İngilizlerin taht kavgası || Macbeth, William Shakespeare
Merhaba! Hoş geldiniz. Kitap Sayfaları tekrar bir kitap yorumu görecek mi bilemiyordum. Açıkcası bu durum benim hayatıma bağlı olarak geliştiği için beni suçlamanızı makul bulacağımdan hiç kuşkunuz olmasın. Nasılsınız? Ben oldukça ve tam anlamıyla kafam karışık olarak hayatıma devam etmekteyim. Uzun zamandır aldığım kararlar doğrultusunda ilerliyordum. Fakat bloguma olan özlemim bir yerde beni durduracağını hiç düşünmemiştim. Evet! Seni çok özledim Kitap Sayfaları! Kaç yaşına girdin ama hala benim küçük yavrumsun. (Anneler beni anlayacaktır. *.*) Öhüm buraya ağlamaya gelmedik. Ağlayacak olanlar biraz sonra okumaya devam edebilir. Her neyse. Umarım herkes burada olmasa bile yeni bir yorumu okurken benim kadar heyecanlıdır. Ayrıca yeni gelen okuyuculara da hoş geldiniz demeyelim mi? Mantık olarak onlar mı bana ben mi onlara hoş geldiniz diyeceğim hala bilmiyorum fakat bence ev sahibi demeli... Umarım bu özlem dolu girişten sıkılmadınız. Çünkü eğer sıkıldıysanız hemen yoruma geçiyorum. Biliyorsunuz vakit nakittir!
2020 senesinde okuduğum üçüncü kitap Macbeth oldu. Diğer iki kitap Kızıl Yükseliş ve Felsefe Taşı idi. Zaten Kızıl Yükseliş'in yorumunu blogda yazdım fakat ikinciye okuduğum için belki biraz farklı bir bakış açısıyla tekrar yorum yazabilirim. Felsefe Taşı ise -biliyorum şaşırdınız- en sonunda alıp okuyabildiğim Harry Potter serisinin ilk kitabı. 2019'un sonlarına doğru başlamış ve anca bitirme fırsatım olmuştu. Eh fark ettiğiniz üzere çok az kitap okuyabildiğim dönemlere girmişim. Bu konuya daha sonra konuşabiliriz.
Macbeth, okuduğum ilk Shakespeare kitabıydı. Genelde tiyatro okumaları pek fazla tercih etmiyorum. Ama okuduğum diğer tiyatrolar da çok çok keyif aldığım için tiyatro okumaya her zaman açık bir okuyucu oldum. Bu yüzden Macbeth ile de yollarımız kesişmiş oldu. Öncelikle tiyatro çok kısa geldi bana. Fakat oldukça keyif aldığım bir okuma deneyimi yaşadım diyebilirim. Shakespeare'in şiirsel bir dil ile yazmış olduğu bu eseri gerçekten okuma deneyiminizi bir çıta yükseltiyor.
Shakespeare'in ilk yazdığı oyun Titus Andronicus olarak biliniyor. Daha sonra Hırçın Kız adlı tiyatrosuyla kendi adından söz ettirmiş. Fakat hala Macbeth'i yayınlamıyor. Bu oyunundan önce bir sürü oyun daha yazmış bizim Shakespeare. Hatta çok ünlü olan Romeo ve Juliet, Bir Yaz Gecesi Rüyası, Hamlet ve Othello adlı eserleri Macbeth'ten önce yazılmış. Ben bunların daha önce yazıldığını bilmeyerek biraz da bilgisizce sıra göz etmeksizin başlamış bulundum. Macbeth'in yayınladığı tarih 1606 imiş. Bu da bizi o yıllarında tarihine ışınlıyor istemsizce. Hemen bu bilgilerden yararlandığım tezden alıntı yaparak konusunu şöyle açıklayabiliriz: Macbeth, 1606’da
sarayda oynanmak üzere yazılmış, İskoçya tarihini ön plana çıkaran ve korkunç
bir komploya kurban giden hükümdarın katlini konu almıştır. Macbeth aslında Shakespeare'in dört büyük trajedisinin sonuncusu ve en kısasıymış. Tiyatroyu okumaya başladığınızda sizi hemen bir aksiyon karşılıyor. Burada ilk karşılacağınız "cadı grubu" benim en etkilendiğim sahnelerin başrollerinden biriydiler. Kralımız Duncan, Macbeth'in başarılarını duyunca hemen ona mukafat olarak bir yer vermesi ile devam ediyor oyun. Ama işler cadı grubunun gelecekten haberler vermesi ile karışınca Macbeth'in - o soylu kahramanın- aklı karışıyor. Tıpkı parayı bulup da zenginleşen insanın kendini kaybetmesi gibi. Bundan sonra Macbeth ve karısı Lady Macbeth olayları ışık hızında değiştirerek kendilerini taht mücadelesinde buluyorlar. Okuyunca siz de ışık hızında olduğunu göreceksiniz.
Olay akışının bu kadar hızlı bir şekilde işlenmesi beni bir miktar üzdü açıkçası. Sadece birkaç tiyatro okuduğum için kıyaslama yapacak derecede incelemem olamadı maalesef fakat bir tiyatro metni okurken en azından karakterlerin kişilikleri yahut bir miktar olay akışının uzun olmasını beklerdim açıkcası. Bunların dışında Shakespeare tiyatroyu adeta bir şiir havasında yazdığı için ise kendisine hayran olduğumu belirtmeliyim. Macbeth karakterine daha farklı bir karakter olarak düşünüyordum fakat okuduktan sonra tamamen yanıldığımı gördüm. Burada sevdiğim bir karakterde ziyada rolleri açısından cadıların olduğu kısımlar daha hoşuma gittiler. Tabi bir de Kral Duncan da ayrı bir yeri oldu bende.
Geçen günler Goodreads'te Shakespeare'in bir başka tiyatrosunun incelemesini yapan bir kullanıcının yorumuna denk geldim. Onun yorumlarında okuduğu tiyatronun yazılış sırasına göre değil de tarihsel sıralanışını takip etmek isteyenlere özenle sıraladığı bir liste bulunuyordu. Onu da buraya ekleyeyim. Yorum için tık!
Son olarak eğer Shakespeare okumak istiyorsanız ve biraz endişeleriniz var ise ilk olarak Macbeth'i tercih edebilirsiniz. Fakat ben illaki yazılış sırası ile ilerlemek istiyorum diyorsanız da o sizin bileceğiniz bir iş tabii. Macbeth benim için sade ve akıcı giden aynı zamanda da şiirsel anlatımıyla mest eden bir tiyatro eseri oldu. Bir başka Shakespeare tiyatrosu elime geçene kadar kendisiyle vedalaşıyorum.
Siz daha önce Macbeth'i okumuş muydunuz? Önerebileceğiniz tiyatrolar varsa çok mutlu olurum.
Güzel ve sağlıklı günleriniz olsun,
Fatma
İncelemeyi yazarken yararlandığım kaynak;








6 yorum
Ben Shakespeare ile ilk Hamlet kitabıyla tanıştım onu da öneririm çok güzeldi. :) Macbeth'i geçen ay okumuştum, en çok cadıların olduğu bölümleri sevmiştim :D Macbeth'e güzel mesajlar vardı. :) Romeo Juliet hariç tüm ünlü eserlerini okumuşum :D Romeo ve Juliet'i de çok merak ediyorum. *-*
YanıtlaSilİkimiz de aynı yeri beğenmişiz ne güzel! :) Aslında kısa bir tiyatro olmasına karşın alt metni boldu. Bunlardan söz edersem spoiler olabileceğini düşünerek değinmedim ama bir gün detaylı bir yazı yazılabilir...
SilRomeo ve Juliet'i ben de çok merak ediyorum gerçekten. O kadar ünlü bir tiyatroyu hala okumadığımız için kendime kızıyorum ama her şeyin bir zamanı var sanırım. :)
Ben daha önce hiç Shakespeare okumadım, oyunlarını izledim. Sizin önerini dinleyip Macbeth' ten başlayacağım. Bu güzel tanıtım yazısı yön gösterdi bana, çok teşekkür ederim. Sağlıkla kalın.
YanıtlaSilYorumu çok geç gördüm! :( Bunun için umarım bana darılmazsın.
SilOyunlarını izlemeyi ben de çok istiyorum, umarım bu pandemi geçtikten sonra izleyebilirim. Umarım benim gibi keyifli bir tiyatro okuma deneyimi yaşarsın. Güzel ve serin günler dilerim...
Kapağı siz mi tasarladınız?
YanıtlaSilEvet
Sil