İç Monologlar ve Günlük Sayfaları | Kambur, Şule Gürbüz

by - Ekim 01, 2020



2020 yılının ekim ayına bugünden itibaren girmiş bulunuyoruz. Elimde Şule Gürbüz'ün Kambur kitabı vardı. İnce bir kitap olmasından dolayı da hemen okunabileceği düşüncesiyle almıştım. Ama araya başka kitaplar ve dersler girince devam etmemişim. Neyse ki bu gün evet tam da bu yorumu yazdığım gün bitirdim. Kısa ve başlıktan da anlaşılacağı üzerine monologlardan ve günlüklerden oluşuyor. Böyle bir kitap olduğunu hiç bilmeyerek alıp okumaya başladım haliyle. Aslında okumaya Öyle miymiş? kitabı ile başlamak istiyordum ama o kitabın çok fazla pahalı olması beni bir tık geriye çekti tabi. Ama Şule Gürbüz hala okumak istiyordum. Ben de ilk kitabı olan Kambur ile başlamak istedim. İyi mi yaptım bilemiyorum. Ama ondan önce Şule Gürbüz hakkında biraz araştırma yaptım. Bunları kısaca paylaşmak istiyorum.

Şule Gürbüz, 1974 yılında doğmuş, İstanbul Üniversitesi'nde sanat tarihi ve Cambridge Üniversitesi'nde ise felsefe eğitimi almış. Bunları okuyunca gerçekten şaşırdım ama bir bakıma da onun eserlerinin kaynaklık ettiği temel taşların nerelerden geldiğini öğrenmiş oluyorsunuz. Zaten yazarların hayatları eserlerine mutlaka yansıyor. Daha sonra beni çok çok şaşırtan asıl olayına geliyorum. Saat tamirciliğinde ustalaşmış. 1997 yılında Dolmabahçe Sarayı'nda bu ilgisini ilerletmiş ve internette yazdığı bilgilere göre hala Milli Saraylar Müdürlüğü bünyesinde çalışmakta imiş. Benim saat ve zaman kavramlarına karşı aşırı bir ilgim ve bunlar üzerine kafa patlatmışlığım vardır. O yüzden Şule Gürbüz'ün de bu kulvarda ilgisinin olması beni aşırı şaşırttı ve daha fazla yakın hissetmemi sağladı açıkçası. Kambur hakkındaki düşüncelerime geçmeden önce bu kısmını özellikle anlatmak istedim. Fotoğraflardan da çok tatlı bir yazar olduğunu görebiliyorum ama Kambur'u nasıl yazdı bilemedim doğrusu. Hadi ona da bir değinelim. 

Çerçi Sanat ile bir söyleşisinde yazarlığı ile ilgili şu cümleleri dile getirmiş;

"Yazmak, çok şahsi tümden kendimle ve zihnimle ve oradakileri daha ne kadar orada tutacak, tasnif ve tadil edecek ya da artık ortaya çıkaracak halde oluşla ilgili. Hali ile böyle bir şeyin ritüeli benim için yok. Yazmak gündelik bir iş değil, her şey olup bittiğinde ve düşüncemle aramda artık başka bir şey kalmayınca yaptığım bir şey. Ama okumak, notlar almak, düşünmek, tartmak her günün işi.(Alıntıladığım kaynak

Söyledi gibi yazmak şahsi bir olay ve insanın kafasında neler geçip de kağıda aktığını bilemiyorsunuz haliyle. Bu da bizim okuma şevkimizi arttırıyor desem yalan olmaz. Kambur, Şule Gürbüz'ün ilk kitabı ve daha çok küçük yaşta -18 yaşında iken- yazmış. Bunu da şu sözlerle açıklamış yine aynı söyleşide;

"Ben Kambur’u 18 yaşımda, bir yazarlık kariyeri duygusunda değil kendi o vakit ki duyuşum, aklım ve bakışımla yazdım; yazmaya, elimde bir şey tutmaya ihtiyacım vardı. Sonrasında tahsil ve kendimle kaldığım zamanımda ve mekanik saat ustası olmakla geçen ömrümün bu devamında kendi bakışımı, hayatın içimde aldığı manayı, doğru düşünüp tartmayı kendime yerleştirmekle meşgul oldum." 


Bu söyleşideki cümlelerinden sonra aslında tamamen kızgınlığım geçti. Çünkü evet okuduktan sonra kızgın bir halde bıraktı beni. 18 yaşında nasıl birisiydiniz bilmiyorum ama ben hatırlıyorum ve o yaşlardaki psikolojim ve her şeye bakış açımla şuan ki arasında çok çok fark var. Özellikle üniversite insanı olduğunuzda değişmeyi de kabul ederseniz şayet e18 yaşınızdaki benliğinize ufaktan da olsa veda ediyorsunuz. Her neyse ben Kambur'da da aynı ruh halimi gördüm diyebilirim. Karamsar bir bakış açısıyla bölük pörçük kafa karışıklarının toplanmış hali gibiydi Kambur. Daha sonra araya yine yazarın kendisinin düşünceleri olduğunu düşündüğüm günlük sayfalarından kesitler geliyor. Kesitler diyorum ama aslında bir iki cümlelik yazılmış sayfalar diyebilirim. Buraları okurken tarihlere özellikle dikkat ettim. Günlüğün asıl olayı zaten tarihlerdir bana göre. Tarihler zamanın akışını somutlaştırır. Bu yüzden de eğer günlük tutuyorsanız o tarih ve o yazılanların eşleşmesi muazzam bir duyguyu ardınızda bırakmanıza neden olur. Ama bir iki cümlelik yazılar pek de bağ kuramamanıza neden oluyor aslında. 

Birkaç altı çizilesi cümleler vardı. Onlardan birkaçını paylaşmak isterim izniniz olursa. (Evet dediğinizi varsayarak eklenmiştir.)

"Kendim hariç her şeye uzağım ve çok kişiyi öldürdüm; kafam, cinayetlerle dolu." (syf. 86)

"Benim gökyüzüm delinmedi; delinen, anlar ve zihnimin saydamlığı." (syf. 86)

"Ama ne söylersem söyleyeyim, ne çalarsam çalayım, bu kamburu yüklendiğim için oyunbozan oluyorum." (syf. 87)


Sanırım Kambur benim için kötü olsa da Şule Gürbüz okumaya devam edeceğim. Çünkü saat tamirciliğine ilgi duyan birinin kaleminden daha neler çıkmış merak etmeden duramıyorum. Tanpınar da zaman ve saatçilik üzerine kafa yoran bir insandı. Onun kitapları da kapalı anlatımlara ev sahipliği yapıyor. Fakat bu demek değil ki kötü bir yazar. Canım Tanpınar aşkım ve belki de ilerleyen eserlerinde Canım Şule Gürbüz olacak. Kim bilebilir. Bence son bir alıntıyla sizi uğurlamak hoş bir kapanış olacak. Şimdiden güzel bir ay geçirmeniz dileğiyle. Güzel yorumlarınızı beklerim. Sevgiler, Fatma

"Sanırım yaşayabilmenin bir yolu da, kötü alışkanlık denilip yaka silkilen şeylerden kendizie uygun ola birine saplanmak, bir şeyin tiryakisi olmaktır." (syf. 25)

Fatma sana çok acil ulaşmak istiyoruz diyenlere;

Mail: kitapsayfalari@hotmail.com
Goodreads: raggedybook
Instagram: @raggedybook_


You May Also Like

6 yorum

  1. Bence okumak ilginç olabilir en azından 18 yaşındaki Şule ile şimdiki arasındaki farkı görmek açısından.
    Ve son cümleye katılıyorum, bir şeyin tiryakisi olmak yaşayabilmenin bir yolu olabilir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hani ilk romanı olduğunu biliyordum ama bu kadar toy zamanlarına geldiğini bilmeden okudum. O yüzden de direkt olumsuz bir düşünce kafamda oluşmuştu. Neyse ki sonradan araştırıp öğrendiğim bilgiler sayesinde en azından daha geniş perspektiften anlayabildim nedenini.
      O zaman biz de kitap okumanın tiryakisiyiz diyebilirim :))

      Sil
  2. şule gürbüz ün coşkuyla ölmek kitabındaki öyküleri çok sevmiştim. saatler de vardı orda :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başka kitaplarını araştırırken karşıma çıktı Coşkuyla Ölmek. Sen de sevdiysen mutlaka okurum o halde. Saatler var diyorsan kesin zaten! :)

      Sil
  3. Kitap tanıtımlarıyla ilgili olan blog yazılarını her zaman okumayı sevmişimdir. Kitabın içeriğinden çok anlatıcının üslübü etkiler beni. Sende öyle naif bir içtenlikle şahsına münhasır bir şekilde yazmışşın ki. Gerçekten emeğine sağlık. Ben yazar ile güzel bir tevafuk sonucu internette bir röportajını dinleyerek tanıştım. Sana da linkini göndereceğim. Kesinlikle dinlemen gerekir. Yazarı dinledikten sonra özellikle mekanik saatlere olan ilgisi ve zaman kavramı üzerine olan düşünceleri, anlatım tekniği beni çok etkiledi. Daha sonra çok kitaplarını kitapçılarda aradım ve seninde bildiğin gibi kitapların pahalılığından almak istemedim. Ama hala aklımda. Ve uzun süredir de çıkmıyor (: Ben uzun zamandır sıfır kitap almayı bıraktım. Geziyorum sahafçıları. O yıpranmış kitaplarla vakit geçirmek beni mest ediyor. Ne zaman bir sahafçıya gitsem belki şule gürbüz ismiyle karşılaşırım diye heyecanla bakınıyorum. Ama nafile. Henüz denk gelemedim. Ama elbet bir gün (: Velhasılkelam bu naif anlatımın için tekrar teşekkürler. Saygılarımla. Vesselam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. :) Linki görmek isterdim ama unutmuşsunuz sanırım atmayı. Olsun. İyi ki de hani direkt kitabı üzerinden bir yargılama hatasına düşmemişim dedim. Çünkü kitap kadar yazarın hayatı ve eserleriyle olan ilişkisi de çok önemli bence. Buralarda sahaf bulmak çok zor ama İstanbul'a gittiğimde mutlaka uğramayı düşünüyorum. Kütüphaneyi de çok kullanıyorum ben. Uzun zamandır sıfır kitap alma, kendi kitaplığımı oluşturmak için çabalamıştım ama anladım ki bazı kitaplar kitaplığımda bulunmasındansa hem benim hem de başkalarının da okuyabileceği kütüphanelerde olması çok çok iyi. Hatta yakın zamanda kendi kitaplığımda da birkaç kitap hediye etmek istiyorum ama hala seçemedim. Umarım ona da katılırsınız. Yorumunuz için ayrıca teşekkür ederim. Keyifli okumalar ve yazmalar dilerim.

      Sil