184 sayfa)

7. Kategori (10 puan): Herkesin okuyup da sadece sizin okumadığınızı düşündüğünüz bir kitap..

Aynı Yıldızın Altında - John Green (Pegasus Yayınları | 320 sayfa)

8. Kategori (10 puan): Başkasının sizin için seçtiği bir kitap. (Bu kategoride tavsiyelerine güvendiğiniz ve tanıdığınız birine gidip ne okuyacağınızı sorabilirsiniz veya bir yakınınızdan kütüphanenizden okumanız için rastgele kitap seçmesini isteyebilirsiniz. Kendi kendine karar vermek yok).

Golem ve Cin - Helene Wecker (Doğan Kitap | 640 sayfa)

9. Kategori (10 puan): Bir seriye ait bir kitap (Serilerin ilk kitapları kapsam dışı).

Kan ve Yıldız Işığı Günleri - Laini Taylor (Artemis Yayınları | 490 sayfa)

10. Kategori (10 puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz bir yazardan/şairden bir kitap.

 Buraya bi kitap gelcek.

13. Kategori (10 puan): Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap. 

Kuralsız - Veronica Roth (Artemis Yayınları | 516 sayfa)

18. Kategori (Her kitap 10 puan, 2 kitabı da okuyana ekstradan 30 puan, toplam 50 puan): İsminde zıt anlamlı kelimelerin olduğu iki kitap. (Örnek: Büyük Umutlar - Küçük Kadınlar; Denizin Altındaki Ada - Buzdolabının ÜstündekiKız; Kötü Saatte - İyi Kalpli Erendira)

Meleğin Düşüşü - Susan Ee (Dex Kitap | 316 sayfa)
Güzel Şeytan - Kelly Keaton (Dex Kitap | 248 sayfa)

19. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplam 60 puan): Eserlerini aynı dilde yazan üç farklı yazardan birer kitap.

Cam Şato - Sarah J. Maas (Dex Kitap | 452 sayfa)
Yokyer - Neil Gaiman (İthaki Yayınları | 371 sayfa
Gölge ve Kemik - Leigh Bardugo (Martı Yayınları | 384 sayfa)

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 20 puan, toplamda 60 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

Çıplaklar - Iva Prochàzkovà (On8 Kitap | 326 sayfa) 
*yabancı, kadın
Dönüşüm - Franz Kafka (Felsefe Kulübü | 93 sayfa) => 03.10.2015 OKUNDU.
*yabancı erkek
Dengesiz Bir Aşkın Anatomisi - Duygu Özlem Yücel (Destek Yayınları | 272 sayfa)
*türk, kadın
Hayat Böyle Bir Şey - Nafer Ermiş (İthaki Yayınları | 193 sayfa)
*türk, erkek

22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan): Kendinizin belirleyeceği bir temaya uyan dört kitap.

Tema: bilim kurgu günlerim^^
5. Dalga - Rick Yancey (Pegasus Yayınları | 464 sayfa)
Demir Kral - Julie Kagawa (Pegasus Yayınları | 416 sayfa)
Anansi Çocukları - Neil Gaiman (İthaki Yayınları | 384 sayfa)
Başlat Ready Player One - Ernest Cline (Dex Kitap | 506 sayfa)


Umarım hepsini okuyabilirim. :)

Share
Tweet
Pin
Share
No yorum


Öncelikle herkesin Kurban Bayramı'nı kutluyorum. Sağlık, barış ve mutluluk şuan milletimiz için lazım olan şeyler. Umarım bu iyi dileklerimiz bu bayram ile gerçekleşir.

Pinuccia'nın Okuma Şenliklerini bilmeyen yoktur herhalde. Bende blogumun ilk zamanlarında birine katılmıştım. Şimdi hazır yaz şenliği bitmişken bende güz şenliğine katılmak istedim. Okuma Şenliği detaylarını buradan öğrenebilirsiniz.

Share
Tweet
Pin
Share
7 yorum
Gelecek planlarımı lise zamanında yapmaya başladım ben. Eh haliyle benimle beraber herkes bu durumdaydı. Kitap okumayı sevdiğimi herkes biliyordu zaten ama yine de "ben ne olucam?" sorusu var ya hani klişeleşmiş. Ha işte o soru benimde kafamda dolaşıyordu. Son seneme kadar tam olarak karar veremedim. Seçenekler vardı tabi.

Fark ettiyseniz ben Türk Edebiyatına çok yabancı biriyim. Okumam, kaçarım. Ama bu kaçmama sebep olan da yine ilkokul, ortaokul öğretmenlerim olmuştur. Lise de bile... Şimdi ne oldu diye sorarsanız eğer, şimdi ben kendim istiyorum okumayı yetmez mi?
Ha merak edenler için türk dili ve edebiyatı bölümü okuyacağım bu sene.




İki gün önce gittim Kafka Okur dergisine doğru koştum ve aldım. Aslında daha önceden hep istiyordum da pek bir fırsatını bulamamıştım işte. Kapakta Oğuz Atay ve karşısında benim Türk Edebiyatı bilgilerim. Tabikide biraz sarsıldılar. Ama yabancı gelmesi bile beni çekiyor. Heyecan oluyor.

Bu eylül - ekim sayısında Oğuz Atay'ı konu almaları çok güzel olmuş. Okudukça biraz kendimden bişiler biraz da Atay'dan bişiler gördüm, öğrendim. Yazının sonunda ise ben şöyleydim:


Türk edebiyatı okunmaya başlandı, kısacası. İsteyerek, zorla değil. Hatta tatilde Yusuf Atılgan'ın Aylak Adam'ı bitti. Yorumunu yazdım ama bloga girmek biraz zor geldi. En kısa zamanda o da gelicek. Aylak Adam'ın hala etkisi devam ediyor. Birkaç kere daha da okunması gerek. 

Sizin türk edebiyatına ilk başladığınız kitap hangisiydi? Hatırlar mısınız? Ben hatırlayacağım *.*

Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Gelecek planlarımı lise zamanında yapmaya başladım ben. Eh haliyle benimle beraber herkes bu durumdaydı. Kitap okumayı sevdiğimi herkes biliyordu zaten ama yine de "ben ne olucam?" sorusu var ya hani klişeleşmiş. Ha işte o soru benimde kafamda dolaşıyordu. Son seneme kadar tam olarak karar veremedim. Seçenekler vardı tabi.

Fark ettiyseniz ben Türk Edebiyatına çok yabancı biriyim. Okumam, kaçarım. Ama bu kaçmama sebep olan da yine ilkokul, ortaokul öğretmenlerim olmuştur. Lise de bile... Şimdi ne oldu diye sorarsanız eğer, şimdi ben kendim istiyorum okumayı yetmez mi?
Ha merak edenler için türk dili ve edebiyatı bölümü okuyacağım bu sene.


Share
Tweet
Pin
Share
6 yorum
"Alıştığınız türden bir aşk hikayesi değil." Sloganıyla dikkatleri çeken Sonsuza Dek, Ayrı Yabancı Yayınlarının yenilerinden. Bu aralar Yabancıyı otururken görmek çok zor zira ardı arkası kesilmeyen harika kitaplar çıkarıyorlar ve bizde bu kitaplara yiyecek gibi bakıyoruz. En son Lola ve Komşu Çocuğundan sonra çıtasının bir sınırı olmadığını anlamış ve saygıyla eğilmiştim. En kısa zamanda da okumak için sabırsızlanıyorum.

Her neyse bu kitabımızın yakın zamanda da filmi çıkıcakmış. Başrollerinde ise Dakota Johnson oynayacakmış. Bize de keyifle izlemek kalıcak imiş. Daha fazla meraklandırmadan sizi tanıtıma alıyım.





Orjinal Adı: Forever, Interrupted
Kitap Adı: Sonsuza Dek, Ayrı
Yazar: Taylor Jenkins Reid
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Tür: chick lit, romantik, yeni yetişkin
Sayfa Sayısı: 384
GR Puanı: 3.99
Dağıtım Tarihi: 02.10.2015



Yirmili yaşlarındaki sıradan bir kadın olan Elsie Porter'ın sıradışı hikâyesi...Yeni yılın ilk günü pizza almak için köşe başındaki pizzacıya girdiğinde Elsie kimseyi görmeyi beklemiyordu, hele de sevimli ve etkileyici Ben Ross'u asla. Ancak ikili birbirlerinden ilk görüşte etkilenmişti...Ben, Elsie ile yeniden görüşebilmek için yirmi dört saat bile bekleyememişti ve ikili sadece birkaç hafta içinde birbirlerine sırılsıklam âşık olmuştu, mayıs ayı geldiğinde ise Vegas'a kaçıp evlenmişlerdi bile. Nikâhtan sadece dokuz gün sonra Ben bir kaza geçirmiş ve Elsie olay yerine vardığında kocası çoktan acil servise doğru yola çıkmıştı. Elsie, hastaneye vardığında ise kendisini kocasının hiç tanışmadığı, hatta Elsie'nin varlığından bile haberi olmayan annesi Susan beklemekteydi… Elsie ile Ben'in ayaklarınızı yerden kesecek aşkı ve Elsie ile Susan'ın yürek burkan acılarının birbirine geçen hikâyesiyle Sonsuza Dek, Ayrı okura mutlu sona ulaşmanın birden fazla yolu olduğunu hatırlatacak. 

"Dokunaklı, muhteşem ve zaman zaman yürek burkan bir hikâye. Taylor Jenkins Reid'in anlatımı zekice ve içinizde hissedebileceğiniz kadar gerçekçi. Okuyun, tadına varın ve tavsiye edin." - Sarah Jio, Mart Menekşeleri Böğürtlen Kışı  Elveda Haziran romanlarının çoksatan yazarı

"Dokunaklı ve güçlü... Taylor kalbinizin iplerini ustaca eline alıyor ve bırakmıyor. Büyüleyici bir çıkış romanı." -Publishers Weekly, Starred Review

"Ölüm ve yaşam hakkında etkileyici bir roman." -Kirkus Reviews

"Kahkaha atacaksınız, ağlayacaksınız ve sayfalar arasında kaybolacaksınız." -Redbook

"Reid'in çıkış romanı Sonsuza Dek, Ayrı başından sonuna kadar harikulade bir okuma keyfi sunuyor." -Romantic Times

"Gerçek aşkı bulmanın büyüsü ve kaybetmenin acısıyla başa çıkma üzerine yazılmış etkileyici bir roman. Karakterler öylesine canlı ki sayfalardan fırlayacak ve doğrudan kalbinize taht kuracaklar." -Amy Hatvany, Aslında Kimse Sevmiyor Senin Kadar romanının yazarı
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
"Alıştığınız türden bir aşk hikayesi değil." Sloganıyla dikkatleri çeken Sonsuza Dek, Ayrı Yabancı Yayınlarının yenilerinden. Bu aralar Yabancıyı otururken görmek çok zor zira ardı arkası kesilmeyen harika kitaplar çıkarıyorlar ve bizde bu kitaplara yiyecek gibi bakıyoruz. En son Lola ve Komşu Çocuğundan sonra çıtasının bir sınırı olmadığını anlamış ve saygıyla eğilmiştim. En kısa zamanda da okumak için sabırsızlanıyorum.

Her neyse bu kitabımızın yakın zamanda da filmi çıkıcakmış. Başrollerinde ise Dakota Johnson oynayacakmış. Bize de keyifle izlemek kalıcak imiş. Daha fazla meraklandırmadan sizi tanıtıma alıyım.

Share
Tweet
Pin
Share
1 yorum

Tatlı Şeytan, Go! Kitap'tan okuduğum ikinci kitap oldu. Farklı bir konusunun olması, yada şöyle demeliyim Nefillerin farklı bir açıdam ele alınması serinin dikkat çeken özelliklerinden biri. Sanırım bu yüzden bende çok sevdim. Yayınevinden okuduğum ilk kitap da Benim Uzak Yıldızımdı. Onun yorumuna da şuradan ulaşabilirsiniz.

Ana karakterimiz Anna Whitt, 16 yaşında bir lise öğrencisidir. Ama diğer öğrencilerden ayrılan bir yeteneği vardır. İnsanların duygularını ve ne hissettiklerini görebiliyordur. Bunun nedenini ve ne olduğunu bir türlü anlayamasada hayatına bunları göz ardı etmeye çalışarak devam ediyor. Birde üvey annesi Patti var. Kendi öz kızıymış gibi seven ve bu yeteneklerinden haberi olmasına rağmen Anna'yı bırakmayan bir kadın. Okurken Patti'nin o korumacılığını ve sıcacık sevgisini hissedebiliyorsunuz.

Dünya için umut vardı. İnsanlık için umut vardı. Sadece Kaidan ve benim için umut yoktu. 

Her kitapta olmazsa olmaz bir yakışıklı karakter bu kitapta da var. Kaidan Rowe ile tanışma sahnesi yine kitanı okumanız için ayrı bir neden. Bizim saf ve temiz kalpli olan Anna'mız Nefil olduğunu işte bu gizemli ama bir o kadar da yakışıklı olan Kaidan'dan öğrenir. Kaidan kendisi gibi iblis soyundan gelen bir Nefil olduğunu açıklayınca işler hızla değişecektir.

Kitapda küçük ayrıntılara da yer verilmişti. Mesela Anna'nın dudağının üstündeki (yada üzerinde bilemedim -.-) beni cidden çok hoş bir ayrıntı olmuş. Böyle yazarın küçük ama sevimli ayrıntılar vermesi kitabı gözümde daha iyi bir yer edinmesine sağladı.

Kitap, başında da dediğim gibi Nefillerin farklı bir açıdan anlatmasıyla beni etkiledi. Tatlı Şeytan'da Nefillerin babaları yada anneleri birer Dükler. Tani bu sıfat çok farklı kullanılıyor kitapta. Bir çok türde Dük var. Melesa Şehvet Dükü, Yalancı Dük, Zina Dükü, Kıskançlık Dükü... vs. gibi. Fark ettiyseniz hepsi bir kötülük özellikleri. Bu Dük'lerin ne yaptığı neden böyle ayrı ayrı özelliklere ayrıldıklarını merak etmeniz ve spoiler çizgime geldiğim için sizlere söylemeyeceğim.

Hiçbir zaman sizin olmamıs bir şeyi kaybedemezsiniz, derlerdi. Ancak ben kaybetmiştim işte.

Bunun dışında Anna'nın fazla saf ve salak olması beni çok sinir etti. Bazı olayların da gereksiz uzatılması kitaptan birkaç gün uzaklaşmak zorunda kalmama neden oldu. Çeviride kullanılan bazı kelimeler okurken garip garip kitaba baktırdı. Ama son sahnelerdeki ekşin biraz da olsa toparladı ve seriye devam edeceğimin sinyallerini verdil

İkinci kitabın bol aksiyonlu ve yan karakterlerin çoğunlukta olduğu bir kitap olmasını diliyorum. Çünkü yan karakterler de cidden çok ilgi çekici. Bir şekilde onların da bu kitapta daha çok yeri olması hissine kapıldım.

The Sweet Trilogy bir üçleme olduğundan Go! Kitap bizleri çok bekletmeden kitapların hepsini çıkarttığı için çok mutluyum.Ben okumak için serinin hepsinin çıkmasını bekliyordum. O yüzden yorum da geç geldi. Fakat iyiki de böyle yapmışım diyorum. Sizde hala bu seriye başlamadıysanız serinin bütün kitaplarını elinizde bulundurmanız daha mantıklı olucaktır. Herkese keyifli okumalar!

-Puanım-
3.5/5
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum

Tatlı Şeytan, Go! Kitap'tan okuduğum ikinci kitap oldu. Farklı bir konusunun olması, yada şöyle demeliyim Nefillerin farklı bir açıdam ele alınması serinin dikkat çeken özelliklerinden biri. Sanırım bu yüzden bende çok sevdim. Yayınevinden okuduğum ilk kitap da Benim Uzak Yıldızımdı. Onun yorumuna da şuradan ulaşabilirsiniz.

Ana karakterimiz Anna Whitt, 16 yaşında bir lise öğrencisidir. Ama diğer öğrencilerden ayrılan bir yeteneği vardır. İnsanların duygularını ve ne hissettiklerini görebiliyordur. Bunun nedenini ve ne olduğunu bir türlü anlayamasada hayatına bunları göz ardı etmeye çalışarak devam ediyor. Birde üvey annesi Patti var. Kendi öz kızıymış gibi seven ve bu yeteneklerinden haberi olmasına rağmen Anna'yı bırakmayan bir kadın. Okurken Patti'nin o korumacılığını ve sıcacık sevgisini hissedebiliyorsunuz.

Dünya için umut vardı. İnsanlık için umut vardı. Sadece Kaidan ve benim için umut yoktu. 

Her kitapta olmazsa olmaz bir yakışıklı karakter bu kitapta da var. Kaidan Rowe ile tanışma sahnesi yine kitanı okumanız için ayrı bir neden. Bizim saf ve temiz kalpli olan Anna'mız Nefil olduğunu işte bu gizemli ama bir o kadar da yakışıklı olan Kaidan'dan öğrenir. Kaidan kendisi gibi iblis soyundan gelen bir Nefil olduğunu açıklayınca işler hızla değişecektir.

Kitapda küçük ayrıntılara da yer verilmişti. Mesela Anna'nın dudağının üstündeki (yada üzerinde bilemedim -.-) beni cidden çok hoş bir ayrıntı olmuş. Böyle yazarın küçük ama sevimli ayrıntılar vermesi kitabı gözümde daha iyi bir yer edinmesine sağladı.

Kitap, başında da dediğim gibi Nefillerin farklı bir açıdan anlatmasıyla beni etkiledi. Tatlı Şeytan'da Nefillerin babaları yada anneleri birer Dükler. Tani bu sıfat çok farklı kullanılıyor kitapta. Bir çok türde Dük var. Melesa Şehvet Dükü, Yalancı Dük, Zina Dükü, Kıskançlık Dükü... vs. gibi. Fark ettiyseniz hepsi bir kötülük özellikleri. Bu Dük'lerin ne yaptığı neden böyle ayrı ayrı özelliklere ayrıldıklarını merak etmeniz ve spoiler çizgime geldiğim için sizlere söylemeyeceğim.

Hiçbir zaman sizin olmamıs bir şeyi kaybedemezsiniz, derlerdi. Ancak ben kaybetmiştim işte.

Bunun dışında Anna'nın fazla saf ve salak olması beni çok sinir etti. Bazı olayların da gereksiz uzatılması kitaptan birkaç gün uzaklaşmak zorunda kalmama neden oldu. Çeviride kullanılan bazı kelimeler okurken garip garip kitaba baktırdı. Ama son sahnelerdeki ekşin biraz da olsa toparladı ve seriye devam edeceğimin sinyallerini verdil

İkinci kitabın bol aksiyonlu ve yan karakterlerin çoğunlukta olduğu bir kitap olmasını diliyorum. Çünkü yan karakterler de cidden çok ilgi çekici. Bir şekilde onların da bu kitapta daha çok yeri olması hissine kapıldım.

The Sweet Trilogy bir üçleme olduğundan Go! Kitap bizleri çok bekletmeden kitapların hepsini çıkarttığı için çok mutluyum.Ben okumak için serinin hepsinin çıkmasını bekliyordum. O yüzden yorum da geç geldi. Fakat iyiki de böyle yapmışım diyorum. Sizde hala bu seriye başlamadıysanız serinin bütün kitaplarını elinizde bulundurmanız daha mantıklı olucaktır. Herkese keyifli okumalar!

-Puanım-
3.5/5
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum


Kitap Adı: Ölüm Bizi Ayırana Dek
Yazar: Barbara J. Zitwer
Yayınevi: Nemesis Kitap
Tür: romantik
Çevirmen: Eda Tevrizci
Sayfa Sayısı: 400



Joey, iş için Amerika’dan İngiltere’ye gelmiştir. Son dönemlerde epey kötü gitmiş özel hayatı yüzünden, evinden uzakta olacağı bu dönemi, kafasını toplamak için de kullanmaya kararlıdır. Kaldığı evin kapı komşusu olan Ian ve kızı Lily ile tanışır. Sadece baba ve kızdan oluşan bu aile, hayatına tahmin etmeyeceği bir şekilde dahil olmuştur ve aralarındaki ilişki gittikçe güçlenmeye başlar. Ian, Joey’in hayatında gördüğü en farklı ve dingin erkektir. Ve bu dinginlik, geçmişte yaşadıklarından ileri gelmektedir.
Evinin yakınlarında koşuya çıktığı bir gün Joey, saklı kalmış bir göl keşfeder. Kışları buz tutan bu göl, beş kadının sığınağıdır adeta. Her gün gölün buz gibi sularında yüzmek için buluşan beş eski dost… Joey’i de aralarına davet ederler. Onlarla birlikte gölün soğuk sularında yüzmeye başlayan Joey, bu kadınlardan hayatla ilgili her gün yeni bir şey öğrenir. Ağızlarından çıkan her cümleden bilgelik akan bu kadınlar, Joey’i, hem kendini hem de Ian’ı anlayabileceği bir yola sokarlar. Ancak hayatta geri dönüşü olmayan bazı yollar vardır. Anlamak gibi… İnsan bir kez anladığında, bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.


Kitap Adı: Sonuna Kadar
Orjinal Adı: All The Way
Yazar: Jennifer Probst
Yayınevi: Nemesis Kitap
Tür: Romantik, yetişkin
Çevirmen: Yaprak Yılmaz
Sayfa Sayısı: 336
GR Puanı: 3.74


Ailenize ait İtalyan restoranının işleri çok kötü ve siz her şeyi düzeltmek için işin başına geçtiniz.
Çalışanları idare etmek çok zor çünkü hepsi ya akraba ya da eski bir tanıdık.
Garsonluk yapan kardeşiniz kız arkadaşıyla görüşmek için sürekli işi savsaklıyor.
Barmense sigara tiryakisi. Durmadan sigara molası verip barı boş bırakıyor.
Hepsinin yerine çalışmak ve müşterileri memnun etmek zorundasınız.
Yine de şefin açığını kapatmanız çok zor. Zaten o da karısıyla kavga etmiş ve sinir bozukluğundan bütün yemeklerin baharatını ve tuzunu fazla kaçırıyor. O kadar fazla kaçırıyor ki, müşteriler durmadan su sipariş ediyorlar.
Boş masalardan birine bir kadın ve bir adam oturuyor. Kardeşiniz ortalarda olmadığı için masanın siparişini almaya gidiyorsunuz. O anda, üç yıl önce, sadece size aşık olduğu ve siz sorumluluk istemediğiniz için terk ettiğiniz kadınla göz göze geliyorsunuz. Üstelik karşısında oturan kıl kuyrukla da sevgili gibi görünüyor.
İşte size Gavin Luciano’nun hikâyesi. Ama bu hikâyeye biraz acı katabiliriz. Gavin’in karşısında bulduğu kadın, yani Miranda Storme, son yılların en beğenilen restoran eleştirmeni. O akşam şefin bol baharatlı spesiyalini yedikten sonra içinde yeninden alevlenmeye başlayacak olan terk ediliş acısı bütünüyle gerçek.
Bu gerçek de onun ilham kaynağı.
Alacağı intikam için.
Sonuna kadar… 




Kitap Adı: Gözde Bekar
Orjinal Adı: Rules of Negotiation
Bağlı Olduğu Seri: Bencher Family #1
Yazar: Inara Scott
Yayınevi: Nemesis Yayınları
Tür: romantik, yetişkin
Çevirmen: Defne Ege Taylan
Sayfa Sayısı: 320
GR Puanı: 3.61



New York’lu kadınların hayallerini süsleyen gözde bekâr Brit Bencher’ı herkes Öldüren Cazibe diye bilir. O bekletilemez, reddedilemez, istediği şeyi alması için neyi istediğini işaret etmesi yeterlidir.
Ancak madalyonun öbür yüzünde, ailesine son derece düşkün, şefkat dolu bir adam vardır. Özellikle söz konusu şey kız kardeşi olduğunda akan sular durur. Yaşadığı kötü günler nedeniyle büyük bir depresyon geçiren kız kardeşinin tek kurtuluş yolu, hiç kimsenin ulaşamadığı bir adamla görüşüp yıllarca üzerinde çalıştığı projeyi ona anlatmasıdır. Bu onu yeniden hayata döndürebilecek tek yoldur ancak Brit tüm şöhretine rağmen bu adama ulaşamayan insanlar arasındadır.
Sonunda bir yol bulur. Gizemli adamla görüşebilen tek kişi gibi görünen avukatına ulaşır. Tori Anderson. Doğrudan o adama ulaşmak istediğini söylese asla yardımcı olmayacak olan Tori’yi baştan çıkarmaya, böylece duygularını kullanarak ondan istediğini almaya karar verir. Ne de olsa o Öldüren Cazibe’dir. New York’lu modeller, kapak kızları, hatta neredeyse tüm kadınlar onun peşinden koşarken, Tori gibi bir avukatın ona hayır demesi mümkün değildir.
Öyle değil mi?
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Daha Yeni Gönderiler
Daha Eski Gönderiler

Hakkımda

Fotoğrafım
Fatma Başar
Kitap bitirme sayısı artarken gözlük numarası da bundan nasibini almış biri. Aynı zamanda da bir adet taze öğretmen. Buralardaysanız muhabbet etmekten çekinmeyin. *.* kitapsayfalari@hotmail.com
Profilimin tamamını görüntüle

Bu Blogda Ara

İzleyiciler

2024 Reading Challenge

2024 Reading Challenge
Fatma has read 0 books toward her goal of 30 books.
hide
0 of 30 (0%)
view books

Fatma's bookshelf: currently-reading

Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez
Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez
by Kemal Sayar
tagged: currently-reading

goodreads.com

(GÜNCELLENDİ)

Kitaplığımdaki Kitapları Satıyorum!

Uzun zamandır aklımda olan ama bir türlü gercekleştiremediğim bir şeyi sonunda duyuruyorum sizlere. Kitap kurtlarının vaz geçilmez sorunu o...

Çok Sevilenler

  • Kitap Sayfaları'nın 1. yaşı Şerefine Kitap Çekilişi!!! :D
    Kitap Sayfaları 1 yaşında ben de güzel bir çekiliş yapmak istedim. Resimde görülen 3 kitabı bir kişiye hediye etmek istiyorum.  Hed...
  • Kitap Alışverişi Günlüğüm #3
    Güzel bir kitap alışverişinden sonra tahmin edersiniz ki ben de çook mutlu geziyorum etraflarda. Öyle ki kargo elime ulaştığında kucakla...
  • Keşf-i Blogger Etkinliği
    Bloggerlar! Size sesleniyorum. Evet, evet size. Hala bıkmadan, usanmadan biricik bloglarına yazan o nadide yazarlar. Harika bir etkinlik ba...
  • Bir Isırık Daha (Chicago Vampirleri Serisi #3) - Chloe Neill | Kitap Yorumu
    Kitap Adı: Bir Isırık Daha Orjinal Adı: Twice Bitten Yazar: Chloe Neill Bağlı Olduğu Seri: Chicago Vampirleri Serisi #3 Çeviren:...
  • E-kitap okuyucusu kullananlar !! Nasıl iyi midir ?
    Bir kaç gündür kafama takılan bir sorunumu sizinle paylaşmak istiyorum. E-kitap okuyucusu ile kitap okuyan kitle zamanla artmaya başlayın...

Arşiv

  • ►  2021 (1)
    • ►  Ocak (1)
  • ►  2020 (10)
    • ►  Aralık (2)
    • ►  Kasım (2)
    • ►  Ekim (3)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Mayıs (1)
  • ►  2019 (8)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Ağustos (6)
  • ►  2018 (18)
    • ►  Ağustos (2)
    • ►  Temmuz (4)
    • ►  Haziran (4)
    • ►  Mart (2)
    • ►  Şubat (2)
    • ►  Ocak (4)
  • ►  2017 (17)
    • ►  Aralık (1)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Ağustos (5)
    • ►  Nisan (2)
    • ►  Şubat (4)
    • ►  Ocak (3)
  • ►  2016 (71)
    • ►  Aralık (5)
    • ►  Kasım (3)
    • ►  Ekim (3)
    • ►  Eylül (8)
    • ►  Ağustos (7)
    • ►  Temmuz (4)
    • ►  Haziran (10)
    • ►  Nisan (4)
    • ►  Şubat (7)
    • ►  Ocak (20)
  • ▼  2015 (80)
    • ▼  Aralık (8)
      • 2015 Favoriler || Kitap Sayfaları
      • 2015 Favoriler || Kitap Sayfaları
      • 2016 Ajanda/Planner Yapmak
      • 2016 Ajanda/Planner Yapmak
      • Neler Okumuşum? | 2015 - Kasım
      • Neler Okumuşum? | 2015 - Kasım
      • Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan - Oğuz Ata...
      • Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan - Oğuz Ata...
    • ►  Kasım (4)
      • Zaman İpliği - Nathan Filer | Kitap Yorumu + Playlist
      • Zaman İpliği - Nathan Filer | Kitap Yorumu + Playlist
      • Tüyap - 2015
      • Tüyap - 2015
    • ►  Ekim (2)
      • Neler Okumuşum? | 2015 - Eylül
      • Neler Okumuşum? | 2015 - Eylül
    • ►  Eylül (14)
      • Aylak Adam - Yusuf Atılgan | Kitap Yorumu
      • Aylak Adam - Yusuf Atılgan | Kitap Yorumu
      • Güz Okuma Şenliği 2015
      • Güz Okuma Şenliği 2015
      • Biraz Edebiyat Biraz Üniversite
      • Biraz Edebiyat Biraz Üniversite
      • Sonsuza Dek, Ayrı - Taylor Jenkins Reid | Kitap Ta...
      • Sonsuza Dek, Ayrı - Taylor Jenkins Reid | Kitap Ta...
      • Tatlı Şeytan - Wendy Higgins (The Sweet Trilogy #1...
      • Tatlı Şeytan - Wendy Higgins (The Sweet Trilogy #1...
      • Nemesis Yayınları | 2015 Eylül Kitapları Tanıtımı
    • ►  Ağustos (28)
    • ►  Temmuz (4)
    • ►  Haziran (6)
    • ►  Mayıs (2)
    • ►  Mart (4)
    • ►  Şubat (2)
    • ►  Ocak (6)
  • ►  2014 (86)
    • ►  Aralık (4)
    • ►  Kasım (2)
    • ►  Ekim (10)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Ağustos (26)
    • ►  Temmuz (16)
    • ►  Haziran (14)
    • ►  Mayıs (6)
    • ►  Şubat (6)
  • ►  2013 (218)
    • ►  Aralık (4)
    • ►  Kasım (8)
    • ►  Ekim (15)
    • ►  Eylül (17)
    • ►  Ağustos (42)
    • ►  Temmuz (29)
    • ►  Haziran (12)
    • ►  Mayıs (10)
    • ►  Nisan (16)
    • ►  Mart (21)
    • ►  Şubat (28)
    • ►  Ocak (16)
  • ►  2012 (145)
    • ►  Aralık (12)
    • ►  Kasım (12)
    • ►  Ekim (4)
    • ►  Eylül (16)
    • ►  Ağustos (28)
    • ►  Temmuz (18)
    • ►  Haziran (6)
    • ►  Mayıs (13)
    • ►  Nisan (11)
    • ►  Mart (7)
    • ►  Şubat (16)
    • ►  Ocak (2)

Created with by ThemeXpose