• Ana Sayfa
  • Kitap Yorumları
  • Dört Hafta Bir Ay
Fatma Başar. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Goodreads Instagram Spotify

Kitap Sayfaları

"Üşüyorum. Açım. Korkuyorum.
Bunları hissediyor olmalıyım."

Go Kitap'ın en yenilerinden olan Buradayım, sizi daha ilk sayfadan bu kelimelerle cezp etmeyi başarıyor. Her ne kadar hikayenin ana temasını kullanan oldukça etkili yazarlar olsa da Buradayım'a bir şans vermek istemiştim. İyi ki de vermişim diyorum çünkü aşına olduğumuz komada kalan hastaların hikayesi dışında oldukça dikkat çekici küçük detaylar var. Arka kapak yazısını az çok okuduğunuzu farz ederek konudan çok karakter ve o kurgudaki küçük etkilerden bahsetmek istiyorum.


Elsa, pek tanınmayan bir meseleğe sahiptir. Kendisi dağcılık yapıyor fakat işi göründüğü kadar basit değil. Yürüyüş rotalarının haritalarını çıkaran bir enstitüde çalışıyor ve buzul bölgeleri onun uzmanlık alanı. Bunu öğrendiğinizde  yazarın küçük ama oldukça etkili bir detay eklediğini fark ediyorsunuz. Karakterin kişiliği üzerinde farklı bir bakış açısı getiren şahane bir detay bana göre. Gerçekten böyle bir meslek var mı bilemiyorum ama hikayeye tutunmamı sağladığı bir gerçek.

Bir gün her zaman ki gibi dağ için son kontrollerini yaparken aslında rutin yapılması gereken ip kontrollerini bu sefer düzgün bir biçimde yapmıyor ve Elsa'nın dağdan kopup kendini aşağıda bulması bir oluyor. Bu durum onu komaya sokarken gelelim hikayenin ikinci bakış açısına.
Thibault'un erkek kardeşi birgün araba kazası yapar ve bu kazada iki küçük çocuk da öldürür. Kardeşinin böyle bir durumun içinde olması Thibault'u kardeşinden nefret etmeye doğru sürüklerken bir yandan da mecbur olduğundan dolayı da kardeşini ziyaret günlerinde görmesi için annesini hastaneye bırakması gerekiyordur. Aynı zamanda sevdiği kadından da üzücü bir şekilde ayrılmış olması hayatındaki bir başka sorundur. İster kader diyin ister tesadüf bu iki kaza aslında iki ana karakterimizi de yeni bir umut olacaktır.

Thibault annesini beklerken birden kendini Elsa'nın odasında bulunca merakına yenik düşer ve onun hayatına giriş yapar. Buradan sonrası kitaptaki o mayhoş satırlarda gizli.


Komadaki hastaların konuşamasalar da dışarıdaki sesleri duyduklarına dair bir teori olduğunu biliyoruzdur. Elsa da yaşadığına dair bir tepki veremese de içten içe her şeyi duymaktadır ve hem ailesine hem de arkadaşlarına hala burada olduğunu anlatmaya çabaladığını kitap boyunca okuyoruz. Aynı zamanda Thibault ile olan ilişkisi de bir o kadar okunmaya değer. Hele ki herkes ona her an kırılabilecekmiş gibi kibar davranırken Thibault'un onunla normal bir insanmış gibi konuşması bizi biraz da olsa o olumsuz havadan sıyırıyor. Bu durum hem gülmenize sebep oluyor hem de siz olsaydınız o durumda aynı şekilde davranır mıydınız diye düşündürtüyor.

Thibault'un en yakın arkadaşının bebeği de bir diğer küçük ama etkili bir detaydı. Bebeğin vaftiz babası olması ve ona verilen sorumlulukları yerine getiriş yöntemi okurken koma teması içindeki hikayeyi biraz daha olsa yumuşatmayı ve o buhranlı havayı dağıtmayı başardı.

Kitabın tek sevmediğim yönü ise sonu oldu. Yazar o kadar bitirmek istemiş ki her şeyi bir sayfaya sıkıştırmış gibi geldi bana. Okuyucuya biraz daha o süreci okutması gerektiğini düşünüyorum. Yine de bu olumsuzluğa rağmen kitabı genel olarak kötü diyemiyorum. Kafa dağıtmak istediğinizde okuyabileceğiniz hoş bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

Kitap Adı: Buradayım
Orjinal Adı: Je Suis Là
Yazar: Clélie Avit
Yayınevi: Go Kitap
Tür: kurgu, romantik
Sayfa Sayısı: 260
GR Puanı: 3.83
Puanım: 4/5
Share
Tweet
Pin
Share
6 yorum
Uzayda yaşamak, yeni bir sisteme ayak uydurmak ve sizi ele geçiren fısıltılarla savaşmak için bir asker ve bir isyancının verdiği mücadeleye hazır mısınız?

Parçalanmış Dünyam, Starbound serinin ikinci kitabıydı. Benim Uzak Yıldızım'ı konusu itibariyle çok sevmiş ama yer yer yine sıkıldığım, çok fazla uzatıldığını düşündüğüm yerler olmuş olsa da devam etmek ve neler olacağını okumak istiyordum. İkinci kitap beni o kadar çok şaşırttı ki! Bunlardan bahsederek yoruma gireceğim.


Öncelikle Benim Uzak YIldızım'da ana karakterlerimiz Lilac ve Tarver'in bu kitapta olmadığını görmek resmen beni üzdü. Hikayenin ana karakterlerinin onlar olduğunu düşünürken yazarlarımız farklı bir açıdan düşünmüş olmalılar ki ana karakterler bu kitapda onlar değil de Jubilee ve Flyyn oldu! Karakterlere başta ısınmam bu bakımdan zor oldu. Aynı zamanda hikaye de farklı bir gezegende geçtiği için adepte olmak ve hikaye gidişatına bağlı kalmak beni biraz zorlayan yönlerinden oldu. Özellikle Flynn'ı hiç sevemedim. Karakterin çok kusursuz bir şekilde betimlenmesi okurken göz devirmelerime engel oldurmadı. Ama Jubilee'i oldukça tuttum! Bir asker olması ve ona taş suratlı Chase demeleri, onun emri altındaki askerlerin ondan çekinmesi ve sanırım güçlü bir kadın karakter olması bende gerçekten artı bir puan kazanmasını sağladı. 

Şimdi aklınızdan şöyle bir şey geçiyor olabilir: Lilac ve Tarver nereye kayboldu? Onların hikayesi ilk kitapta bitti mi? Sorularınızda oldukça haklısınız ve bende bu soruları deli gibi sorguladım. Ama birkaç araştırma yaptıktan sonra karakterlerin tekrar geleceğini öğrendim ki nitekim de sonlara doğru ufak bir bölümün onlara ayrıldığını hatta oldukça güzel bir şekilde karakterlerin birbirlerine bağlandığını söylemek istiyorum. Tarver ve Jubilee'in ilişkileri gerçekten harika bir olay örgüsüyle yazılmış. Onları özlediğinizi bölüm geldiğinde anlıyorsunuz kesinlikle! Fakat yine de hala tatmin olamadım diyorsanız eğer yazarlarımız birinci kitaptan sonra 1.5 diye adlandırılan ara kitap yazmışlar ve This Night So Dark isminde yayınlanmış. Umarım Go Kitap serinin son kitabı çıktıktan sonra veya öncesinde bize bu sürprizi yapar ve bu ara kitabı da basar. 


Kitabın konusu aslında ilk kitapla tabikide bağlantılı. Olayların bittiğini sanarken aslında gizli gerçeklerin hala devam ettiği ve LaRoux Sanayinin Avon'da hala tehlikeli sularda yüzdüğünü daha da kötüsü artık daha geliştirilmiş bir plana sahip olduklarını okuyoruz. Flynn'ın gizli bir tesisin doğuda kurulduğunu görmesi ve bunun için haraket etmesi üzerine Jubilee'ı kaçırmasıyla olaylar patlak veriyor kısaca. Daha sonra ikisinin de bazı şeyleri keşfetmeye, isyancılar ve askerlerin düşmanlığına bir dur demek için beraber çalışmaya başmalarını ama yavaştan da birbirlerine aşık olduklarını anlamalarını okumak hikayenin gidişatını ortaya çıkardı. 

Beni rahatsız eden kısmı ise yine bazı yerlerin gereksiz olduğunu ve boşuna uzatıldığını düşünmem. Hele de iki kadın yazarın hikayeyi oluşturduğunu düşünürsek bayağı detaycı bir bakış açısıyla yazılmışlardı. Bazı yerlerinde de betimleme eksiği vardı ki sanırım bir yerden fazlalığı varken bir yerden de eksiği vardı. 

Bu seri bana az çok Evrenin Ötesi serisini aklıma getiriyor. Aslında konu itibariyle o kadar ayrılar ki... Ama uzayda geçmesi ve iki serinin de bir üçleme etrafında oluşturulması gerçekten de az da olsa o seriyi aklıma getirdi ve acaba yeniden okusam mı diye içimden geçirmeme sebep oldu. :) 

Starbound serinin son kitabı ise yine benim için sürpriz olan bir gelişmeyle devam ediyor. Yine ana karakterlerimiz değişiyor! Bu azcık sinir bozucu fakat seriye ayrı bir hava kattığını da düşünmüyor değilim. Bilemiyorum biraz çelişkili bir düşüncede kaldım sanırım. :) Bu seferki hikayemizde Sofia ve Gideon'un Corinth'de son savaşlarını okuyoruz. Bu ikili aynı zamanda çok uzak bir karakter değiller. Ama tabikide spoiler olduğu için söylemeyeceğim. :D  Her şekilde hikayeye veda etmek ve bu uzay macerasını okumaktan çok mutluyum. Şimdiden veda eder gibi bir his kapladı içimi! o.o Bir an önce Go Kitap serinin son kitabını çıkarmasını beklemekten başka çaremiz yok tabi ingilizceden okuyabilen varsa onu bilemeyeceğim ;) 

Seri gittikçe güzelleşiyor. Eğer bilim kurgu ve uzay maceralarını seviyor biraz da ekşın arıyorsanız kesinlikle tavsiye edeceğim bir seri. Bir şans verebilirsiniz.

Kitap Adı: Parçalanmış Dünyam
Orjinal Adı: This Shattered World
Bağlı Olduğu Seri: Starbound #2
Yazar: Amie Kaufman & Meagan Spooner
Yayınevi: Go Kitap
Tür: bilimkurgu, uzay, macera
Sayfa Sayısı: 544
GR Puanı: 4.02
Benim Puanım: 4/5
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Uzun zamandır kitap tanıtımı yapmıyordum. Oh sonunda harika bir kitapla bu kulvara geri döndüm. Starbound serisinin ikinci kitabı sonunda çıkıyor! Dün ben de kitaplığımı düzenlerken Benim Uzak Yıldızım'a bakıp içimden ne zaman çıkacak ikinci kitabı diye düşünmüştüm. Haberi alınca ne kadar sevindim anlatamam sizlere.

Kitap tanıtımına geçmeden önce serinin ilk kitabı olan Benim Uzak Yıldızım kitabının yorumunu okumak için tık tık! 


Kitap Adı: Parçalanmış Dünyam
Orjinal Adı: This Shattered World
Bağlı Olduğu Seri: Starbound #2
Yazar: Amie Kaufman & Meagan Spooner
Yayınevi: Go! Kitap
Çeviren: Ebru Sürmeli
Editör: Nurten Hatırnaz
Sayfa Sayısı: 556
Baskı Tarihi: Haziran 2016
GR Puanı: 4.02

JUBILEE CHASE İLE FLYNN CORMAC’ın hiç tanışmaması gerekiyordu.
Gezegenleri yaşanılır hale getirmek için kurulan terrafom şirketleri daha iyi bir gelecek vaadiyle topladıkları kolonicileri yeni gezegenlere yerleştirerek zengin olmuş, ama Avon gezegenine ilişkin vaatlerini hiçbir zaman yerine getirmemiştir. Flynn zorlu yaşam şartlarına isyan eden kolonicilerin başındaki isimdir.
Yüzbaşı Lee, isyancı kolonicileri kontrol altına almak için Avon gezegenine gönderilen askeri birliğin bir üyesidir ama isyancılardan nefret etmek için bambaşka nedenleri vardır.
Bitmek bilmeyen kanlı bir savaşta üstünlük sağlamaya çalışan Flynn, Yüzbaşı Chase’i kaçırıp rehin alır ama diğer isyancılar onu öldürmek isteyince hayati bir seçim yapar. Tüm gezegeni tehdit eden Cinnet, bataklıkta bir görünüp bir kaybolan gizemli ışıklar, birdenbire ortadan yok olan bir üs, bu iki düşmanı ortak bir savaşın içine çekecek ve ikisi için de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Nefes kesen bilim kurgu üçlemesinin ikinci kitabı Parçalanmış Dünyam, savaşın paramparça ettiği bir dünyada yeşeren bir aşkın hikâyesi…
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Uzun zamandır kitap tanıtımı yapmıyordum. Oh sonunda harika bir kitapla bu kulvara geri döndüm. Starbound serisinin ikinci kitabı sonunda çıkıyor! Dün ben de kitaplığımı düzenlerken Benim Uzak Yıldızım'a bakıp içimden ne zaman çıkacak ikinci kitabı diye düşünmüştüm. Haberi alınca ne kadar sevindim anlatamam sizlere.

Kitap tanıtımına geçmeden önce serinin ilk kitabı olan Benim Uzak Yıldızım kitabının yorumunu okumak için tık tık! 


Kitap Adı: Parçalanmış Dünyam
Orjinal Adı: This Shattered World
Bağlı Olduğu Seri: Starbound #2
Yazar: Amie Kaufman & Meagan Spooner
Yayınevi: Go! Kitap
Çeviren: Ebru Sürmeli
Editör: Nurten Hatırnaz
Sayfa Sayısı: 556
Baskı Tarihi: Haziran 2016
GR Puanı: 4.02

JUBILEE CHASE İLE FLYNN CORMAC’ın hiç tanışmaması gerekiyordu.
Gezegenleri yaşanılır hale getirmek için kurulan terrafom şirketleri daha iyi bir gelecek vaadiyle topladıkları kolonicileri yeni gezegenlere yerleştirerek zengin olmuş, ama Avon gezegenine ilişkin vaatlerini hiçbir zaman yerine getirmemiştir. Flynn zorlu yaşam şartlarına isyan eden kolonicilerin başındaki isimdir.
Yüzbaşı Lee, isyancı kolonicileri kontrol altına almak için Avon gezegenine gönderilen askeri birliğin bir üyesidir ama isyancılardan nefret etmek için bambaşka nedenleri vardır.
Bitmek bilmeyen kanlı bir savaşta üstünlük sağlamaya çalışan Flynn, Yüzbaşı Chase’i kaçırıp rehin alır ama diğer isyancılar onu öldürmek isteyince hayati bir seçim yapar. Tüm gezegeni tehdit eden Cinnet, bataklıkta bir görünüp bir kaybolan gizemli ışıklar, birdenbire ortadan yok olan bir üs, bu iki düşmanı ortak bir savaşın içine çekecek ve ikisi için de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Nefes kesen bilim kurgu üçlemesinin ikinci kitabı Parçalanmış Dünyam, savaşın paramparça ettiği bir dünyada yeşeren bir aşkın hikâyesi…
Share
Tweet
Pin
Share
4 yorum
Bir uzay gemisi, sağ kalan iki kişi ve hayatta kalma savaşı! 





Benim Uzak Yıldızım yorumuna geçemeden daha sinirim zıpladı. Ama bunun kitapla alakası yok inanın. Her neyse bu durumda bakalım nasıl bir yorum çıkıcak bende merak ediyorum.



 O gecenin, devasa uzay gemisi ikarustaki diğer gecelerden hiçbir farkı yoktur. Ta ki o büyük felaket gerçekleşene ve İkarus yakınlardaki bir gezegene düşene dek. Elli bin yolcu kapasiteli gemiden yalnızca iki kişi kurtulmuştur: Evrenin en zengin adamının kızı Lilac LaRoux ve genç bir savaş kahramanı olan Binbaşı Tarver Merendsen.

Binbaşı Merendsen, Lilac gibi kızların insanın başına beladan başka bir şey getirmediklerini uzun zaman önce öğrenmiştir. Lilac da, Tarverın kendi iyiliği için, onu kendisinden uzak tutması gerektiğinin farkındadır. Ama ıssızlığın ortasında hayatta kalabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Açlık, soğuk ve vahşi hayvanlara bir de Lilacın duyduğu fısıltılar eklenince birbirlerine güvenmekten başka çareleri kalmaz. Ne var ki çok geçmeden, onları birbirlerinin kollarına iten bu trajediden büyük bir aşk doğar. Artık kurtulup kendi gezegenlerinde bir ömür ayrı kalmaktansa düştükleri bu ıssız gezegende birlikte olmayı tercih ederler.

Ama her adımda onları takip eden gizemli fısıltıların ardındaki gerçeği öğrenmeleriyle her şey bir anda değişir. Lilac ile Tarver o gezegenden ayrılsalar bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Nefes kesen bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı, Benim Uzak Yıldızım, zaman ve mekân tanımayan sonsuz bir aşkın hikâyesi…


"Öfke benim kalkanımdı ve onu kaybettiğim an parçalara ayrılabilirdim." (Syf. 96)

Daha kitap bizde çıkmadan gıptayla kapağına baktığım bir kitaptı, Benim Uzak Yıldızım. Sonradan bizde de Go Kitap etiketiyle çıkacağını öğrenince sevinçten havalara uçmuştum. Hatta yayınevi okuyucusunun kitap kapağını seçmesinde bir oylama yapmıştı. Tabikide benim tercihim her zamanki gibi orjinal kapaktan yana oldu.

Benim Uzak Yıldızım'ı instagramdaki  #ramazanathon etkinliği kapsamında ✔Distopya türünde bir kitap✔ kategorisinde okudum. Kitaba başlamadan önce şöyle bir goodreads yorumlarına bakıyım demiştim. Orada birçok olumsuz yorum görünce de biraz şaşırdım aslında. Dediğim gibi kitaba aslında büyük bir beklentiyle başlayacaktım. Ama yorumları görünce biraz şüphe düştü tabiki de ister istemez. Ama her ne okursam okuyayım objektif bir şekilde okumaya karar verdim. Ön yargılarımı bir kenara attığımı bildirmek isterim *.*

Ama gelin görün ki kitabı bitirdiğimde bazı yorumlara hak vermeden edemedim. Aslında böyle bir giriş yapmak istememiştim. Tamamen kitabı beğenmediğimi sakın düşünmeyin ama ilk önce konuyu anlatmam daha doğru olucak gibi.

Kitabımızın iki anlatıcısı var. İkı bakış açısı var. Bunlar sizi rahatsız etmiyor. Yani en azından beni rahatsız etmedi. Baş karakterlerimiz Lilac ve Tarver. Lilac LaRoux, evrenin en zengin adamının kızıdır. Binbaşı Tarver Merendsen ise bir savaş kahramanı ve şu aralar en çok konuşulan askerdir. İkisinin yolları o gece İkarus'da -devasa büyüklükte ve LaRoux imzası taşıyan uzay gemisi - bir partide kesişir. Aslında Binbaşı'nın Lilac LaRoux'u gördüğünde onun muhteşem ününden ve yaklaşılmaması gereken kişi olduğundan haberdar değildir. Bu da Lilac'ın daha çok dikkatini çeker. Çünkü kendisi öyle bir yetiştirilmiştir ki, kimseyle yakınlık kurması söz konusu bile değildir. Lilac da mecburen kendi savunma sistemini yapmış ve babasından öğrendiği soğukluğu hayatında kullanmakta usta olmuştur.

Ama gemide alarmlar çalmaya başladığında kimse kimseyi takmaz tabikide. Herkes sağa sola kaçışırken ve kaçış gemilerine gitmeye çalışırken Lilac'ı gören Tarver onun yardımına koşar ve güvenliğini sağlar. Aynı kaçış gemisine binmek zorunda olurlar. Ve buum! Gemi parçalara ayrılırken kaçmayı başarırlar ve bir bilinmeyenin ortasına düşerler. Hayatta kalan sadece ikisi olmuştur.

Olaylar buraya kadar çok iyidir. Ama birbirlerini başta bayağı zorlarlar. Zira eğer Binbaşıyla yakalanırsa Tarver'in sonunun ölüm olacağı açık ve nettir. O yüzden mesafeyi her ne kadar uzak tutmaya çalışsa da o dialogları okumak cidden çok komikti. Dediğim gibi ikisinin de bakış açısından okuyabiliyoruz olanları. Bu da bizi güzel bir şekilde kitaba bağlamaya yetiyor.

Yaşama mücadelesi, adada kalsanız neler yapardınız gibi şeyler sizi cezbediyorsa aslında bu sizin kitabınız bile diyebilirim. Her ne kadar uzayda bilinmeyen bir gezegende hayatta kalma konusu olsada.

Benim başta da sinirlendiğimi ve olumsuz yorumlara hak verdiğim olaya gelirsek eğer işte şimdi kemerlerinizi bağlamanızı öneririm. Çünkü bu kısım sizi sarsabilir.


  • Yazarlarımız bir yerden diğer bir yere gitmek için neden kitabın 200 sayfasını heba ederler acaba? 
  • Ha uzun yol seviyorsanız birde şunu dinleyin: Neden uzun yolculuklar bu kadar sıkıcı olur ve aklınızdan "acaba buraları atlasam mı?" sorusu belirir?
  • Buralar o kadar sıkıcıdır ki ekşın sahnesi bile sadece bir yerde var. Romantik sahne bekliyorsanız şansınıza küsün çünkü karakterlerimiz son 300 sayfada kendilerine sonunda itiraf ediyorlar ve ah sonunda romantik bir sahne diye seviniyorsunuz! Ne güzel.
  • Peki tamam buralar da sizi tatmin etmedi mi? O zaman şunu da diyeyim. Kitabın sonuna geliyorsunuz ve kitaptaki sorular hiçbir şekilde cevaplanmıyor. O.o Bu da nesi? Çünkü yazar sizi ölümüne merak ettirip ikinci kitap için çıldırtma modunu bu yolla yapmaya karar vermiş. Aman aman!
  • Siz de koca bir 520 SAYFA okuduktan sonra "Nalet olsun size!!! Onca şeylerin cevabı şimdi ikinci kitapta mı var?!! -.- " demek düşüyor. Evet öyle...

Ben kinimi kusarken buraya kadar okuduysanız koca bir alkışı hak ettiniz. Cidden yazarların sorunu neydi bilemiyorum. Gerçekten aslında konusuna bayılmıştım ve cidden çok bekledim birşeylerin olmasını ama o kadar hayal kırıklığına uğradım ki...
Sırf merak ediyorum diye değil de keşke çok sevdim mutlaka ikinci kitabını da alıcam diyebilseydim. Ama maalesef şöyle bir şey diyorum: " kafamdaki nalet soruların cevabını almak için ikinci kitabı okumalıyım :(" Bu hoş birşey değil.

Ha "sevdiğin hiçbir yer yok muydu?" diye soruyorsanız. Aslında o hayatta kalmak için mücadeleleri, bir şekilde o ortama ayak uydurmaları ve karakterler çok hoştu. Keşke biraz daha bu ilişki üzerinde ufakta olsa okuru heyecanlandırabilecek olaylar serpiştirilmiş olsaydı. O zaman cidden benden 5 puan alabilirdir.

Ha birde yazarlarımız okurken yada ayrı bir zamanda dinleyebileceğiniz bir playlist hazırlamış. Bende spotify hesabımdan listeyi oluşturdum. Dinlemek için buraya alalım sizi.

- Puanım -
3/5

Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Bir uzay gemisi, sağ kalan iki kişi ve hayatta kalma savaşı! 





Benim Uzak Yıldızım yorumuna geçemeden daha sinirim zıpladı. Ama bunun kitapla alakası yok inanın. Her neyse bu durumda bakalım nasıl bir yorum çıkıcak bende merak ediyorum.



 O gecenin, devasa uzay gemisi ikarustaki diğer gecelerden hiçbir farkı yoktur. Ta ki o büyük felaket gerçekleşene ve İkarus yakınlardaki bir gezegene düşene dek. Elli bin yolcu kapasiteli gemiden yalnızca iki kişi kurtulmuştur: Evrenin en zengin adamının kızı Lilac LaRoux ve genç bir savaş kahramanı olan Binbaşı Tarver Merendsen.

Binbaşı Merendsen, Lilac gibi kızların insanın başına beladan başka bir şey getirmediklerini uzun zaman önce öğrenmiştir. Lilac da, Tarverın kendi iyiliği için, onu kendisinden uzak tutması gerektiğinin farkındadır. Ama ıssızlığın ortasında hayatta kalabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Açlık, soğuk ve vahşi hayvanlara bir de Lilacın duyduğu fısıltılar eklenince birbirlerine güvenmekten başka çareleri kalmaz. Ne var ki çok geçmeden, onları birbirlerinin kollarına iten bu trajediden büyük bir aşk doğar. Artık kurtulup kendi gezegenlerinde bir ömür ayrı kalmaktansa düştükleri bu ıssız gezegende birlikte olmayı tercih ederler.

Ama her adımda onları takip eden gizemli fısıltıların ardındaki gerçeği öğrenmeleriyle her şey bir anda değişir. Lilac ile Tarver o gezegenden ayrılsalar bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Nefes kesen bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı, Benim Uzak Yıldızım, zaman ve mekân tanımayan sonsuz bir aşkın hikâyesi…

Share
Tweet
Pin
Share
No yorum

Güzel bir pazar gününden herkese merhabalar! Öncelikle bütün annelerin anneler günü kutlu olsun. Buralar gene boş kaldı değil mi? :( Kusura bakmayın ama malum lys sınavına hazırlandığımdan -artık her yazıma böyle başlıyorum. - blog camiasında çok aktif olamıyorum. Ama hep aklım burada emin olabilirsiniz. Kafamda blogum ile ilgili o kadar proje var ki! Ama bunları uygulamam için bol bol vaktimin olması lazım. Şimdilik ufak ufak tanıtımlar ve kitap bitiriyorsam kitap yorumlarıyla burada olabiliyorum.

Bu gün size gerçekten kapağıyla beni benden alan bir kitabı tanıtmak için buradayım. Takip edenlerin zaten şimdiden para biriktirmeye başladığı ama bilmeyenleriniz için tanıtacağım kitap: Benim Uzak Yıldızım.

Go! yayınlarının yeni cicisi Benim Uzak Yıldızım biz kitap bloggerlarının bu aralar göz bebeği. Hemen sizi daha fazla meraklandırmadan tanıtıma geçiyorum.




Orjinal Adı:  These Broken Stars 
Kitap Adı: Benim Uzak Yıldızım
Yazar: Amie Kaufman & Meagan Spooner
Bağlı Olduğu Seri: Starbound #1
Yayınevi: Go! Kitap
Tür: genç-yetişkin, bilim kurgu, distopya, romantik
Sayfa Sayısı: 520
GR Puanı: 3.96
O GECENİN, DEVASA UZAY GEMİSİ İKARUS'TAKİ DİĞER GECELERDEN HİÇBİR FARKI YOKTUR.                                                   Ta ki o büyük felaket gerçekleşene ve İkarus yakınlardaki bir gezegene düşene dek. Elli bin yolcu kapasiteli gemiden yalnızca iki kişi kurtulmuştur: Evrenin en zengin adamının kızı Lilac LaRoux ve genç bir savaş kahramanı olan Binbaşı Tarver Merendsen.
Binbaşı Merendsen, Lilac gibi kızların insanın başına beladan başka bir şey getirmediklerini uzun zaman önce öğrenmiştir. Lilac da, Tarver’ın kendi iyiliği için, onu kendisinden uzak tutması gerektiğinin farkındadır. Ama ıssızlığın ortasında hayatta kalabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Açlık, soğuk ve vahşi hayvanlara bir de Lilac’ın duyduğu fısıltılar eklenince birbirlerine güvenmekten başka çareleri kalmaz. Ne var ki çok geçmeden, onları birbirlerinin kollarına iten bu trajediden büyük bir aşk doğar. Artık kurtulup kendi gezegenlerinde bir ömür ayrı kalmaktansa düştükleri bu ıssız gezegende birlikte olmayı tercih ederler.
Ama her adımda onları takip eden gizemli fısıltıların ardındaki gerçeği öğrenmeleriyle her şey bir anda değişir. Lilac ile Tarver o gezegenden ayrılsalar bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Nefes kesen bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı, Benim Uzak Yıldızım, zaman ve mekân tanımayan sonsuz bir aşkın hikâyesi…


Share
Tweet
Pin
Share
No yorum

Güzel bir pazar gününden herkese merhabalar! Öncelikle bütün annelerin anneler günü kutlu olsun. Buralar gene boş kaldı değil mi? :( Kusura bakmayın ama malum lys sınavına hazırlandığımdan -artık her yazıma böyle başlıyorum. - blog camiasında çok aktif olamıyorum. Ama hep aklım burada emin olabilirsiniz. Kafamda blogum ile ilgili o kadar proje var ki! Ama bunları uygulamam için bol bol vaktimin olması lazım. Şimdilik ufak ufak tanıtımlar ve kitap bitiriyorsam kitap yorumlarıyla burada olabiliyorum.

Bu gün size gerçekten kapağıyla beni benden alan bir kitabı tanıtmak için buradayım. Takip edenlerin zaten şimdiden para biriktirmeye başladığı ama bilmeyenleriniz için tanıtacağım kitap: Benim Uzak Yıldızım.

Go! yayınlarının yeni cicisi Benim Uzak Yıldızım biz kitap bloggerlarının bu aralar göz bebeği. Hemen sizi daha fazla meraklandırmadan tanıtıma geçiyorum.

Share
Tweet
Pin
Share
2 yorum

Herkese merhabalar! Ouu ygsden çıktım. Puanı hiç sormayın. Aslında bloga ara verdiğimi yazan bir post yazıcaktım ama gene olmadı. Kopamıyorum buralardan. Kitaplar desen zaten hayatımın odak noktasında. Sözün özü şudur eğer yine karamsarlığa falan düşersem ara verme ihtimalim olabilir. Ama istediğimden değil bu kesinlikle. Zorunluluktan. Her neyse gene kafanızı şişirdim.

Başlıktan da anlaşılacağı üzerine size GO Kitap'ın yenisini tanıtmaya geldim. Tatlı Şeytan'ı okumuşsunuzdur değil mi? Okumayan kaldı mı ki hiçç ^.^ (Me!!! :(( ) İşte o çok beğendiğiniz, ayılıp bayıldığınız Tatlı Şeytan'ın ikincisi Tatlı Tehlike çıktı çıkıcak yada şuan kitapçılarda bile olabilir. Bu yazıyı ne zaman okuduğunuza göre değişir ajshdhs. Tanıtımı ve ön okumasını görmüş müydünüz peki? Hemen aşağıya alalım o zaman sizi;




Kitap Adı: Tatlı Tehlike
Bağlı Olduğu Seri: Sweet Trilogy #2
Orjinal Adı: Sweet Peril
Yazar: Wendy Higgins
Yayınevi: Go! Kitap
Tür: genç-yetişkin, fantastik, romantik
Sayfa Sayısı: 440
GR Puanı: 4.33
KADERİNİ KABULLEN                                                           Görevleri, cennetten kovulan iblislere hizmet etmek olan Nefillerden biri olduğunu öğrendiği günden beri hayatı altüst olan Anna, kötülüğe boyun eğmemeye kararlıdır. Ama dört bir yanda kol gezen fısıldayan iblislerin ve acımasız Düklerin dikkatini çekmemek için o da diğer Nefiller gibi çalışmak zorundadır. Bunun için tüm çekingenliğinden sıyrılıp bir parti kızı oluveren Anna artık tüm eğlencelerin aranılan ismidir. Bu şekilde yaşamaktan nefret etse de o, çok büyük bir amaca hizmet edecek olan “seçilmiş kişidir” ve zamanı geldiğinde ona emanet edilen Erdem Kılıcı ile büyük bir savaşa öncülük edecektir. Ama o güne dek kimliğini gizli tutmalı ve toplayabildiği kadar yandaş toplamalıdır. Bunun için kendisi gibi bir Nefil olan Kaidan Rowe’a duyduğu büyük aşkı bile kalbine gömen Anna, bir yandan “kötü kızı” oynarken bir yandan da iblisleri yeryüzünden silmek için ölümcül bir mücadeleye girişecektir.


ÖN OKUMA için tık tık!
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum

Herkese merhabalar! Ouu ygsden çıktım. Puanı hiç sormayın. Aslında bloga ara verdiğimi yazan bir post yazıcaktım ama gene olmadı. Kopamıyorum buralardan. Kitaplar desen zaten hayatımın odak noktasında. Sözün özü şudur eğer yine karamsarlığa falan düşersem ara verme ihtimalim olabilir. Ama istediğimden değil bu kesinlikle. Zorunluluktan. Her neyse gene kafanızı şişirdim.

Başlıktan da anlaşılacağı üzerine size GO Kitap'ın yenisini tanıtmaya geldim. Tatlı Şeytan'ı okumuşsunuzdur değil mi? Okumayan kaldı mı ki hiçç ^.^ (Me!!! :(( ) İşte o çok beğendiğiniz, ayılıp bayıldığınız Tatlı Şeytan'ın ikincisi Tatlı Tehlike çıktı çıkıcak yada şuan kitapçılarda bile olabilir. Bu yazıyı ne zaman okuduğunuza göre değişir ajshdhs. Tanıtımı ve ön okumasını görmüş müydünüz peki? Hemen aşağıya alalım o zaman sizi;

Share
Tweet
Pin
Share
2 yorum

Kitap Adı: Karanlıkta Buldum Seni
Orjinal Adı: Find You in the Dark 
Yazar: A. Meredith Walters
Bağlı Olduğu Seri: Find You in the Dark #1
Tür: yeni-yetişkin, romantik, dram
Yayınevi: Go Kitap
Çeviren: Duygu Yücel
Sayfa Sayısı: 456
GR Puanı: 4.03 
Basım Tarihi: Ocak 2015

“Sen beni karanlıkta buldun ve kendimden kurtardın. Seni sonsuza dek seveceğim.”
Maggie Young, kendi deyimiyle, küçük bir kasabada, süper not ortalaması ve sıradan okul aktiviteleriyle yaşayıp giden sıradan bir kızdır. Normal bir ailesi, normal bir okulu, normal arkadaşları, kısacası normal bir hayatı vardır. On sekiz yaşına girmek için gün sayan Maggie, artık sıra dışı bir şeyler yaşamak, tutkuyla sevebileceği bir şeylere sahip olmak ister. VE KADER KARŞISINA CLAYTON REED’İ ÇIKARTIR…
Clayton Reed. Kasabadaki yeni çocuk. Kimseye yüz vermeyen gizemli yakışıklı. Geçmişinden kaçıp sığındığı bu küçük kasabada, her şeyden ve herkesten uzak durmaya kararlı. MAGGIE HARİÇ…
Herkesten köşe bucak kaçan Clayton, dış dünyayla arasına kalın duvarlar örse de Maggie o duvarların ardında neler olup bittiğini öğrenmeye kararlıdır. Çünkü tanıdığı hiç kimseye benzemeyen bu gizemli yabancıya deliler gibi âşık olmuştur. Ama o duvarların ardında yaşananlar Maggie’nin tahmin edebileceğinden çok daha korkunçtur. Clayton çok geçmeden adeta bir kelebek gibi Maggie’nin ışığına kapılıp özgürleştiğini sanır, Maggie ise Clayton’ın karanlığına hapsolur. Gün geçtikçe büyüyen bu karanlık, ikisini de yavaş yavaş yutarken onlar aşklarının her şeyin üstesinden geleceğine inanmaya devam eder. Çünkü delice bir aşktır onlarınki. Ya da belki sadece delilik…
New York Times çok satan yazarı A. Meredith Walters’tan kırık bir “ilk aşk” hikâyesi...
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum

Kitap Adı: Karanlıkta Buldum Seni
Orjinal Adı: Find You in the Dark 
Yazar: A. Meredith Walters
Bağlı Olduğu Seri: Find You in the Dark #1
Tür: yeni-yetişkin, romantik, dram
Yayınevi: Go Kitap
Çeviren: Duygu Yücel
Sayfa Sayısı: 456
GR Puanı: 4.03 
Basım Tarihi: Ocak 2015
Share
Tweet
Pin
Share
3 yorum

Kitap Adı: Tatlı Şeytan
Orjinal Adı: Sweet Evil
Yazar: Wendy Higgins
Bağlı Olduğu Seri: The Sweet Trilogy #1
Tür: genç-yetişkin, paranormal, fantasy, kurgu
Yayınevi: Go Kitap
Çeviren: Demet Orhan
Sayfa Sayısı: 536
GR Puanı: 4.17
Dağıtım Tarihi: Aralık 2014




ZEVK, GÜNAHIN TUZAĞIDIR…On altı yaşındaki, lise öğrencisi Anna Whitt yaşıtlarından biraz farklı bir genç kızdır. Anna, renkler vasıtasıyla insanların duygularını görür, hatta isterse hisseder. Kilometrelerce ötedeki sesleri duyar, kokuları alır. Anna, farklı olduğunu bilir ama &ne& olduğuna dair en ufak bir fikri yoktur. Ta ki gizemli yakışıklı Kaidan Rowe ile tanışana dek. Kaidan, onun da kendisi gibi, iblis soyundan gelen bir Nefil olduğunu açıklayınca Anna'nın önünde karanlık bir dünyanın kapıları aralanır. Kaidan’ın büyüsüne kapılıp bu dünyaya adımını attığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hayatı boyunca &iyi bir kız& olan Anna, ya diğer Nefiller gibi iblislere boyun eğip kötülüğe hizmet edecek ya da kaderini baştan yazacaktır…
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum

Kitap Adı: Tatlı Şeytan
Orjinal Adı: Sweet Evil
Yazar: Wendy Higgins
Bağlı Olduğu Seri: The Sweet Trilogy #1
Tür: genç-yetişkin, paranormal, fantasy, kurgu
Yayınevi: Go Kitap
Çeviren: Demet Orhan
Sayfa Sayısı: 536
GR Puanı: 4.17
Dağıtım Tarihi: Aralık 2014




ZEVK, GÜNAHIN TUZAĞIDIR…On altı yaşındaki, lise öğrencisi Anna Whitt yaşıtlarından biraz farklı bir genç kızdır. Anna, renkler vasıtasıyla insanların duygularını görür, hatta isterse hisseder. Kilometrelerce ötedeki sesleri duyar, kokuları alır. Anna, farklı olduğunu bilir ama &ne& olduğuna dair en ufak bir fikri yoktur. Ta ki gizemli yakışıklı Kaidan Rowe ile tanışana dek. Kaidan, onun da kendisi gibi, iblis soyundan gelen bir Nefil olduğunu açıklayınca Anna'nın önünde karanlık bir dünyanın kapıları aralanır. Kaidan’ın büyüsüne kapılıp bu dünyaya adımını attığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hayatı boyunca &iyi bir kız& olan Anna, ya diğer Nefiller gibi iblislere boyun eğip kötülüğe hizmet edecek ya da kaderini baştan yazacaktır…
Share
Tweet
Pin
Share
2 yorum
Daha Eski Gönderiler

Hakkımda

Fotoğrafım
Fatma Başar
Kitap bitirme sayısı artarken gözlük numarası da bundan nasibini almış biri. Aynı zamanda da bir adet taze öğretmen. Buralardaysanız muhabbet etmekten çekinmeyin. *.* kitapsayfalari@hotmail.com
Profilimin tamamını görüntüle

Bu Blogda Ara

İzleyiciler

2024 Reading Challenge

2024 Reading Challenge
Fatma has read 0 books toward her goal of 30 books.
hide
0 of 30 (0%)
view books

Fatma's bookshelf: currently-reading

Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez
Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez
by Kemal Sayar
tagged: currently-reading

goodreads.com

(GÜNCELLENDİ)

Kitaplığımdaki Kitapları Satıyorum!

Uzun zamandır aklımda olan ama bir türlü gercekleştiremediğim bir şeyi sonunda duyuruyorum sizlere. Kitap kurtlarının vaz geçilmez sorunu o...

Çok Sevilenler

  • Kitap Sayfaları'nın 1. yaşı Şerefine Kitap Çekilişi!!! :D
    Kitap Sayfaları 1 yaşında ben de güzel bir çekiliş yapmak istedim. Resimde görülen 3 kitabı bir kişiye hediye etmek istiyorum.  Hed...
  • Kitap Alışverişi Günlüğüm #3
    Güzel bir kitap alışverişinden sonra tahmin edersiniz ki ben de çook mutlu geziyorum etraflarda. Öyle ki kargo elime ulaştığında kucakla...
  • #Mim | Kitaplığınızdaki En İyi 10 Kitap Kapağı || Vlog
    Herkese merhabalar!! Yorum Durağım blogunun sahibesi Damla beni mimlemiş. Bende biraz da işsizlikten ne yapim, ne yapiyim diye düşünürk...
  • Dört Hafta Bir Ay || Ağustos - 2019
    Uzun zamandır bu ay sonu rapor yazılarını yazmıyordum. Sanırım en son 2018'in temmuz ayındaki yazı ile buluşmuşsunuz. Umarım özlemişs...
  • 2016 Favoriler || Kitap Sayfaları
    Blogda en çok yazmaktan keyif aldığım yazılardan biri herhalde yıl sonu yazıları. 2016'ya dönüp baktığımda neleri doğru neleri yanl...

Arşiv

  • ▼  2021 (1)
    • ▼  Ocak (1)
      • Goodreads 2020 | Okuma Serüvenim
  • ►  2020 (10)
    • ►  Aralık (2)
    • ►  Kasım (2)
    • ►  Ekim (3)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Mayıs (1)
  • ►  2019 (8)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Ağustos (6)
  • ►  2018 (18)
    • ►  Ağustos (2)
    • ►  Temmuz (4)
    • ►  Haziran (4)
    • ►  Mart (2)
    • ►  Şubat (2)
    • ►  Ocak (4)
  • ►  2017 (17)
    • ►  Aralık (1)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Ağustos (5)
    • ►  Nisan (2)
    • ►  Şubat (4)
    • ►  Ocak (3)
  • ►  2016 (71)
    • ►  Aralık (5)
    • ►  Kasım (3)
    • ►  Ekim (3)
    • ►  Eylül (8)
    • ►  Ağustos (7)
    • ►  Temmuz (4)
    • ►  Haziran (10)
    • ►  Nisan (4)
    • ►  Şubat (7)
    • ►  Ocak (20)
  • ►  2015 (80)
    • ►  Aralık (8)
    • ►  Kasım (4)
    • ►  Ekim (2)
    • ►  Eylül (14)
    • ►  Ağustos (28)
    • ►  Temmuz (4)
    • ►  Haziran (6)
    • ►  Mayıs (2)
    • ►  Mart (4)
    • ►  Şubat (2)
    • ►  Ocak (6)
  • ►  2014 (86)
    • ►  Aralık (4)
    • ►  Kasım (2)
    • ►  Ekim (10)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Ağustos (26)
    • ►  Temmuz (16)
    • ►  Haziran (14)
    • ►  Mayıs (6)
    • ►  Şubat (6)
  • ►  2013 (218)
    • ►  Aralık (4)
    • ►  Kasım (8)
    • ►  Ekim (15)
    • ►  Eylül (17)
    • ►  Ağustos (42)
    • ►  Temmuz (29)
    • ►  Haziran (12)
    • ►  Mayıs (10)
    • ►  Nisan (16)
    • ►  Mart (21)
    • ►  Şubat (28)
    • ►  Ocak (16)
  • ►  2012 (145)
    • ►  Aralık (12)
    • ►  Kasım (12)
    • ►  Ekim (4)
    • ►  Eylül (16)
    • ►  Ağustos (28)
    • ►  Temmuz (18)
    • ►  Haziran (6)
    • ►  Mayıs (13)
    • ►  Nisan (11)
    • ►  Mart (7)
    • ►  Şubat (16)
    • ►  Ocak (2)

Created with by ThemeXpose