İki Sevgili Şark ve Garp || Fatih-Harbiye, Peyami Safa

by - 8/11/2019



Peyami Safa denilince aklınıza ne geliyor? Bir düşünelim. Benim aklıma kelimelerin içindeki duyguları bulacağım gelmişti. Öyle olmadı. Bir bakıma Peyami Safa'yı göremedim sanırım. Belki yanlış bir kitabından başladım fakat kitap beklentimin tam tersini oluşturarak bitiverdi. Aslında amacı olan bir kitabı sevmiyorum sanırım. Yararcı bir romandan ziyade kurgunun içindeki yararı bulma taraftarıyımdır. Ne kadar anlaşılır bir cümle oldu bilemiyorum. Şöyle ki amacı topluma bir şey iletmek olduğunda bunu romanın içinde güzelce yedirerek yapmasını tercih ediyorum, eğer böyle bir amacı varsa şayet. Romanın sanatsallığını, estetiğini öldürüyor sanki. Aynı eski edebiyatçılar gibi düşünüyorum aslında fakat Fatih Harbiye bunu sağlamamış maalesef.


Cumhuriyet edebiyatında kendisine rastladığımız Peyami Safa'nın bildiğimiz diğer romanları Yalnızız, 9. Harici Koğuşu ya da Bir Tereddütün Romanı varken ben biraz kolaya kaçarak 132 sayfalık olan Fatih Harbiye'yi okumayı seçtim. Dizisine hiç benzemediğini sayfa sayısından bile anlayabiliriz bence. Zaten hangi dizi kitap ile aynı şekilde oluşturulmuştur ki? Çalıkuşu bile her ne kadar Fahriye Evcen ve Burak Özçivit ile bütünleşse de kitaptan çok farklı bir şekilde televizyonlara aktarılmıştı. 

Romanın asıl amacı Şark(Doğu) ile Garp(Batı)'ın karşılaştırılması için oluşturulmuş tam olarak. Bu romanın sonlarına doğru yazarın direkt müzik aletlerine benzeterek verilmiş. Bir de kedi ve köpek benzetmesi kullanılmıştı ki bu çok haklı bir benzetme gibi görünse de daha sonrasında bu benzetmeyi yapan kızın babası yani Faiz Bey bu görüşü öyle bir çürütüyor ki bir miktar bu sayfalarda düşüncelere kapılırken buluyorsunuz kendinizi. 

Ana tema aslında Neriman'nın Şinasi ile Macit arasında seçim yapması üzerine kurulu. Biraz eski İstanbul'u canlandırıyor Peyami Safa. Fakat betimlemelere boğulmuş bir kitap değil. Daha çok diyaloglar ve olay akışını okuyoruz. 132 sayfa böylece geçip gidiyor. Neriman'ın çocukluk arkadaşı ve şuan ki konservatuvar arkadaşı Şinasi'ye hisleri olmasına rağmen içindeki batı özlemini Macit ile tamamlıyor. Macit burada garbı temsil ederken Şinasi'nin şarkı temsil ettiğini hemen anlayabiliyoruz. Aynı zamanda kitapta hem Neriman'ın ağzından hem de Şinasi ve Faiz Bey'in ağzından anlatıldığını görüyoruz. Bu da Cumhuriyer edebiyatı eserlerinde görmekte olduğumuz bir durum. Başta dediğim duygu aktarımı aslında bir miktar olmasına karşın yine de daha yoğun bir psikolojik tahlil beklemiyor değildim. Acaba Peyami Safa'ya yanlış bir kitaptan mı başladım diye düşünmeden edemiyorum hala. 

Fatih Harbiye, akıcı olmasının yanında aşk temalı olmasından kaynaklı rahat okunan bir kitap. Hatta çerezlik desem yanlış olmaz. Benim ana kadın karakterimiz olan Neriman'ın Şinasi ile Macit arasındaki seçimi komik bir olaydan sonra yapması oldukça garibime gitti. Bir insanı sevip sevmediğimizi zaten biliyoruzdur, içimizde o zaten ön planda kendini gösteriyordur. Bunun büyük bir ilham beklermiş gibi aklına düşmeyi beklemesi Neriman'a olan bakışımı olumsuz olmasını sağladı. Neriman'ın ilk baştaki kararlılığını keşke devam ettirseydi yahut mantıklı bir geri dönüş yapsaydı diye hala düşünmeden edemiyorum. 

1931 yılında tamamlanan Fatih Harbiye, Peyami Safa için dönemini yansıtması bakımından önemli bir eser olabilir. Fakat bu dönemdeki şark-garp sorunsalını artık burada bitirmenin vakti gelmedi mi diyerek sitem ederken buluyorum kendimi. İnsan ne isterse onu yaşamalı, kültürünü kaybetmediğin sürece tabiki. Bunu yaptığımız zaman yaşamın doğusuymuş batısıymış, siyahıymış yoksa beyazıymış derken kendimize araftan başka bir yer bulamayacağız gibi hissediyorum. Peyami Safa'yı daha iyi tanımak için Yalnızız ve 9. Hariciye Koğuşu'nu okumadan kesin bir yargıya varmayacağım fakat Fatih Harbiye bende bir miktar hayal kırıklığıyla ardımda bırakmış oldum. 

You May Also Like

6 yorum

  1. Eğer okumaya Fatih Harbiye ile başlamamış olsaydım Peyami Safa'nın 6 kitabını okumuş olmaz ve bütün eserlerini okuma arzusu uyanmazdı içimde... Her Kitap ve her yazar, her okuyucuda aynı etkiyi bırakmıyor oluşu farklılığımıza ve zenginliğimize işatettir... Bununla birlikte kitap inceleme yazısı yazma konusunda başarılı bulduğumu belirtmeliyim... Temanızın görselliği ve yazıların okunurluluğu güzel... ilk kez ziyaretimde bloğunuzdan duyduğum memnuniyeti paylaşmak istedim... her işiniz kolay olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söylediklerinize katılıyorum gerçekten. Bu zenginlik olması gerekiyor bence. Yoksa aynı fikirlerde bunalabilirdik. Yorum ve blog hakkında yaptığınız olumlu yorumlar için de çok mutlu oldum, teşekkür ederim. Umarım diğer yazılarımi da severek okursunuz. İyi bayramlar dilerim. :)

      Sil
  2. Ben kitabı sevmiştim gibi hatırlıyorum ama dizisini hiç izlemedim. Dediğin gibi dizileri çok değiştiriyorlar, Çalıkuşu'nun son versiyonu biraz alakasızdı, daha çok izleyici nasıl sevecekse o şekilde dönüştürüyorlar. Ben orijinal hikayeleri seviyorum sanırım, dizilerde değiştirilmesini pek sevmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de orijinal hikaye taraftarıyım. :) Bu yüzden hep kitap, her daim kitap!

      Sil
  3. peyami safaa çok seviyom, dört beş tane okudum, yalnızlar da güzel ama en çok tereddüdü sevdiim. ağır ama süfeer :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ayki okuma listeme bir tane Peyami Safa kitabı sıkıştırayım o zaman :)

      Sil