Evet, nasıl geri dönüş yapılabilir, bu kadar kötü değil belki. Açılış konuşmamı sevgili biricik blogumun kendisine yapmak isterim. Özledin mi beni? Biliyorum. *.* Hayat beni ilk önce üniversite yollarına daha sonra da Kpss hayatına sürükledi. Daha sonra bu 1 senelik hayatın dolu dolu geçirerek sonunda ve nihayet kendimi kitapların koynuna ya da bloguma atabildim. Aslında böyle bir yazıya gerek duymuyordum. Ne de olsa mekanın sahibi geri geldii diyerekten coşkulu bir giriş yapmak hoş bir durum olmayabilir. Olur muydu? Yok korona var ne partisi. Öhüm. Kpss diye çıktığım bu yolda bir de ne çıksın korona. Haydaa. Bizde de hiç şans kalmadı gerçekten. Hani zaten tozu vardı o da gitti işte. Malum temizlik aldı götürdü.
Siz neler yaptınız? Merak etmiyor değilim açıkçası. Yani takip ettiğim birçok blogger ya instagrama geçiş yaptı ya da burayı terki diyar ettiler. Kalanlara bir lafım yok. Teker teker ziyaret edeceğim. Çünkü blogu olmayan bunu anlayamaz. Kesinlikle söylüyorum. Burası ve aslında bir şeye verdiğiniz her emek sizin için artık bir vazgeçilmez oluyor. Yani bir zorunluluk gibi değil ama sanki bir annenin yavrusunu hatasıyla sevabıyla kabul etmesi gibi bir durum. Blog yazarı eğer bloguyla gerçekten bu ilişkideyse ve asıl önemli olan da beğenilme kaygısının çok ötesinde yazmayı seviyorsa bırakıp gidemiyor buraları. Güzel ya. Her yer dutluk...
Evimizdeyiz, bekliyoruz. Ben beklemek istemiyorum diyorsanız bloguma uğrayabilirsiniz. Yani mutlu olurum. Artık buralarda olmak, sizleri tanımak ve hayatımızın bir bölümünü de olsa birbirimize anlatmak kalp butonuna basmadan buralarda olmanızı görmek beni mutlu eder.
Sevgiler ve sağlıklı günler...
Fatma






