Konuşan Kitaplar #13 Blog Turu: Kaiken - Jean Christophe Grange | Kitap Yorumu

25 Temmuz 2013 Perşembe


Konuşan Kitaplar'ın 13. blog turu son günüyle karşınızda. Kaiken kitabını birçok yönüyle bu blog turda okuduk, öğrendik. Kaiken için bir çok yorum paylaşıldı ama birde benim gözümden okumaya ne dersiniz?

- Tur Takvimi - 

Konuşan Kitaplar Kızlarına Göre Kaiken - Kitap Avcısı
Yorum - Kitap Sayfaları









Orjinal Adı: Kaiken
Yazar: Jean-Christophe Grange
Yayınevi: Doğan Kitap
Tür: Gerilim, Macera, Polisiye
Çeviren: Tankut Gökçe
GR Puanı: 3.68
Sayfa Sayısı: 383








Parmaklarını şıklatarak sıradan dünyaya geri dönmesi mümkün müydü? (syf. 23)

Kaiken, Grange kitaplarından okuduğum ilk kitap oldu. Bu yüzden O'nun dünyasını daha yeni tanıdım diyebiliriz. Yazarın birçok kitabını görmüş olmama ve bu türün - gerilim,polisiye- hastası olmama rağmen Grange'i neden daha önce okumadım ben de bilmiyorum açıkcası.



Adı ve kapağıyla bayağı ilgi gören ve kısa sürede 28. baskıya ulaşması ayrı bir başarı bence. Daha hala çok satanlar listesinde olan Kaiken'i bitirdiğim zaman şöyle bir boşluk hissettim. Böyle mi bitmeliydi? diye düşündüm. Kaiken okuduğum o gerilim/polisiyelerden çok farklı bir kitap bir kere. Yazar bu kitabı ustalıkla yazdığı belli. Çünkü içerisinde Japonya ile ilgili o kadar çok kelime ve bilgi var ki yazarın gerçekten Japonyalı olduğuna bile inanabilirsiniz. Tabi bir kitabın bu kadar kaliteli olmasını da sağlayan yazarın iyi bir araştırma yapması ve sanki sizi oradaymış hissi verebilmesi.
Kendini katili olan bu katil avcısı, aynı zamanda bir koruyucu melekti. (syf. 32)
Konusundan biraz bahsedicek olursam; kitap Olivier Passan, eski eşi Naoko ve Gulliard'ın bakış açısıyla anlatılıyor. Ama asıl adamımız Passan. Passan "Doğumcu" adını verdikleri bir suçluyu uzun bir süredir içeri tıkmaya çalışan bir polistir. Kendisi de geçmişte birçok hata yapmış ama sonunda polis olabilmiş biri için bayağı iyi sanırım. Yardımcısı Fifi ile kitapta baskına giderler ve Gulliard'ı yakalarlar. Ama ellerinde tek bir kanıt bulamazlar. Passan adama fena halde takıntı haline getirmiştir. Bu işin peşini bırakmıyacağını anlayan Gulliard da daha dikkatlidir.

Olaylar bir de Naoko - yani Passan'ın eski karısı - tarafı vardır. Boşanmak üzere olan bu çift de kitapta ilgi çekici. Japonyalı olan Naoko, Passan'ın dikkatini de böyle çekmiştir. Hastalıklı bir şekilde Japonya kültürüne takıntılı olan Passan bu yönleriyle kitapta beni çileden çıkardı diyebiliriz. Zaten ayrılma nedenleri de bundan dolayı.
İyi artık onun için soyut bir değere dönüşürken, Kötü onun her gün karşılaştığı gerçeği olmuştu. (syf. 234)
Kitap bence 2ye ayrılarak iki farklı konu çıkarabiliriz. Gulliard ve sonrası. Kitabın yarısına geldiğimde "eee daha nolucak?" diye düşünüyordum ki ortaya ap ayrı bir kurgu çıktı. Yine Grange'in bir yönü sanırım bu. Aslında bu yönünü pek sevmedim ama olaya çok farklı bir görüş verdi. Bu da okumayı daha da istekli yaptı.

Kitabın kötü yönlerinden biri de karakterlerin isimleriydi. Kendi adıma konuşuyorum, isimleri akılda tutmakta zorlandım. Bazı yer isimleri de öyle. Zira Japonca kelimeler olduğu için hem okunuş hemde akılda kalması cidden çok zordu. Tabi yer yer açıklamalar da vardı. Bu da okur için daha bilgili oluyor.

Kitabın son sahneleri de uzatılmış gibi geldi fakat sırf neler olucağını öğrenmek için okumaya değerdi.
Dediğim gibi bu kitap ilk Grange kitabım ve onu tek bir kitabında yargılamak istemiyorum. Tarz bakımından çok farklı. Bu iyi tabiki çünkü bu tür için her yazar farklı olmalı.

Japonya'da, "Dünkü çiçekler bugünün rüyalarıdır." denirdi. Naoko buna bir ekleme yapabilirdi: "Dünkü hatalar bugünün kabuslarıdır." (syf. 351)

- Puanım - 


Katkılarından dolayı Doğan Kitap'a teşekkür ederiz...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Made With Love By The Dutch Lady Designs